Bir merakım var: yeni doğan çocuklara verilen isimlere oldum olası dikkat kesilirim. Çünkü isim dediğin, çoğu zaman bir umudu, bir beklentiyi, bir özlemi, bazen de maziye (ve kutsanan aileye) ait bir itibarı çocuğun üstüne iliştirme arzusunu taşır. Dolayısıyla bize, yaşanan zamanın ruhu hakkında bir şey söyler.
Birkaç yıldır TÜİK, her yıl başında yeni doğan çocuk isimleriyle ilgili istatistikler ve dökümler paylaşıyor. En çok konulan erkek ve kız çocuk isimlerine bakınca kabaca şu tablo çıkıyor: Erkeklerde “güç ve liderlik” çağrışımı yapan bir hat (Alparslan, Metehan, Aslan), kızlarda ise daha “zarif ve estetik” tınılar (Defne, Alya, Duru) öne çıkıyor.
Şöyle de diyebilirdim: Tarihî kahramanlara (Alparslan, Metehan), Türk mitolojisine ve eski Türkçeye (Umay, Gökçe, Göktuğ), bir de modern ama kısa, kolay tınılara (Alya, Asel) dönük belirgin bir ilgi var. Bu isimleri kimler seçiyor, hangi sınıfsal/kültürel sermayeyle, hangi saiklerle karar veriyorlar, elimizde herhangi bir veri yok.
İnsanlar çocuğa isim verirken, farkında olarak ya da olmayarak, “bu çağda ayakta kalmanın” şifresini de fısıldıyorlar: güçlü olsun, sert dursun, yenilmesin şu bu. Alparslan gibi bir isim, bu yüzden sadece tarihî bir gönderme değil, bugünün kaygısına, güvensizliğine ve geleceği kontrol etme arzusuna verilmiş sembolik bir “zırh.” Kız isimlerindeki “zarafet” çizgisi de aynı resmin başka bir veçhesi: Duru, Defne, Alya sanki hayatın kabalığına karşı estetik bir itiraz olsun istenmiş.
2023’te bu meseleye “takılmış” ve yazmıştım, aradan geçen iki yılda tablo pek değişmedi. Necip milletimiz mi demeli, gençlerimiz mi bilemiyorum, yeni doğan erkek çocuklarına en çok Alparslan ismini veriyor. Bunun partizanlıkla ya da Türkeş’le ilgisi yoktur diyemeyiz, fakat meseleyi sadece oraya indirgemek kolaycılık olur. Daha geniş bir “şimdiki zaman” milliyetçi habitusunun, epik bir hayali (hatta geleceğe dair bir teminat arzusunu) sembolize ettiğini göz ardı edemeyiz. Ben büyürken bu kadar çok “Alparslan” yoktu, hocalık yaptığım yıllarda da yoktu. Gözle görülür bir patlamadan söz ediyoruz.
Bu patlamayı tek başına bir “isim modası” diye geçiştirmek mümkün, ama isimler genellikle modadan fazlasını taşır. Çünkü isim verme, ailenin çocuğa dair dileğini olduğu kadar, zamanın baskısını ve çevreden duyulan telkinleri de içine alır. Bu yüzden isim listeleri, toplumsal arzuların ve kaygıların en görünür hâle geldiği yerlerden biri sayılabilir. Tam da bu yüzden “Alparslan” ısrarı, bir tercih olmaktan çok bir eğilim olarak okunması gerekiyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder