Pazartesi, Eylül 20, 2021

Ahmet Rasim

Gıbrıslı. Babasız, hep babayı arayan. Ahmet Mithat’ın talebesi. Hüseyin Rahmi’nin hempası. Kırkmeraklı. Ucuz romancı, muhabir, gececi, şehirci, mahalleci, gelenekçi, eski zaman tarihçisi. Eşkâl-i zaman. Ahmet Rasim, Evliya Çelebi olmak isteyen İstanbul gazetecisi.

Pazar, Eylül 19, 2021

Çetin Özkırım

Başlığa bakmayın, ismini Çetin A. Özkırım diye yazardı... Aşki imiş o "A"... Mahlas mı, gerçek ismi mi bilmiyorum. Kapak ilüstrasyonundaki çinileme dikkatimi çektiği için aldım kitabı. Özkırım, normalde bu denli çini atmaz, handiyse ligne clair ölçüsünde konturlar atar, resmedeceğini öyle resmederdi. Kim yapmış diye aldım, hafif tertip şaşırdım.

Çizgi dünyamızın farklı ilgileri olan okur-yazar sanatçılarından biriydi Özkırım, ilüstratörlük dışında sinema eleştirmenliği yapardı. Ben kendisini 1985 yılında Videosinema dergisinde çıkan hatıralarından biliyorum, ilk kez orada okudum. Seneler sonra, Düş Erimi isimli bir anı romanını okudum, galiba, ellili yıllara "basın ressamları" gözüyle bakan, cumhuriyetin ilk çizgi romancı ve karikatüristlerini ucundan kıyısından (hatta ortasından) anlatan tek romandır. Meraklısı kaçırmamalı...

Çizgi roman da yaptı ama çok da sebat göstermedi, belki ilgisini çekmiyordu, belki o ağır işçilik gözünde büyüyordu. Ben tarz olarak Ferit Öngören'e çok benzetirim. Üretseydi, edebi tatları olan işler çıkarabilirdi. 

Cumartesi, Eylül 18, 2021

Mahmut Cuda'nın Nasrettin Hoca'sı


Bir süredir Mahmut Cûda resimlerine bakıyor, yazılarını okuyorum. Bildiğim bir ressamdı ama bu kadar üstünde durmamıştım, Kırklı yıllarda çıkan Yeni Adam kapaklarından bir fikrim vardı, olağandışı işleri de vardı, bugün için kimselere ilginç gelmeyecek yorumları da...

Epeyce haksız biçimde ondan "Natürmort ressamı" diye bahsedilir...Çok ilginç çalışmaları var ama  benim asıl ilgimi çeken karikatür ve eskizleri...kapakları...

Geçtiğimiz günlerde 1958'de çıkmış, ucuz kitaplardan birinde, bir Nasrettin Hoca fıkraları derlemesinde çizgilerine rastladım. 

Cûda'nın ilginçliği şu, ilüstrasyon ve karikatür  geleneğimizle (hiç ölçüsünde) ilgilenmemiş olması, onlardan ilham almaması... Farklı ve özgün olan yanı da o zaten... Gazetelerden veya dergilerden yetişme biri değil... Çok küçük yaşta yurt dışına gönderilmiş, Almanya'da ve Paris'te yıllar geçirmiş, düşünün 21 yaşında ülkeye geri dönmüş. Liselerde öğretmenlik filan... Bütün dünyası resim ve ressamlar... Gazeteci çevreleriyle alakadar olmuyor...

Yeni Adam yazıyor yukarıda ama derginin sahibi Baltacıoğlu'nun yazdıklarından anlıyoruz ki, telif için yapmıyor bunu... Hatta öyle ki, askere gittiğinde, madem Cûda yok, onun "menfaatsiz yardımlarının hatırasına saygı" göstereceğiz diyerek kapakta (o askerden dönene kadar) ilüstrasyon kullanmıyorlar.  

Nasrettin Hoca yorumlarına bakın... Bizim bildiğimiz komik çizgili bir Hoca değil karşımızdaki... Daha gerçekçi duruyor...Daha sakin ve mesafeli bir mizahi ton aramış sanki...













Cuma, Eylül 17, 2021

Parasız Yatılı'yı çizgi roman sanmak

Yukarıdaki sayının aktüel çıkış zamanına denk gelmedim, seneler sonra, galiba on yaşında filanken, bir sinema önünde pek çok çizgi roman arasında, başka çocuklar tarafından satılırken görmüştüm. Hem cepte para yok, hem de hepsini merak ediyor, okumak istiyorsunuz. İzin verdiler, alacakmış gibi karıştırdım.

Abdülcanbaz'ın arka kapağında gördüğüm Füruzan-Parasız Yatılı ilanını yeni bir çizgi romanın duyurusu sanmıştım. Füruzan kahramanın ismi gibi gelmiş, karışık kuruşuk çocukça bir şeyler hayal etmiştim. Kızsal bir şeyler ama "görmediğim" bir çizgi roman daha, tüh tüh vah vah...

Seneler sonra öğrendim ki, Turhan Selçuk ile Füruzan o yıllarda evliymiş, reklamı o sebeple koymuşlar filan... Geçmiş zaman.

Yargı magazini

Yetmişli yıllardan bir yargı haberi, hakim idam kararı verdiği için kalemini kırmış: "Reis kırdığı kalemi saklayacak" 

Önce "saklayacak" vurgusu ilgimi çekti, niye saklasın ki diye düşündüm, insan hatırlamak değil unutmak ister gibi geldi. Halbuki ilk kez duymuyordum bunu, önceden böyle düşünmemişim. 

Sonra habere baktıkça şunu farkettim, eskiden vardı, şimdi yargı magazini yapılmıyor, mahkemeler "konuşulmuyor", "haberleştirilmiyor", bunun nedenini ülkenin içinde bulunduğu kutuplaşmaya ve gazetesizleşen medyaya bağlayabiliriz elbette.

Perşembe, Eylül 16, 2021

Hızırbey için

Eğitimli ve sanatçı bir aileden geliyordu, belki o yüzden çaresizlikle ve o açlıkla çalışmadı, ancak geç yaşında çizer olarak ilgi çekebildi. Pulp evrenini iyi bilirdi, Salata mizahına ve trash abartısına yatkındı, westernler ve kılıçlı kahramanlar… Yetmişli yıllarda yaşıyordu. Bir fikre takılır ve onu günlerce konuşurdu. İddiacıydı, tersini söylemeyi severdi. Yaman adam derdi birine, oo yaman adam… Ya da süzme salak… Bir sigara, sonra bir sigara daha… Çizerliği kadar koleksiyoncuydu, yıllarca topladı, sattı, tekrar topladı ve tekrar sattı. Kırgındı ve kırıktı, bütün kırgınları küçümser, bütün kırıklara gülerdi. Fikren kavga etmediği azdı, ben etmedim ama arkamdan da konuşurdu veya biri konuşursa beni korurdu. Kıblesi kahramanlığıydı. Yaman adamı olmak istiyordu ucuz romanların. Ben tek siz hepiniz diyordu aslında karşılaştıklarına. Uzun uzun konuşurdu, sahiden uzun uzun…Bir romana veya bir şeye başlardı, bitiyor derdi, başladı mı bitti mi bilemezdik, vazgeçerdi, yarım yarım, ya da arkaik, yarım asır önce yazılmış gibi…Gülerdi kendine, sonra başka gaileler, çekilir mi bu hayat, ağzında çakıltaşı var gibi, ree’leri tıngırdatarak…Hoşçakal Talat abi

Related Posts with Thumbnails