 |
| Kare 1 |
Bilmeyenler için kısa bir girizgâh: Gazetelerin en güçlü
medium olduğu bir dönemden söz ediyorum. Radyo var, sinema var ama teknolojik ve ekonomik sınırlılıklar nedeniyle gazeteler kadar yaygın değiller. Gazeteler ise yalnızca haberin değil, edebiyatın ve her türlü popüler sanatın ilk yayımlandığı yerler. Rağbet gören her şeyi bünyelerine alıyor, aldıklarını birkaç kat daha popülerleştiriyorlar.
 |
| Kare 2 |
1950’li yıllarda gazeteler, hafta sonları renkli pazar ilaveleri vermeye başlıyor, bu ilavelerde de yerli çizgi romanlar yayımlanıyor. Paylaştığım kareler, tam sayfa yayımlanan
Bir Yemin Uğruna (1954) isimli çizgi romandan. Türkiye’nin o yıllarda en çok satan gazetelerinden
Yeni Sabah’ta yayımlanmış, çizeri ise dönemin açık ara en parlak ismi
Ratip Tahir Burak.
 |
| Kare 3 |
Bugünden bakınca bazı şeyleri hatırlatmak gerekiyor. Birincisi, bu çizgi romanlar renkli oldukları için okura bambaşka, neredeyse göz kamaştırıcı geliyor; çünkü gazetelerin kendisi siyah beyaz yayımlanıyor. İkincisi, haftada yalnızca altı kare yayımlanan, buna rağmen ilgiyle takip edilen bir şeyden söz ediyoruz. Bugünle kıyaslayalım: 1990’lardan itibaren mizah dergileri “
okur unutur” diye haftaya devam eden tefrikaları istemez olmuştu. Oysa Ratip Tahir sadece altı kare çiziyor, iş ilgiyle takip ediliyor ve en yüksek telifi alıyor.
 |
| Kare 4 |
Üstelik, düşünün altı karede hikâyeyi ne kadar geliştirebilirsiniz? Paylaşılan sahnede yabancı bir kadınla Türk erkeği yürüyüşe çıkıyor; aralarında tutkulu bir gerilim oluşuyor ve reddedilen kadın erkeğin bacaklarına sarılıyor. Bir hafta boyunca yalnızca bu sahneyi okuyorsunuz. Evet, bir duygu çatışması var, bir gerilim var ama bugünün okuruna bakınca ister istemez “
bu kadar mı?” diye soruyorsunuz. Demek ki o devrin okuruna bu kadarı yetiyormuş.
 |
| Kare 5 |
Karelerin alt yazılarını bilerek çıkarttım. Çünkü ortada görsel bir ardışıklık var, bir romans yaşandığını metni okumadan da anlayabiliyoruz. Ama alt yazılarla görseller arasında güçlü bir uyum olduğu da söylenemez. Ratip Tahir yazıyı resimlemiyor, tersine, resmin üzerine metin kuruyor. Eğer metni gerçekten resmetseydi, sahneyi farklı çizmesi gerekirdi, alt yazı şöyle: "
Genç kız tir tir titreyen küçücük elleriyle delikanlının cepkenine yapıştı, bütün gücüyle sarsarak: 'Senin olmak istiyorum, senin! Bunu anladın hala neden susuyorsun?' diye haykırdı. Şahin'in şaşkınlığı son haddini bulmuş, dili tutulmuştu. 'Duymuyor musun söylediklerimi? Yoksa beni çirkin mi buluyorsun?'.
Genç kadın, delikanlıya kendini adeta sunuyor, hatta dramatik bir hareketle, "esvabının göğüs kısmını kavuşturan ipek kordonları kopartarak taptaze göğsünü açıyor." Biz bunu karede görmüyoruz, tuhaf, frapan, eksajere bir sahneymiş halbuki... Görsel, metnin iddiasını taşımıyor, daha ölçülü, hatta temkinli.
 |
| Kare 6 |
Son kareye bayılıyorum, müthiş erkek Türk'ün fetih rüyasının resmi çünkü... [Marie] özellikle dikkat: kadın erkeğin bacaklarına sarılmış, hıçkırıklar içinde. Bu sahne, neredeyse ham bir fantezinin kristalleşmiş hali. “Fetih” duygusunun görselleştirilmiş bir özeti gibi. Ve evet, bu tek sahne, okuru bir hafta bekletecek kadar güçlü bir cazibe üretiyor.