Pazartesi, Aralık 10, 2018

Pıt Pıt Sözlüğü (4)



Bak anlatayım: Çay var, kahve var, diye dükkânın dört bir yanını döneceksin, çay isteyene çay, kahve isteyene kahve götüreceksin. Bu arada, karşıdaki otele de arasıra çıkacak, müşterilerin çaydan kahveden yana hallerini hatırlarını soracaksın... Tamam mı yeğen? (Muzaffer İzgü, Zıkkımın Kökü).

Dünya: Zaten görülen ve görülmeyen bütün düşler, bu karanlığın ta kendisi değil miydi? (İhsan Oktay Anar, Puslu Kıtalar Atlası).

İstinsah: Bir kitaba veya her hangi bir metne bakarak aynısını yazma.

Kadıköy: Denizin öbür yakasında Kadıköy, gurup eden güneşin ışıklarına boyalı çehresini, aynaya
eğilmiş bir şuh kadın gibi, uzatmış, renkler içinde bahtiyar bir gülüşle parlıyor, için için kızarıyordu. Bu kuytu, karanlık dehlizin karşısında orası hayalî beldeler gösteren bir sinema şeridi gibi revnaklı (rengarenk) inanılmayacak kadar şen, aydınlık görünüyordu (Refik Halit Karay, Memleket Hikâyeleri).

İlmam: Bir şairin, başka bir şairin şiirini biraz değiştirerek sahiplenmesi.

Mülhem olmak: Esinlenmek, yazarken bir başka eserden ilham almak.

Çingene: Sevmeyi yalnız bizler biliriz... Bizler: Batı rüzgarı kadar serbest dolaşan ve kendimizden başka Allah tanımayan biz Çingene'ler (Sabahattin Ali, Değirmen).

Pazar, Aralık 09, 2018

Vıtvıt


Ben çocukken çizgi roman karşıtları, çizgi romanın çocuklara okutulmaması gerektiğini iddia ederlerdi. Çizgi roman kolay anlaşılıyordu, basitti, okuması kolaydı, çocukları daha derin ve emek isteyen edebi eserlerden uzaklaştırıyordu filan. 

Üç aşağı beş yukarı, çizgi roman seven her insan bu argümanlara cevap vermek zorunda kalmıştır. Çizgi roman okuduğunu söylemek bile hafiften cesaret işiydi, çocuksu bulunabiliyor, küçümseniyordun. Hayatım boyunca çeşitli ölçülerde buna muhatap oldum. Çizgi romana harcadığım enerjiye üzülen sayısız hocam oldu. 

Halbuki nedir ki, bu da pek çok anlatım türü gibi çizgi roman da eğlencedir, sanatla ticaret arasında salınır durur. Seversin okursun, sevmezsin okumazsın. Yok işte, hayatımız öğretmenlerle polislerin cenderesinde geçtiği için yanlış-doğru, değerli-değersiz, yüksek sanat-popüler vıtvıt diye diye sürüklenip duruyoruz. 

Söylenenler, sanat tarifleri, beğeni ölçütleri hoşumuza gitse de gitmese de bizi etkiliyor. Çizgi roman sanattır iddiamızın altında da bu nedenle bir meşruiyet arayışı var. Kabul ettirmeye çalışıyoruz. Sanat tanımının kendisini değil de, o tanımı sahiplenenlerle uğraşıyoruz. 

Cuma, Aralık 07, 2018

Pıt Pıt Sözlüğü (3)



Asalet: Edebiyatta yoz, bayağı ve edeb dışı sözcüklerden kaçınma, edeb-i kelam.

Sabah ayarı:  Hani önce dükkânı açarsın, havalandırırsın, bir iki fincan kahve içersin ve ondan sonra hayata başlarsın, değil mi? Hayır efendim. Daha anahtarı kilide sokarken telefon çalmaya  başlıyor. Acele etmekten nefret ederim; acele acele kapıyı açıyorum, telefonun üstüne  uçuyorum (Esmehan Aykol, Kitapçı Dükkanı).

Eşhas: Şahısın çoğulu, roman ve hikâyedeki karakterlerin toplamı için kullanılır.

Beyim bilir: Kamile, yanına yıldırım düşmüş gibi sarsıldı. Kahvesinden ilk yudumu alacaktı. Eli havada kaldı. Ama belli etmedi sarsıldığını. İyi kötü içti kahvesini. Başını yere eğip bekledi kocası ne diyecek? Yıllardır iyice koşullanmıştı her baskıya, her küsküye...(Fakir Baykurt, Tırpan).

İstidrâk: Över gibi görünerek yerme ve yerer gibi görünerek övmek

Efsane:  Meto mahalleye gelmiş, haber sokaklarda yankılanıyor. Kim bilir ne güzellikler anlatılacak, ne meclisler kurulacak, detayların en derinine yine dalınacak... Yeşil çuha üzerinde papazlar dans ediyor, kızlar gerdan çeviriyor. İsmail'in kahvesinde Meto'ya az şekerli kahve pişiriliyor 8Metin Kaçan, Fındıksekiz).

Caize: Şairlerin yazdıkları övgüler için aldıkları para, bahşiş, cevaiz.

Perşembe, Aralık 06, 2018

Yok Listesi (12)



Yok,” derdim, “Yok, ben bir yere gitmem, yanından ayrılmam, ne yapalım kadir mevlam böyle uygun görmüş, hem belli mi olur yaradanın işi, sen bakma doktora, nice doğuramayan kadın ansızın çatır çatır doğuruyor, nice...” (Hatice Meryem, Sinek Kadar Kocam Olsun, Başımda Bulunsun)

Yok aşka bir cehennem / yaşıyorsun işte (Behçet Aysan).

Her insanın bir öyküsü vardır, / ama her insanın bir şiiri yoktur (Özdemir Asaf).

Onlar için hatıra yok / Saat durmuş /  Onlar için değil / Yıldızlar ve bu gece /  Onlar için değil gelen güneş / Artık onların yok / Uzak şehirlerde / Sevdikleri / (Necati Cumalı).

Afedersin şöyle böylelere, bekâra, talebeye vermek yok. Memur tercih. Olmadı iş adamı, olmadı emekli. Ama aile şart (Sezgin Kaymaz, Deccal’in Hatırı).

Çarşamba, Aralık 05, 2018

Ars Longa Vita Brevis














Çizgiler: Murat Başol... Deli Gücük-İkinci albüm için hazırladığımız bir çalışmaydı.
Related Posts with Thumbnails