Çarşamba, Ocak 20, 2021

Koçu

Koçu’dan şark entrikaları, tarihten sayfalar, taçlı fahişeler, köçekler, genç oğlanlar. İstanbul Ansiklopedisi. Battal Gazi masalı. Erkek Şehrazat. Arkası yarın, devamı gelecek sayıda. Letafet ile sakalet arasında. Hakikat ile mübalağa arasında. Hürmet ile tahkir arasında. Reşat Ekrem, tarihin avantüriyesi. 

 

Salı, Ocak 19, 2021

Domuz Avı


Sahaflarda bir domuz avı fotoğrafına rastladım... Avcının tüfeği, fetihçi çizmesi, artistik duruşu...  Avcı'nın muzaffer pozunda tereddüt filan yok, hem domuz yenmediğine göre, hem haram olduğuna göre telef de edilebilir... 

Askerde domuz avı denilen şeyi dinlemiştim, av ve silah meraklısı olanlar, aralıklarla domuz avına çıktıklarını, öldürdükleri hayvanı yemeyip, hatıra olarak sadece kulaklarını kestiklerini, abartmıyorlarsa o kulakları kurutup ipe dizdiklerini filan anlatıyorlardı birbirlerine...

Halk ağızlarına meraklıysanız domuzun, hele (kuzu karşılığı olan) domuz yavrusunun çeşitli biçimlerde adlandırıldığını görüyorsunuz, çoğu da sevimli nitelemeler üstelik. Mıçı, pırtık, mocuk vb... Hani diyebilirsiniz ki, o kadar Rum ve Ermeni var(dı), e onlar demiş, söylemişlerdir, hiç olmaz diyemem ama meselenin gayri Müslimlerle sınırlı tutulamayacağına inanıyorum. 

Bir iki kez yazdım, ben Anadolu'da domuz yendiğini düşünürüm. "Tavuk da bokunu yiyiyor" diyerek yasağın sınırlarında gezen, çok taşralı gördüm-duydum. İfşa ettiğim, açığa çıkarmaya çalıştığım sanılmasın...Olabilir diye bakıyorum, gizli saklı, öyle böyle... Et bu, zaafı var insanın.

Pazartesi, Ocak 18, 2021

İşbirliği (!)


Ellili yıllardan bir orijinal karikatür geçti elime, "İşbirliği" alt yazısıyla yayımlanmış... bugünden bakınca "correct" sayılamayacak türden bir esprisi var. 

Ne'si komik bunun diye düşünüyor insan, belki de espri değil, erotik bir fantezi "kurmak" istenmiş... Olabilir mi? Elbette olabilir, mizah dergileri sadece mizahın değil erotizmin membasıdırlar. 

Yok "fantezi" değilse, ki o bile olsa, espride her zaman bir empati eşiği gerekiyor, akılda tutulacak, kalben hissedilecek bir eşik... 

Tekrar




Dün, İş Bankası Sergisinde gördüm, bir fotoğrafı sergi kapsamında birebir yeniden çizdirmişler ve yaptıkları anlaşılsın diye de fotoğrafla resmi, ilki küçük ikincisi büyük olarak yan yana koymuşlar. Fotoğraftan resim üretmeyi, üstelik bunu birebir yapmayı anlamıyorum. Yaratıcı ya da estetize edici bir yenilik bulamıyorum.

Pazar, Ocak 17, 2021

Doktor


İnsan gençken, dünyayı değiştireceğine inanıyor, sanıyor ki neşeyle iştahla azimle çalışarak geçer gideriz, altederiz... Vasatların her zaman galip geldiğini öğrenmek de büyümek faslından halbuki... Büyümek, büyük laflarla, büyük siyasetle...pozla ve aslında hiç öğrenmeden...

Yeats diyor ya, "genç olsaydım yeniden diyor..." sarılsaydım o genç kıza...

Sanat olmasa delirirdik doktor, idare ediyoruz...

Cumartesi, Ocak 16, 2021

Baskında bir Punisher

Süper kahraman anlatılarının tamamını bir kefeye koymak ve hepsini "faşist" veya "muhafazakar" etiketleriyle nitelendirmek mümkün mü? 

 Bu türden toptancı ifadeler haliyle doğru değil. Çoğunluk değerlerine, ortalama inanışlara ve genel ahlaka dayanan her anlatı sorunludur ve  siyaseten doğru olmayan tarafları çoktur. Böyle bakınca çizgi romanlar, popüler kültürün içinde yaşayan farklı anlatım araçları ve türlerden farklı değiller. Ama bu demek değil ki, tek biçimli ve birörnekler. Aksine geleneksel kalıpların içinde eleştirel “konuşan” sayısız örnek de içeriyorlar. Muhalif eylemlerde kullanılan Guy Fawkes maskelerini alternatif örnek olarak hatırlayabiliriz örneğin.

İlerici veya daha soldan anlatı örnekleri var mı? Kabaca bu anlatılar açısından nasıl bir ideolojik sınıflandırma yapmak daha sağlıklı olur?

 Öncelikle popüler kültürün ne olup olmadığıyla ilgili düşünmemiz gerekiyor, zor olan bu zaten. Popüler kültürü nasıl niteliyorsanız popüler olan anlatılara da öyle bakıyorsunuz çünkü. İkincisi, süper kahraman hikayelerini kim okuyor ve nasıl anlıyor-alımlıyor sorusuna da bir cevap vermemiz gerekiyor. Herkesin sınıfı ve kültürel sermayesi aynı değil. Kızılderililer, western filmlerinin ilk yarısını seyredip televizyonu kapatıyorlarmış örneğin. Beyaz adam filmin ilk yarısında yeniliyor çünkü. Ya da bizim sağcı ve erkek bulduğumuz western filmleri, Britanya’da genç kadınlara bireyci ve mücadeleci ilhamlar verebiliyormuş. Alımlama çalışmaları bize bunu gösteriyor artık… Piyasa koşulları, popüler sanatçılar, moda hikayeler, takdir gören düşünme biçimleri, çok satarlık, entelektüel itibar gibi pek çok şey popüler kültürü besler. Bu bir aura ise siz üretici olarak o auranın farkında olarak üretmek zorundasınız… Dışında kalamıyorsunuz ama bu hep aynı şeyi tekrar ettiğiniz anlamına gelmiyor. Popüler kültür, tek biçimli ve doğrusal gelişmiyor ve asla biçimlenmiyor. Adam Smith’in “görünmez el” metaforu gibi popüler kültür, her şeye sirayet ediyor, etkileniyor ve etkiliyor demek daha doğru.

ABD Kongre binasını basan kitle örneğinden hareketle, süper kahraman anlatıları bu eğilimleri besliyor mu? Yoksa bu anlatılar mevcut eğilimlerin yalnızca bir yansıması mı?

 İkisi de var tabii ama bu hikayeleri birer “mermi” gibi düşünemeyiz, bize ateş ediyorlar ve etkileniyoruz diyemeyiz, yani burada bir mesaj var ve her okuyanı aynı biçimde manipüle ediyor gibi bir sonuç çıkmıyor. Her okuyanı sadece bu metinler değil okuduğu ve seyrettiği diğer şeyler, yaşadığı çevre, eğitim aldığı kurumlar, güçlü olana meyletmek, siyasi sloganlar ve kestirimler etkiliyor. Punisher, son eylemlerde “sağcı” sembollerden biri olarak gözüktü ama ben anti kapitalist eylemlerde de rastladım ona… Punisher savunusu gibi anlaşılmasın, herkes yaşadığı yere göre bir anlam yüklüyor. Popüler kültürü anlamak o sebeple zor.

Süper kahraman anlatıları açısından tarihsel kırılma noktaları belirlemek mümkün mü? Yoksa en başından bu yana belirli temalar etrafında mı şekilleniyorlar?

 Çizgi romanlar başlangıçta çocuklar için üretildiği için öyküler daha basit ve masumaneydi. Hikaye anlatırken ister istemez bir gerçeklik vehmi yaratırsınız. Gerçeklik ilkesi ve inandırıcılık, piyasadan ve beğenilerden, olup bitenlerden fazlasıyla etkilenir. Watergate skandalı olmasaydı, Joker artık güldürmeyen demode bir parodi olarak kalırdı. Oysa artık ondan yana olan okur ve seyirciler var çünkü siz o gerçekliği eskisi gibi kuramazsınız. Kahramanlar, genellikle “kanun koruyucu” değil “kanun koyucudurlar”, hukukun herkese eşit yaklaşma ilkesine inanmazlar. Suçlular, zenginler, düşmanlar ve entelektüeller bir biçimde ceza almaktan kurtulurlar gibi bir fikre inanırlar. Bu durumda kahraman bizzat kendisi kanun koyar ve ceza verir. Haliyle bunlar sağcı ve anti entelektüelist fikirlerdir, kavramsal bir tartışmadan çok romantik ve öfkeli çıkarımlara dayanırlar. Meseleyi süper kahramanlara dayandırmak da doğru değil, bunun izdüşümleri popüler kültürün her alanında görülebilir. Kaldı ki dünyanın sağcı popülist liderler tarafından yönetildiği bir evredeyiz, asıl belirleyen liderlerin dili, diğer her şey ona göre yeniden ve yeniden revize oluyor gibi düşünmek daha doğru. Yaşanan zaman daha yüksek bir hararet yaratır demek istiyorum, katılımcılar kendi yükleriyle oraya gelirler. 

IndependentTürkçe'den Esra Güngör sordu, cevapladım. İlgili haber daha kapsamlı, meraklısı bakabilir

link

Related Posts with Thumbnails