Perşembe, Mayıs 25, 2017

Meslek

Anadolu’da Meslekler: Bülükçü (sünnetçi), belber (berber), mitilci (yorgancı), murçu (lağımcı), müettiş (müfettiş), mühreci (duvarcı), ebigat (avukat), yöreci (değirmenci), munsur (icra memuru), salgıncı (tahsildar). 

Çarşamba, Mayıs 24, 2017

"Bu Memleket Bizim"


Siyasi çekişmelerde, gerilim arttığında söz mutlaka "bu memleket bizim" lafına geliyor. Niyet belli, karşıtını dışlamak, tahkir etmek, "evden" kovmak... Buranın asıl sahibi ben ve benim gibiler demeye getiriyorlar aslında. Ev benim, mahalle benim, şehir benim, ülke benim. "Sen değilsin, sen bizden değilsin!" Bu kadar çok "kimsin sen" denmesi de bunun bir parçası...

Saçmalık olması,etkisiz olmasını gerektirmiyor tabii... Etkili olduğu, insanlara cahilane bir cesaret verdiği, azınlıkta kalanları korkuttuğu belli ki ısrarla söylenip duruyor.

Hepimiz birarada yaşıyoruz, bu memleket, bu toprak, bu yer, bu şehir, lafları ne kadar büyütürsek büyütelim, ne kadar şairanelik katarsak katalım, değişmeyecek, bu memleket birilerinin değil, birilerinin tekelinde hiç değil... Yan yana yaşıyoruz işte, vergisini ödüyor, okullarına gidiyor, eğlencesini ve yasını paylaşıyor, yaşıyor ve ölüyoruz.

Muhalefeti buradan kurmak isteyenler, ısrar edenler de var...Cahil bunlar filanla nasıl yürümüyorsa, buradan da yürümüyor.

Bir parça kızgın görünebilirim, daha çok bıkkınlıkla yazıyorum bunu. İktidara "bu memleket bizim" diyen, tartışmayı buradan kuran bir muhalefet çoğulcu değil sağcıdır, yeni değil taklitçidir, öngörülü değil yetersizdir, canlı değil zombidir, demokratik değil otoriterdir. Bu dil başka türlü kurulmalı, olmuyor, olamıyor, mesele kimin daha yerli olduğu değil çünkü...

Renkler


Anadolu’da Renkler: Yanıkal (kahverengi), yanal (pembe), monus (boz ile kara arası), bakır kırı (boz), göğez (koyu mor), gülpeşe (kızıl), mavru (yeşil, taze ceviz rengi), meneş (turuncu), gökçül (mora yakın mavi), elvele (rengarenk). 

Salı, Mayıs 23, 2017

Rüzgâr


Anadolu’da Rüzgâr: Gökyel (poyraz), oğlakkıran (karayel), hulice (bozyel), günbatı (batıdan esen yel), galaz (kuru rüzgâr), gündoğru (doğu rüzgârı), sadak (sabah yeli), minimini (kuzeyden esen hafif yel), talazlı gün (rüzgârlı gün). 

Pazartesi, Mayıs 22, 2017

Tahammül


Neden farklı fikirlere ve itirazlara tahammül edemiyoruz? Hemfikir olabileceğimiz bir cevabı var mı bu sorunun?

Dünyayı, memleketi, çevremizi, birlikte yaşadığımız insanları, hemşerilerimizi, komşularımızı tanımak için birebirdir böylesi sorular. Zihin açarlar.

Sadece tahammülsüz değil öfkeliyiz de. Neden?

Bence haksızlığa uğrayanlar, kendini suçlu hissedenler kadar öfkeli değiller. Haksızlığa uğrayanlar, dertlerini anlatmak ve konuşmak isterler. Haksızlık edenlerse susturmak.

Dikkat edin, itham edenler hep öfkeli görünürler, suçlamazsa suçlanacaklarına inandıkları için heyecan gösterirler, haksızlığa uğrayanlardan rol çalarlar.

Cevabı olmasa bile sormaktan vazgeçmeyelim. Sorular bizi, tetikte tutan, hadi diyelim, aydınlatan şeylerse, ki öyleler, geri durmayalım, ısrarla soralım... Tekrar ve tekrar başa dönerek soralım, neden farklı fikirlere ve itirazlara tahammül edemiyoruz?
Related Posts with Thumbnails