Salı, Eylül 18, 2018

Yok Listesi (9)




Evet! Mangal gibi bir yüreği yoktu! Ama âhûları âfetleri görünce aşktan pırpır atan bir kalbi vardı! (İhsan Oktay Anar, Galiz Kahraman)

At var, meydan yok (Halk deyişi).

Ağrı'ya eş yüce bir dağ yok içimde / Ne kadar cüceyim dert ve sevincimde! (Ahmet Muhip Dranas)

Beni merak eden, öğrenmeye çalışan, duyduklarından hayrete ordan hayranlığa düşen yok. Duysa, bir öğrenmek istese arkası gelecek ama bu merakı ve ilgiyi en baştan çekemiyorum (Şule Gürbüz, Aranıyor).

Bende artık kuvvet yok, akıl yok, düşünce yok, yalnız aşk var (Sabahattin Ali, Değirmen)

His, sevgi, aşk yolunda / Yok´a döndü akıl, / Yok´a vardı. / Yok´un yok´u var: / Varlık. / Var´a vardı akıl, / Yok´dan bir kadın, / Var´dan bir erkek. / Çok çocukları oldu, /  Rivayete göre  / Bahtiyar yaşadılar. (Arif Dino).

Çünkü yalnızlık diye bir şey yoktu; insanın kendisi vardı ve yalnız insanın, eninde sonunda kendine sığındığını, kendine dönüştüğünü biliyordu...(Mehmet Eroğlu, Mehmet).

Pazartesi, Eylül 17, 2018

Çizgi Romanın Türkiye Macerası


Çizgi romanların Türkiye’ye girişi hangi tarihte, hangi yayınla oldu? O dönemde nasıl karşılandığı, ne gibi tepkiler aldığıyla ilgili bir bilgi var mı elimizde?

Avrupa’da çizgi roman asıl olarak 1930’lu yıllarda bir yayın yoğunlaşması gösteriyor. Amerikan çizgi romanları ithal ediliyor demek daha doğru. Bu bakımdan biz de farklı değiliz. Frankofon çocuk dergilerini modellediğimiz için Fransa’da ne varsa uyarlıyoruz. Beğenilerimiz oraya göre gelişiyor. Fransa üzerinden dolaylı bir Amerikanlaşma hep olmuştur, çizgi romanlar da bunun bir parçası. Yine bu dönemde Amerikan çizgi romanlarının her ülke kültürünü etkilediğini, pek çok ülke çizgi romanının öncü isimlerinin bu ürünleri okuyarak-büyülenerek üretmeye başladığını görüyoruz. Bizde de öyledir. Kurucu isimlerimizin hepsi Alex Raymond’tan söz ederler örneğin. Diğer yandan her kültürde öncü nitelikli ama devamlılık göstermeyen daha eski tarihli denemeler var. Bizde de var ama ben balonlu, ardışık hikâyeli çalışmaları temel alıyorum, otuzlu yılları başlangıç sayıyorum.

Yerli çizgi romanların doğuşu nasıl oldu? Ardından bu sanat Türkiye’de nasıl bir gelişme gösterdi?

Çizgi roman, çocuk dergilerimizde başladı ama asıl gelişmesini gazetelerde gösterdi. Gazeteler çok sattığı için yüksek telifler ödeyebiliyor ve üreticileri yeni çalışmalar yapmaları için teşvik edebiliyordu. O sebeple bugün bilinen, hatırda kalan popüler yerli çizgi romanlarımızın tamamı gazetelerde başladılar. Akşam’da Kaan-Karaoğlan, Milliyet’te Abdülcanbaz, Hürriyet’te Tarkan gibi… 1930-1980 aralığında çok-satar çocuk dergilerimiz pek olmadığı için olabilir, çocuklar için üretilmiş ve başarı kazanmış, çocuklara yönelik çizgi romanımız yoktur.

Türkiye’de çizgi romanlar biraz küçümsenen, belki çocuklara yönelik bulunan, hatta alt beğeni düzeyine seslendiği düşünülen işler oldu. Bunun nedenlerini biraz açabilir misiniz?

Bu sanat algısıyla ilgili bir durum… Yüksek sanat karşısında popüler olan her anlatı türüyle ilgili bu tür eleştiriler yapılır. Bugün, geçmişteki kadar aşağılanmıyor çünkü eskisi gibi popüler değil. Çizgi roman Türkiye’ye ilk girdiğinde adlandırılırken bile saygınlık kazandırılmaya çalışılmış, çocuk dergilerinin edebiyat öğretmeni olan editörleri ona “roman” demişler, “kötü bir şey değil bir çeşit roman” demek istemişler. Hâlbuki söz sanatlarını kullanmakla beraber edebiyatla ilgisi yoktur çizgili sanatların. Hikâyesi ve dokusu nedeniyle andırabilir ama roman ya da sinema olmayan, başka bir anlatı türü ve aracı çizgi roman.


Çocukluğu ve gençliği 1970’ler ve 1980’lere rastlayanlar için çizgi romanların yeri apayrı olsa gerek. Çizgi roman okumak, eski sayıların peşine düşmek, değiş tokuş etmek, haklarında konuşmak sosyal hayatta da yeri olan şeylerdi, bu konuda neler söyleyebiliriz?

1970-89 aralığı çizgili dergilerin çok ama çok sattığı bir dönemdi. Mizah dergilerimizin toplam satışı haftada bir milyona yaklaşıyordu. Televizyonun sınırlı olduğu, sinemanın pahalı olduğu bir dönemde çizgi roman büyük eğlenceydi. O yılları yaşamış herkes bilir ki, gözle görünür bir bilinirlik vardı, konuşulurdu, okumuyorum diyen biri bile esprileri ve görsel referansları tanırdı.

Zaman içinde çizgi romanın günlük hayattaki yeri, bizim için anlamı nasıl değişti?

Televizyon ve internet, yazılı basını eksiltti demek gerekiyor. Popüler kültür yeni mecralara göre değişti. Nostaljik bakmanın bir anlamı yok. Çizgi roman, popüler bir referans değil artık.

Türkiye’de çizgi romanın altın çağı ve sönük çağı olarak hangi dönemleri gösterebiliriz, bunun nedenleri nedir?

1955-75 arası gazete çizgi romanlarının altın çağı sayılabilir. Gırgır’la birlikte, 1975-1995 arasında komik çizgili “adult” eğilimli başka bir üretim evresi geldi. O da yerli üretimi dönüştürdü. Okur algısını da değiştirdi. Doksanlı yılların başıysa kaybolma ölçüsünde geçen bir evre oldu. Sahaflarda eski çizgi roman bile satılmaz oldu. Televizyon kanalları artmıştı, sansür gevşemişti, popüler kültür biçim değiştiriyordu. Örneğin Gırgır mizahı televizyona taşınabilir oldu, çocuklar için üretilmiş bile olsalar pek çok çizgi roman, eski ve naif kaldılar, gerçekçilik biçimi değişmişti. Dikkat edin ilk kez o yıllarda çizgi roman, nostaljinin bir parçası oldu. Çünkü yaşamıyordu, konuşulamıyordu.

Şimdiki durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Birçok yayınevi yerli yabancı birçok çizgi roman yayınlıyor, yakın zamana kadar hayal bile edilemeyecek bir çeşitlik var.

Çeşitlilik güzel, itibarlı işlerin farkına varıldı, saygın yayınevleri grafik roman yayımlıyorlar. Yeni bir okur var, geç oldu, tren kaçtı diyenler olabilir, ben öyle düşünmüyorum. Çizgi roman, iyi hikâyeler anlatırsa yaşar ve kendini yineler. Yapamazsa kaybolur. Popüler kültürün doğası böyle…

Çizgi romanlardan bildiğimiz süper kahramanlar sinemayı, tüm popüler kültürü istila etti, neler söyleyeceksiniz?

Hollywood etkisi, filmi çıkan çizgi roman çok satıyor, bir hareket getiriyor. Eskisi gibi yine değil ama olumlu anlamda bir yükselme var. Şunun da farkındayım, çizgi romanını hiç okumadığı veya hiç okumayacak olan bir seyirciye de hitap ediyorlar.

Türkiye’de çizgi roman okurlarının özellikleri, zevkleri, talepleri nedir, ne gibi kendine has özellikleri vardır sizce?

Eskiden olsa yaşlı bir okur var derdim, nostaljik ve muhafazakar, mutlaka erkek diye nitelerdim. Oysa bugün manga ve grafik roman okuyan daha fazla kadın var. Her yerde olduğu gibi bizde de etkisi oldu.

Gençliğinde çizgi roman okuyan insanlar artık büyüdü, meslek ve gelir sahibi insanlar oldu, bir kısmı da hala çizgi roman okumayı sürdürüyor. Onlar çizgi roman piyasasını nasıl değiştiriyorlar? Buradan şuna da geçebiliriz, yetişkinlere özel, daha derinlikli çizgi romanların sayısının giderek artmasını nasıl değerlendirebiliriz? 

İhtiyaç hâsıl oldu demek gerekiyor. Çizgi romanı sevmiş, okumuş bir çocuk büyüdüğünde, iş güç sahibi olduğunda ne okuyacak? Koleksiyonla, nostaljiyle nereye varacaktı ki? Grafik roman ayrıca sanat ve edebilik bakımından ayrı bir evre. Kadın okurun artması, edebiyatla ilgilenen okurun ilgi göstermesi ayrı ayrı dönüştürücü etkenler. Bir de çizgi romanlar artık gazete bayiilerinde değil kitapevlerindeler ve dönüşmek, başkalaşmak zorundalar.

Bir de İtalyan çizgi romanlarının Türkiye’deki etkisi var? Tommiks, Teksas, Zagor, Mister No, Kızılmaske, Kaptan Swing ve diğerleri… Hatta Tommiks-Teksas bir dönem neredeyse çizgi roman okumanın sembolü haline gelmiş?  Çocukluğu ve gençliği 1970’ler ve 1980’lere rastlayanlar için İtalyan çizgi romanların yerini nasıl değerlendirmek gerek? 

İtalyan çizgi romanları, Hollywood'u modeller ve sinemayı dergi sayfalarına taşırlar. Ünlü oyunculardan öykünerek resmettikleri kahramanlar ve hikaye yapıları zaten bunun bariz göstergesi. Bizde de bu yolla etkisi oluyor. Orijinal isimlerini bu yüzden değiştiriyoruz, o vurguyu pekiştiriyoruz. Tommiks, Teksas gibi isimleri hatırlayın, asıl isimleri bu değil. Yine bizdeki türün koleksiyoncularına bakın western sevgisiyle çizgi roman sevgisi çok içiçedir, o da tesadüf değil. Hatta bizim tarihi çizgi romanlarımızı inceleyin, oradaki hanlar, westernlerin barlarından modellenir. Kızılderiler bizde uğrular olmuştur filan. İtalyan çizgi romanlarının etkisi çok uzun sürüyor çünkü popüler kültür ve eğlence biçimleri, televizyon öncesinde hızlı değişmiyordu. Kuşaktan kuşağa aktarıldı. Satışları düşse bile bilinirlikleri hep vardı. 



İnternet, ipad, okumanın giderek dijital ortama kayması çizgi romanları nasıl etkileyecek, bu sanatı nasıl bir gelecek bekliyor?

Yazılı basının ve kâğıdın evrimiyle ilgili bir durum bu… Okuma kültürü varolduğu sürece çizgi roman da farklı mecralarda kendini yaşatır diye düşünüyorum. Karamsar değilim.

Şimdi kişisel bir soru. Sizce tüm zamanların en iyi çizgi romanları hangileri?

Bir liste gibi okunmasın, yapsaydım eğer, sadece grafik romanlardan oluşan bir seçme yapardım. Hiç bilmeyenler ya da yeni başlayanlar için bizde de yayımlanan Art Spiegelman’ın Maus, Alan Moore’un V for Vendetta, Alison Bechdel’in Cenaze Evi, Şenlik Evi, Satrapi’nin  Persepolis ve son olarak Daniel Clowes’un Ghost World’ünü tavsiye edebilirim.

Atlas Tarih, Ağustos 2018.

Pazar, Eylül 16, 2018

Anadolu Ağızlarından (7)



Dile seğirtmek: Laf açmak, söz bulup konuşmak.
Ağzaçık: Boşboğaz, geveze, sır tutamayan. Eş anlamlı olarak, ağzı cıvık, ağzı kara, ağzı gevşek, ağzı haltak.
Yüzkiri: Utanılacak şey, yüz karası.
Çarkıfelek: Samanyolu, pervane.
Gırtipil: Değersiz, bayağı, yarım yamalak.
Dıkır: İşlerin ve hayatın iyi, düzgün gittiğini anlatan deyiş, tıkır.
Ara kesmek: Nişandan önce kız tarafıyla anlaşmak, söz kesmek.
Dili burnuna değmek: Ergenliğe girmek.
Kurtyemez: Çirkin kimse.

Cumartesi, Eylül 15, 2018

Sabit Fikir'e Veda


Ceyhan (Usanmaz) Sabit Fikir'den ayrılmış, iki buçuk yıldır, biraz da onun ısrar ve teşvikiyle her ay çizgi roman ve grafik romanlarla ilgili yazılar yazıyordum, o dergiden ayrılınca, kişisel kararımdır, bu ay son yazım çıkmış oldu. İlgi ve nezaket gösteren herkese teşekkür ederim.

Hangi ara?


Eskişehir'den...
Related Posts with Thumbnails