Pazar, Haziran 08, 2008

Siyaset ve Mizah Dergileri Hakkında

Türkiye'de çizgi roman ve mizah dergiciliği üzerine kalem oynatan ender akademisyenlerden, yazar ve İletişim Yayınları Editörü Levent Cantek mizah dergilerinin politikaya bakışı ve politik mizah üzerine sorularımızı yanıtladı:
- Mizah dergiciliği, siyaseti kendi içeriğiyle nasıl harmanladı? Cumhuriyetin ilk 50 yılında yazarlar ve çizerler sadece gazetelerden geçinebiliyorlardı. Dergiler yüksek telif veremiyordu. Mizahçılar bu sebeple gazetecilikten gelmedir. Manşete göre karikatür yapar, espri bulurlar. Mizah dergileri kapaklarını gazetenin ön sayfa karikatürü mantığıyla düşünürler ve yine gazete gibi aktüel siyaseti belirli sayfalarla sınırlandırırlar. Asıl olarak erotizm, argo ve komiklik ön plandadır. Siyaset, ciddiyet ve sorumluluk kostümüdür. Yakışıp yakışmadığı terziye kalmış!
- Politik duruş" ya da başka bir ifadeyle "siyasi tavır"ın mizah dergisi için önemi, belirleyiciliği nedir?
Gırgır ve sonrası için konuşalım. Bu dergilerin aktüel siyasetle ilişkileri hiçbir zaman başat olmamıştır. Muhalifliği geniş anlamıyla ele alırsak hayatın dayattığı pek çok olguyla dertleri vardır. Ama bakarsanız, aktüel siyaset, kapak ve bir iki sayfa ile sınırlıdır. Bu bölümlerin de derginin bütünü içerisinde en çok okunan bölümler olmadığı aşikârdır. Ama mizah dergileri siyasetle ilişkileri yüzünden destek ve tepki alırlar. Siyasetle ilişkileri onları konuşulur kılar. Bu derginin satışını etkiler mi, bakın o tartışılır. Şöyle söyleyeyim, Leman'ın en şaşaalı döneminde en çok okunan ve beğenilen köşesi Lombak'tı. Üreticilerinin okur mektubu aldıklarını pek sanmıyorum.
- "Gırgır geleneğinde politik mizah" için neler söylersiniz?
Gırgır'ın politikliğinin reçetesi yerliciliktir. Anti-Sovyetik bir duruşu olmuştur. Sekülerdir, modernleşme yanlısıdır. Sosyalizmle ilişkisi hep muğlaktır. Kendisinin solunda çıkan dergiler onu sola doğru kaymak zorunda bırakmıştır.


- Leman'ın, Limon'la başlayan yolculuğunda bugün itibariyle geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Mizah anlayışını yenileyebildi mi? Kaleyi hâlâ koruyor mu sizce?

Limon, Gırgır'a göre daha soldaydı, Leman ona göre daha merkeze kaydı. Son beş yılda yükselen ulusalcı dalgayı gereksiz yere sahiplendiler, sonra başka bir ayar yaptılar. Dergiyi yenilemek adına gençlere yer açıyorlar. Şunu söylemek lazım, dergilerin ömürleri vardır. Üstelik hızlı bir hayat yaşıyoruz, bu ömür süresi daha da azaldı. Leman nostaljisi yapılıyor, bu eskimenin bir işareti.
- Penguen mizah dergiciliğine, bugünün mizah anlayışına bir yenilik getirdi mi?
Penguen'i ister istemez Leman'la kıyaslamak gerekiyor. Başat üreticileri oradan isteyerek ayrıldılar. Leman herkese "vatan haini, dönek, işbirlikçi, alçak" diye bağırıyordu ve bu pek vicdani bir çığlık değildi. Bu üslup, dergiye değil kişilere yarar, olgu değil olayı konuşursunuz çünkü. Kamusal bir meseleyi tartışamazsınız bu şekilde, bütünüyle kişiselleştirilmiş bir tartışma cereyan eder. Penguen böyle bir üslup kullanmadı, komplo teorilerinin revaçta olduğu, herkesin herkesi yaftaladığı bir zamanda bu olumlu bir tercihtir. Ayrıca dergi içinden Uykusuz'u çıkardığı için yenilikçidir.


- Uykusuz, kendi farkını ortaya koyabiliyor mu?

En heyecanlı dergi şu an Uykusuz, bu anlaşılıyor. Dergiler biraz çete işidir, birlikte nefes alıp veren insanlar var eder dergileri. Şu an dergiyi var etmeye çalışıyorlar. Oysa Leman bütünüyle eski işlerden oluşan bir dergi olarak çıkmaya devam eder ve azalsa da asla belli bir tirajın altına düşmez. Okur alışkanlıkla alır dergileri çünkü. Uykusuz alışkanlık yaratmaya çalışıyor. Ama farkı nedir derseniz, şunu diyebilirim: Diğerlerinden görsel olarak daha zengin bir dergi.


- Bir de "Nerde o eski Gırgır" tiradı var...

"Nerde o eski Gırgır" nakaratına takılmamak gerek. 20 yıl önce miadını doldurmuş bir dergiyi bugünkü okur bilemez. Mizah dergileri genç okura yöneliktir. Yaşlanan okur istenmez çünkü o mızmızdır artık, geçmişten bahseder, şikâyet eder, esprileri beğenmez ve mevcut üreticileri rahatsız eder. Okur bir yaştan sonra dergiyi bırakıyor ve bunları konuşuyor. Akbaba çıkarken de eski yıllardaki Akbaba'nın daha iyi olduğunu söyleyenler vardı.
Yeni Aktüel, 5.6.2008
link

Pazar, Haziran 01, 2008

Kabadayıları ve delikanlılarıyla, bıçkın ruhlu bir mahalle: Hacettepe


(...) Cumhuriyet’le birlikte Ankara’yı yeniden inşa etmek istiyorsunuz. Modern bir şehir planlaması yapılıyor. Izgara biçimli sokaklar, caddeler, kaldırımlar. Hacettepe öyle değil. Tek bir otomobilin bile zor geçebileceği dar sokakları var. Çoğunluğu geçen yüzyılın ilk çeyreğinde inşa edilmiş eski Ankara evlerinden oluşuyor. Şehrin yeni düz ve intizamlı sokaklarının aksine yılankavi sokaklardan oluşuyor. Bir evin bahçesinin içinden geçilerek devam edilebilen ya da birdenbire çıkmaza dönüşen sokakları var düşünün. Birinden kaçıyorsunuz diyelim, mahalleye giren bir Hacettepeliyi bulmak pek mümkün olmuyormuş, labirent gibi çünkü. Mahallelinin birbirini kolladığı, gerekirse topluca kavga ettiği de anlatılıyor. Böyle bir direnç ister istemez konuşulur. (Ankara Magazine, Mayıs 2008, aynı başlıklı röportajdan bölüm)

Alttaki sayfa resmi Sanki Viran Ankara kitabından...

Ulumuşlar...

1947 tarihli bir Ratip Tahir karikatürü. Macaristan'da konuşan TKP'liler için çizilmiş. Karikatürün lejandı şöyle: "Komünistler Macar Meclisinde Ulumuşlar...

Komünistler Ezilmelidir!

Fotoğraf, 1950 yazına ait. Ankara'da çekilmiş. Büyük şehirlerde yapılan komünizm karşıtı yürüyüşlerden biri. DP iktidara gelmiş, CHP komünizm ve irticat karşıtlığını yeni hükümetin bir devlet politikası olarak sürdüreceğine inandığını ifade eden bir bildiri yayımlamış.
Related Posts with Thumbnails