Bazen hayat takıntıdır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bazen hayat takıntıdır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Ocak 18, 2026

Son Sözler



Korkmayın. / Sonra görüşürüz. / Çok kolay. / Düz mü yürüyeceğim? / Atlasam bi şey olmaz mı? / Ben uçabilirim / Yardımınıza ihtiyacım yok. /Senin için ölebilirim. / Bundan başka hayat var mı / Yaklaşırsanız atlarım. / Korkmuyorum. / Heyooo!! / Teker teker gelin lan! / Bu araba kaç basıyoo?!! / Korkma ben attığımı vururum. /  Suyun fazla derin olmaması önemli değil; asıl iş atlamasını, dalmasını bilmek./  Ben hamileyim. / Oolum beş taş çaldım  ruhun duymadı. / Bana bir daha sulu bira getirirsen fena olur. / Sen bakire değilsin! / Üstümüzdeki uçak ne kadar kocaman di mi? / Kımıldayanı vururum. / Bu sahnede dublöre gerek yok. Ben de yapabilirim. / İçinde kurşun var mı bu silahın? / Telefonda vururum, kırarım diyordun aha işte yüzüm ne yapacan bakalım! / Sevgili hayat artık ayrılmak zorundayız.  / Cinli perili odaymış bunların hepsi palavra şimdi oraya gidip mışıl mışıl uyuyacağım. / Aa manzara ne kadar müthiş arabayı uçuruma doğru biraz yanaştırsana. / Cesedimi çiğnemeniz gerekir. / Hocaysan hocalığını bil be!! oğlum senin yüzünden mezun olamıyor be!! / Biliyorum pahalı bir vazo ama n'apıyım elimden kaydı. / Nöbette nasıl uyursun lan! / Sayın yolcularımız Bolu'daki müessesemize ait dinlenme tesislerine birazdan varmış olacağız. Çaylar şirketten olup on dakikalık mola verilecektir. / Hadi vur vur!! yıkamazsın beni! Şu kaslara baksana koçum istediğin kadat geril! /  Attım bileti kardeşim bela mısın ya! / Ceza kanununda bir eksiklik var şu pencere kenarında duran saksılar tut ki rüzgarla düştü bir adamın kafasına ne olacak o zaman? /  Bırak lan o taşı... / Allahına güvensene oğlum. / Bana bekar olduğunu söylemiştin. /  Bu da pencü se! Severler güzeli genç ise al şu tavlayı hadi mektebine gülüm hadi uza uza.../  Frenler tutmuyor./  Dur kaçma!! / Yapamazsın. / Bırak şimdi atıyorsun. / Ey ruh! Geldiysen içimizden birini öldür hah ha hah! / Hadi canım sen de. / Akıntı var ne demek? İyi bir yüzücü böyle şeylerden çekinmez sen bugün şuradan şuraya yüzemezsen yarın nasıl rekorları kıracaksın! Atla diyorum suya! / Hepinizi seviyorum yaptıklarım için beni affedin. / Ne yaparsın lan? Neye güveniyon? / Çıkıyorum beni ateşinle destekle./ Ya kar lastiğine filan gerek yok abartma başımıza iş açma bin arabaya. /  Dur yahu bu işin şakası olur mu bir dengem bozulacak düşecem aşağı... / Şu köşede duvara dayalı paket ne? / Hapımı içtim mi hatırlayamıyorum.  / Hah ha çok matrak ya demek sen şeytansın ve beni bir hareketinle koz yapacaksın hihi çok iyi ya. / İsiminiz ne demiştiniz? Drak... Drakula di mi? Memnun oldum.

[Doksanlı yılların başında Koloni isimli bir fanzin çıkarmış, bu sözleri orası için yazmıştım. Gençlik hatırası kontenjanından paylaşıyorum.]

Pazar, Mart 10, 2024

E.Balamur


Bir okuma serüvenimi anlatacağım ya da bir kitaptan diğerine sürüklenişimi…

Görseldeki kitap 1970’te yayımlanmış. Hemen değil ama 12 Mart sonrasında toplatılmış. 16 Mart 1973 tarihli Resmî Gazete’ye bakılırsa yazarı ya da çevirmeni olarak görünen Ethem Balamur tutuklanmış.

Kitabı biraz da bu yüzden okudum. Sonra bulabildiğim diğer kitaplarını… Çoğu kısa cep romanlarıydı. Yedi sekiz tane okudum. Ergenliğimde bile bu kadar “seks romanı” okumamış olabilirim.

Ethem ya da Etem Balamur hakkında pek bilgiye ulaşabildiğimi söyleyemem. Diyarbakır nüfusuna kayıtlı, 1944 doğumlu, Fransızca bildiği anlaşılan biri. Daha çok “E. Balamur” ya da sadece “Balamur” imzasını kullanıyor. Otuzdan fazla kitapta adına rastladım. Erotik romanlar ve novellalar çeviriyor, bazen kendisi de yazıyor. Türün dışına pek çıkmadığı, aynı zamanda yayıncılık yaptığı ve çok satan kitaplar ürettiği anlaşılıyor. 1970’lerde yoğun biçimde çalışıyor. Tutuklanmasından sonra üretimi azalıyor. 1977’de yeniden hızlanıyor. 12 Eylül’den sonrasındaysa ortadan kayboluyor.

Fransız erotik roman dizilerini temel aldığı söylenebilir. Büyük ihtimalle bunların bir kısmını telifsiz biçimde çeviriyor, kendi ismini ya da mahlasını kullanıyor. O yüzden belirgin bir edebi üsluptan söz etmek zor. Mesela Yuvadaki Yılan (1970) ile kendi yazdığını düşündüğüm Şoförün Metresi (1977) arasında ciddi fark var. İkincisinde hafif bir Orhan Kemal havası seziliyor. İlkiyse doğrudan “hardcore” cinsel ilişki anlatısı.

Yetmişli yıllar boyunca aktif biçimde yayıncılık yapıyor. Zaman zaman “bilimsel” iddialarla hazırlanmış cinsellik ansiklopedileri yayımlıyor. Belki de erotizm ve cinsellik gizli saklı tüketilen alanlar olduğu için yayınevine seçtiği isim manidar: Tabu.

Romanların dönemi açısından oldukça cesur içerikleri var. Galiba bu tür kitaplar özellikle iki dönemde rahat dolaşıma girebildi: 1970’lerde ve 90’ların ikinci yarısında. Sonrasında hukuk, sansür mekanizmaları ve uygulayıcı refleksler buna izin vermemeye başladı. Bugünse bambaşka bir yerdeyiz. Böyle bir erotik edebiyat hâlâ var mı emin değilim; varsa da eski etkisini kaybetmiş durumda. Belki internetin içinde başka yollar buluyor, daha görünmez biçimlerde dolaşıyor. Gizli saklı sürüyor demek istiyorum.

Erotik ya da pornografik yayınlar üzerinden bir ifade özgürlüğü veya “sanat” tartışması yapmayacağım. Yuvadaki Yılan yayımlandığında müstehcenlik üzerine ciddi tartışmalar çıkmış, siyasi gerilimler yaşanmış. Balamur’un izini sürerken o dönemin literatürüne olabildiğince baktım.

Ama açık konuşayım; beni asıl ilgilendiren şey o tartışmalar değil. Bu işin ticaretini yapan insanların hikâyeleri.

İşin içinde esnaflık var, uyanıklık var, çalışkanlık var, meydan okuma var, hızlı para kazanma arzusu var. Bir batıp bir çıkıyorlar. Düşünsenize, çok satıyorsunuz ama kimse sizi tanımıyor. 12 Mart sıkıyönetimi sizi hapse atıyor ama yıllar sonra kimsenin hafızasında yer etmiyorsunuz. Hatta entelektüel bir savunma hattı bile oluşmuyor çevrenizde.

Her neyse… Bir masaya oturup delice bir tempoyla pornografik romanlar yazan, çeviren, yayımlayan bir adam fikri bana hâlâ çok enteresan geliyor.

Pazartesi, Şubat 01, 2021

Burası neresi?


Efenim mekan İstanbul'da, tarih 1930'lar, fotoğrafta tek bir kadın yok, bunlar ön bilgiler... Feyste burası neresi diye sormuştum, bilen çıkmadı veya hemfikir olunmadı... En çok Rejans olduğu söylendi, fikri olan için soruyu burada da yineliyorum. 

Vee işte uzaya bir soru daha Neşet abi diyerek soruyu şuracığa bırakıyorum...
Related Posts with Thumbnails