Utanmaz Adam, fenomen mizah dergisi
Gırgır'ın
sembolüydü. Özellikle ilk dönemlerde derginin yaratıcısı olan Oğuz Aral
tarafından en çok öne çıkarılan çizgi roman
Utanmaz Adam'dı.
Sonraki yıllarda Aral, bir başka tiplemesi olan Avanak Avni'nin çocukluğunu
anlatmaya başlayınca, naiflikle reel hayatın ve yetişkinlerin dünyasının
karşılaşmasından doğan tezatlıklar okurdan özel ilgi gördü ve Avni,
Gırgır'ın
en sevilen karakterine dönüştü. Öyle ki,
Gırgır satıldıktan
sonra Aral'ın çıkardığı yeni mizah dergisinin adı
Avni olmuştu.
Utanmaz Adam ise Gırgır'ın ilk döneminin ve o
yıllarda oluşturulmak istenen mizah anlayışının en başarılı örneğiydi.
Aral, Gırgır'da erotizmi kullanarak cinsel açlığı komikleştirmeye
çalışıyor, derginin siyasetle ilişkisini dahi bu yönde istifliyordu. Utanmaz
Adam, neşeli bir dolandırıcının serüvenlerini anlatıyordu. Utanmazlığıyla tezat
biçimde Şeref Haktanır isimli olan genç dalavereci, zenginleri dolandırıyor,
sürekli para ve mücevher hırsızlığı yapıyordu. Bütün serüvenleri köşklerde,
büyük otellerin pahalı odalarında, kur yaptığı güzel kadınlar ve avladığı
milyonerler arasında geçiyordu.
Gırgır, 1972 yılında çıkmaya başladığında başarılı
olup olmayacağı belli olmayan bir dergiydi. Aral, çok dar bir kadroyla
çalışmaya başlamış, günlük bir gazetede aynı isimle yayınlanan mizah köşesini
dergiye taşımıştı. Epeyce bir süre, Gırgır daha önce
yayınlanmış çalışmaları yineleyen ve derleyen bir yayın olarak çıktı. Dergide
yeni olan bir kaç istisnadan biri Aral'ın çizgi romanlarıydı. Onlar da kısmen
yeniydi, çünkü Aral, yıllar önce yayınlanan çizgi romanlarını revize ederek,
hem öykülerini geliştiriyor hem de yeniden çiziyordu.
İlk Utanmaz Adam nasıldı ve ne yönde değişti diye sormak
gerekiyor çünkü ilk yayınlarının üzerinden bir on beş yıl geçmiş, mizah ve
hikâye estetiği değişmiş, Oğuz Aral'ın çizgisi çok gelişmişti. Ellili yılların
sonunda, kısmen siyasi baskılardan kısmen de satış artıran magazin
gazeteciliğinin etkileriyle (bugün üçüncü sayfa dediğimiz) hırsızlık ve cinayet
haberleri öne çıkartılıyor, “arkası yarın” biçiminde büyütülerek günbegün
aktarılıyordu. Gazeteler yakalanamayan hırsızları, bulunamayan katilleri haber
yapıyorlar, bu popülerlik mizahçıları ister istemez etkiliyordu. Mizah sokağı
ve zamanı yakalayarak yaşar çoğunlukla. Altan Erbulak'ın Kibar Hırsız,
Suavi Sualp'in Çapkın Hırsız çizgi romanları hep bu dönemde
gazete haberlerinden ve gerçek hırsızlardan ilham alınarak üretildiler.
 |
|
Utanmaz Adam da bu modanın bir parçasıydı ve yine bir
hırsızın dolambaçlı serüvenlerini resmediyordu. O dönem için olumsuz nitelikli
birini kahramanlaştırmak tepki çektiğinden Aral da bunu normalleştirecek ve
açıklayacak bir tür neden-sonuç ilişkisini katmıştı işin içine. Şeref Haktanır
o kadar temiz, o kadar hisli ve mahcuptu ki sürekli sömürülüyor, kandırılıyor,
iyi bir insan olarak toplumda yaşayamıyordu. Bir gün, nasıl oluyorsa, alnında
bir damar çatlıyor ve utanmazlaşıyordu. Kendi ifadesiyle “
bu dünyada refah
içinde yaşamanın utanmak kelimesiyle bir arada yürümeyeceğini anlayacak kadar
zeki biri”ne dönüşüyordu. Bu dünyada koyunlar ve çobanlar vardı. Şeref zekâsı,
kabiliyeti ve hergeleliğiyle örnek bir çobandı, “
koyunları gütmeliydi”.
İnsanların arkasından konuşuyor, arsızca Pakizeler dediği kadınların peşine
düşüyor, her gittiği yerde hırsızlık yapıyor, yalan söylüyor, riyakârca
davranıyordu. Sürekli av peşindeydi, gazeteyi açıyor, haberleri okuyor, gözüne
kestirdiği paralı bir vakaya damdan düşer gibi dâhil oluyordu. İlk hikâyelerde
papyonlu, bastonlu, ince bıyıklı, Ayhan Işık’ı andıran, esmer biri olarak
tipleştirilmişti. Baston sonradan unutuldu ama papyon, Utanmaz Adam'ın
alametifarikasıydı.
Bugün uzak geçmişin, sünnet çocuklarının ve eksantrik
beyfendilerin aksesuarı olan papyon, bir dönem için inceliğin, okur yazarlığın
veya Avrupalılığın göstergesiydi. Utanmaz Adam, papyon ve bastonla, zengin
muhitlerinde ve elegant mekânlarda oynadığı oyunlarına kendini farklı biriymiş
gibi göstererek başlıyordu. Mesafeli ve incelikli bir konuşma diliyle kendini
tanıtırken çevreyi gözleyen, niyetini gizleyen, türlü pozlarla paranın peşine
düşen biriydi Utanmaz Adam. Bir serüveninde zengin bir işadamı ölmüş, geride
büyük miras, dul bir kadın ve güzel kızı ortada kalmıştı. Şeref, dul anneyi bir
romantik âşık gibi kandırırken, evin güzel kızının taliplilerinden, kızla
aralarını yapmak için para sızdırıyordu. Aslına bakılırsa herkesten para
tırtıklıyordu, gittiği lokantalardan çatal bıçak dahi çalıyordu. Para
edebilecek her şey ilgisini çekiyordu. Para ve kadınlar en büyük zaafıydı.
Parası için çirkin zengin kadınlarla birlikte oluyor, genç kadınlara asılıyor,
kalabalık yerlerde onları elle taciz ediyor, numaralar çeviriyor, her defasında
herkesi yarı yolda bırakarak kaçıp gidiyordu.
Parayı ne yapıyordu? Parayı zengin olmak için
saklamıyordu, evi, arabası, geleceğini garantileyecek bir maddi dayanağı yoktu.
Çaldığı paraları kısa sürede, delice bir arzuyla tüketiyordu. En büyük zevki
harcamaktı. Pahalı otellerin en lüks dairesini tutuyor, zengin sofralar
kurduruyor, kadınlarla içerek dağıtarak, kontrolsüz bir şehvetle elindekini
avucundakini bitiriyordu. Utanmaz Adam'ı sevimli kılan yanı da buydu. Parayı
elde edince para sanki cazibesini yitiriyordu. Elindeki sıfırlayana kadar
harcayıp sokaklara düşüyor, karnı guruldayarak, aylaklık ederek dolanıyordu.
Hemen her serüven, o sefahatin sefalete dönüşmesiyle başlıyordu. Bazen
tesadüfen bazen bilerek ucunda para olan bir entrikaya karışıyor, tekrar
serüvene sürükleniyordu.
 |
|
Utanmaz Adam serüvenlerinin ilginç bir noktası
seyahatlere dayanmasıydı. Dünyanın globalleşmediği, uzak ülkelerin bilinmediği
dönemlerde, serüven romanları belirli klişelerle ilerler, kahramanlar
kutuplardan çöllere, uzayın derinliklerinden denizler altına savrulur dururdu.
Ülkeler, iklimler, mekânlar ve önyargılar serüvenlerin arka planını
oluştururdu. Bu durumu, serüven romanlarıyla sınırlamak doğrusu yanlış olur,
gazeteler ve gazeteciler, gezilere gider, bilinmeyen yerlerle ilgili uzun gezi
yazıları yayınlarlardı. Yabancı ülke ve hayatlar merak ediliyordu. Tiraj
getiren gezi yazılarıyla nam salmış gazeteciler vardı. Utanmaz Adam, aynı
mantığı parodici bir tutumla izleyerek dünya turu yaparcasına serüvenler
yaşıyordu. Onu Paris'te, Londra'da veya zaman makinesiyle Teksas'ta, kovboylar
arasında görebilmek mümkündü. Seyahat duygusunu pekiştiren bir hareketliliği
vardı Utanmaz Adam'ın. Bir yerden bir yere gitmek, kaçmak, kovalamak,
kaçırılmak bütün serüvenlerin ana motifiydi. Tek bir duran karesi yoktu hikâyelerin.
Utanmaz Adam'a dek bu kadar harekete dayalı çizgi romanımız olmamıştı dense
yeridir. Sayfalar bütünüyle aksiyona dayalıydı, karelere arası ardışıklık hiç
kesilmiyordu. Utanmaz Adam, bir model olarak bütün
Gırgır çizgi
romanlarının seyrini belirledi. Karmaşa, kovalamaca, her karede öne çıkan
hareketlilik çeyrek asır boyunca bütün Gırgır anlatılarında varlığını korudu.
Oğuz Aral, Şarlo estetiğini ve Walt Disney
devamlılığını Gırgır'a taşımıştı. Tiplemeleri öyle bir çizgiyle
kuruyordu ki her zaman hareketli görünüyorlardı. Mimikler, jestler hep bir
olağanüstülük içindeydi. Buna dile dayalı bir mizahı da eklemek gerekiyor, argo
içeren, Yeşilçam komedilerini en çok da Suavi Sualp diyaloglarını andıran özel
bir dili vardı dizinin. Utanmaz Adam'ın yan karakteri, arkadaşı olan Korna'nın
hikâyeye dâhil edilmesiyle, her fiili ve sıfatı, “Düt” ve “Vanki”yle değiştiren
konuşma biçimi kullanılıyordu. Düttür git! diyordu mesela veya tadı vankiydi
(güzeldi). Korna, Utanmaz Adam'ın yan karakteri olarak farklı bir işleve
sahipti. Çizgi romanlarda yan karakterler, hele ki Utanmaz Adam'ın üretildiği
yıllarda komedi unsuru olarak serüvenin ciddiyetini sevimlileştirirdiler.
Korna, zaten mizahi olan serüven içinde başka bir anlamı, Şeref'in vicdanı veya
yazarın sesi olmak gibi farklı bir işlevselliği taşıyordu. Korna tıpkı Şeref
gibi vur patlasın çal oynasın bir hayatı seviyordu, onun düzenbazlıklarından
haz alıyordu ama içinde bir yerde masumiyet barındırıyordu. Pişmanlık duyuyor,
nedamet getiriyor, Utanmaz Adam'ı uyarıyordu. “Bir gün böyle olacağı belliydi.
Abicim çaldık, çırptık, dolandırdık. Haram uçkur düttük. Kimsenin gözünün
benzinine bakmadık.”
Mizah pek pedagoji ve öğretmen hassasiyeti kaldırmaz.
Oğuz Aral, Gırgır çok satmaya başladığı yıllarda, muhtemelen
sorumluluk duyarak, popüler kültürün işleyişi hakkında eleştirel düşüncelerini
hikâyeye katıyordu ama işin doğrusu Utanmaz Adam, bu eleştirilerle değil,
oyunbazlığıyla, süratiyle ve sevimli kötücüllüğüyle hatırlandı hep. Bu
kötücüllük sonraki kuşak karakterleri etkileyerek mizahi çizgi romanları baştan
ayağa değiştirdi. Bu bakımdan Utanmaz Adam, anlatım dili ve iddiasıyla
radikaldi, çığır açtı.