Cuma, Mayıs 01, 2026

Meğer susuz kalır imiş balıklar derya içinde


Bir insana savunma hakkı tanımadan ceza verirseniz, orada hakkaniyet kalmaz. Kendini savunabilmek, hakkını savunabilmek, insan olmanın ve birlikte yaşamanın temel şartlarından biridir.

Suç varsa ceza olabilir, ama suçlama varsa önce savunma hakkı vardır. Her suçlananı peşinen mahkûm eden anlayış, hukukun değil öfkenin anlayışıdır. Savunma hakkının olmadığı yerde hukuk yoktur, adil yargılanma yoktur. Bu yalnızca modern hukuk sistemlerinin değil, insanlık tarihinin, büyük inanç geleneklerinin ve ortak vicdanın da kabul ettiği bir ilkedir.

Adil yargılanma hakkı sadece bugünün değil, dünün ve yarının da meselesidir. Zaman değişir, iktidarlar değişir, çoğunluklar değişir ama adalet ihtiyacı değişmez. Bir insana savunma hakkı tanımadan verilen her ceza, geride mağdurlar, tanıklar ve unutulmayan kırgınlıklar bırakır.

Bir toplum intikam duygusuyla hareket etmeye başlarsa, orada medeniyet aşınır, ahlak geriler. Çünkü intikam ile adalet aynı şey değildir. Adalet öç almaz. Adalet taraf tutmaz. Adalet çoğaltılmış husumet üretmez. Adalet, öfkenin değil ölçünün yanındadır.

İnsan hayatını güzelleştiren şey, insanın insana yaptığı iyiliktir. Hukuk ve adalet de bunun için vardır: korkutmak için değil, korumak için.

Not: Yazıyı altı yıl önce yazmışım, 1 Mayıs vesilesiyle yinelemek istedim. Meraklısı için fotoğraf, Stanley Kubrick’in 1946 yılında henüz 17 yaşındayken Look dergisinde çalıştığı dönemde çektiği "Life and Love in the New York Subway" (New York Metrosunda Yaşam ve Aşk) adlı meşhur serisinin bir parçası.

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails