![]() |
Bana ilginç gelen şu: İnsan bedenen ya da ruhen yorulur, ev taşırsınız, tez yazarsınız, sabahladığınız işler ve zamanlar olur ve mecazen “geberirsiniz.” Buradaki mesele fiziksel efor değil. Mesele, sürekli bir şey “yayınlamak” zorunda hissetmek. Eskiden insan mesai bitiminde işten çıkınca yorulurdu, şimdi 7/24 kendi kişiliğinin sosyal medya yöneticisi olmaktan yoruluyor.
Bir arkadaşım var, tatlı bir nerd’tür ve gündemin dibini görmeden yaşayamıyor. Uyanır uyanmaz kendi deyişiyle “reaksiyon mesaisine” başlıyor. Sosyal medyada sürekli aktüel ve hızlı olmak zorunda hissettiği için, bu durumun trajikomikliğini de kendiyle alay ederek idare ediyor. Oysa mizah doğası gereği spontane bir şeydir, sosyal medya komikliği ise bunu planlı ve mekanik bir sahne performansına çevirdi. Artık çoğu insan düşünmüyor, refleks gösteriyor. Çünkü reaksiyon ekonomisinde hız, düşünceden daha değerli hale geldi.
Sessiz kalmanın bile riskli görüldüğü bir düzende, sırf görünür kalmak için konuşuluyor. İnsan da giderek kendi hayatına dışarıdan bakan bir gözlemciye dönüşüyor: Ne kadar öfkeli göründüğünü, ironinin dozunu, hangi fotoğrafın daha iyi çalışacağını hesaplayan kendi editörüne… Herkes kendi hayatının filmini, teaser’ını, mottosunu ve aforizmasını üretiyor artık.
Üstelik bu yük yalnızca sıradan kullanıcıların omuzlarında değil. Yazarlar, akademisyenler, müzisyenler, bağımsız sinemacılar… Eskiden onlardan eser üretmeleri beklenirdi. Şimdi ise görünür, güncel, esprili, siyaseten duyarlı, erişilebilir ve algoritmik olarak aktif olmaları da isteniyor.
İnternet ilk yaygınlaştığında, samimiyet gösteren insanların gerçekten farklı olacağına inanıyorduk Güzel yanılgıymış. Bugün kimse pek öyle bir sahicilik aramıyor artık. Samimiyet hazır gösterilerle, sahicilik ise her şeyi tiye alan ironilerle geçiştirilebiliyor. Önemli olan tek şey, ne pahasına olursa olsun sahnede kalmak.
Neticede hepimizin maaşsız, mesaisiz, istifası olmayan ikinci bir işi var artık. Kendi kendimizin işçisiyiz. Hayır, patronu değiliz Mıstık abi.
![]() |


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder