Cumartesi, Mayıs 02, 2026

Kim kimi seyrediyor?

Tarihi çizgi romanların erkek kahramanları ne zaman bir su kenarına inse, istisnasız biçimde suda yıkanan kadınlarla karşılaşırdık. Su kenarı erotizmin ve çıplaklığın mecburi adresiydi. Sanki o kadınlar kahramanın rotasını önceden biliyor, nöbet tutuyor, bizimki yaklaşırken telaşla toplaşıyorlardı. Yıkanan amcalar, teyzeler, çocuklar değil; illa ki etine dolgun, genç kadınlar olurdu... 

Erkeklerin hiç yıkanmadığı, sadece at üstünde toz toprak içinde, “pis pis” dolandığını hiç konuşmuyoruz.

Malum, hamam kültürü bizim kolektif bilinçaltımızın, yerel erotizmin ve fantezilerin derin kaynaklarından biri. Masumane bir nostaljiden söz etmiyorum.

Büyüdüğüm mahallede, hali vakti yerinde bir ailenin zihinsel engelli bir oğulları vardı. Her zaman ütülü takım elbiseler içinde, ağır başlı tavrıyla dışarıdan bakıldığında tam bir “beyefendi” profili çizerdi. Gel gör ki, mahalle kahvesinin dangozları türlü çakallıklarla onu sarakaya alır, özellikle de ablaları hakkında konuştururlardı. Çocuk, o ilgi odağı olmanın yarattığı garip tatminle, kapı deliğinden neler gördüğünü uzun uzun, en ince ayrıntısına kadar anlatırdı. Hayatın ne kadar acımasız olduğunu, mahremiyetin nasıl bir teşhir aracına dönüştürülebildiğini insan yaşayarak öğreniyor.

Ablaların banyo yaptılar mı lan?” sorusu, aradan geçen onca zamana rağmen dün gibi aklımda…

Yukarıdaki resmi bilmiyordum, meğer yıkanan kadınları gözetleyen bir Pan tasviri varmış; şeytani, kötücül ve şehevi.

Ne ki, az sonra Karaoğlan çıkıp, uğru mudur, hırlı mıdır tınmadan o sefili pataküte tepeleyecek, tepeler tepelemez de kızların en güzeliyle Frankfurt Okulu’nu, sosyal medyanın öfke algoritmasını filan tartışmaya başlayacak… Çok okuduk biz bunları…

Kim Karaoğlan, kim Pan, kim uğru… ve asıl kim kimi seyrediyor?

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails