![]() |
Bu hâl bende otomatik bir savunma refleksi yaratıyor:
Gideceğim yere mutlaka erken varıyorum, zaman öldürüyorum, taşralı bir voyeur gibi
dolaşıyorum, “peh peh” diye diye insan süzüyorum. Akmerkez’de Ankaralı bir Bodler
gibiydim Mıstık abi, sen anladın beni.
Gezinirken koridorda bir kalabalık gördüm: kameralar,
mikrofonlar, birileriyle röportaj yapılıyor. Baktım, güzelce, Slav bir kadınla
konuşuyorlar. Bu kadar insan toplanınca merak etmedim desem yalan olur. Hatta
“Acun’un ünlü ettiklerinden biri herhâlde” diye düşündüm. Televizyonum
olmayınca -olan biteni izlemeyince- insan şimdiki zamanın ünlülerini tanıyamıyor.
Neyse, üstünde durmadım, yola devam ettim.
Dönüşte bir baktım: Kalabalık hâlâ orada. Kameralar aynı,
düzen aynı, eksilme meksilme yok. “Meh” dedim, kimmiş bu kadar merak uyandıran,
bir sorayım.
Gazetecilerden birine yaklaşıp “Kim bu ya?” dedim. Çocuk
bana öyle bir baktı ki… Şaşırma değil, resmen gözleri büyüdü: “Mustafa Sandaal,”
dedi (son hecesini de uzatarak). “Hıı,” dedim ama hâlâ anlamadım. Meğer konuşan
onun karısıymış, yanında duran Musti’yi seçememişim. Biraz geri çekildim, sonra
basamakların yardımıyla hafif yükselince Mustafa Sandal’ı ve ona göre uzun boylu
olan eşini ancak ayırt eder hâle geldim.
,
Gazetecinin o büyüyen gözleri, benim bilmezliğim ve kadına
kilitlenen kameralar… Günün esprili hatırası olarak cebime girdi.
Kendimle eğlendiğim taraflarım var: Burhan Kuzu’yu
mesela, ölene kadar hiç seyretmemiştim. Vefatından sonra bu kadar konuşulunca
bir videosunu açıp baktım. Bugüne kadar bizim cenahın dijital yayınlarını -mesela
Halk TV’yi- bir saat bile izlemedim. Kahramanlık hikâyesi gibi anlattığımı
sanmayın: Hani uzun bir dizi vardır da bir yerde koparsınız, sonra “ucunu
kaçırdım, artık dahil olamıyorum” hissi gelir ya… Benimki biraz öyle. Bir
noktadan sonra sahiden ne olduğunu takip edemiyorum, ilgimi çekmiyor.
Popüler kültürle bu kadar sene uğraşıp aktüelden bu kadar
kopacağımı ben bile tahmin etmezdim.
Kitaplar, filmler, diziler, çizgi romanlar, sahafiyeler…
Başka bir gündemle hayatımı sürdürüyorum, eksiklik de hissetmiyorum.
Bilemiyorum, belki yaptığım işin yoğunluğu beni bir tercih yapmaya zorladı. Vaktim
azaldı diyerek de olabilir, “hikâyelerle, sanatla bağım kopmasa yeter” diye
aktüelden, bile isteye, uzak durdum.
Bilenler için yeni bir şey yazmadığımın farkındayım, aralıklarla
anlattığım şeyler bunlar. Aktüele ve gündeme olan ilgisizliğimi olumsuz bir
biçimde yorumlayarak eleştirilebiliyorum. Oysa yeni bir şey değil bu, televizyon
ve sosyal medya aurasından uzak durarak, başka bir gündemle yaşama halimi
nerdeyse yirmi yıldır sürdürüyorum. Üstelik bu durum hem değişsin istemiyorum
hem de kim kimdir bilemeyecek bir “uzaylıya” dönüştüm, meşrebim gereği bilmediğim
konulardan uzak duruyorum.
![]() |


2 yorum:
Boşandılar.
Magazinforever
Yorum Gönder