![]() |
Niye yapılıyor ve neden böyle bir üretime ihtiyaç duyuluyor diye sorabiliriz. Öncelikle ahlaki yargıları bir kenara bırakalım. Burada karşımızda duran şey, karnavalesk bir mizah biçimi. Eskiden Photoshop’la üretilen görsel şakalar, bugün büyük ölçüde yapay zekâ tarafından hazırlanıyor. Amaç, “gerçekten yaşanmış” izlenimi yaratmak. İnsanlar “olmuş olsaydı tam böyle olurdu” duygusuna gülüyor.
İşin bir de siyasal kutuplaşma boyutu var. Kullanıcılar çoğu zaman bir içeriği doğru olduğu için değil, kendi dünya görüşünü doğruladığı için paylaşıyor. Fotoğraf karşı tarafı küçük düşürüyor ya da alaya alıyorsa, doğrulama ihtiyacı geri plana itilebiliyor.
Mecranın mantığını da unutmayalım. Sosyal medya platformları şaşırtıcı, öfkelendirici ve absürt içerikleri ödüllendiriyor. Sahte ama çarpıcı bir görsel, çoğu zaman gerçek bir fotoğraftan daha hızlı yayılıyor. Böylece fotomontaj, bağlamından koparılıp “gerçek” diye dolaşıma sokulduğunda mizah olmaktan çıkıp dezenformasyona dönüşüyor. Üreticinin niyetiyle dolaşıma sokanın niyeti de her zaman aynı olmuyor.
Bu örnekte Deniz’in gösterisindeki bir espri alınmış, ardından bu espriye tepki gösterecek bir kitle düşünülerek sahte bir protesto fotoğrafı üretilmiş. Amaç yalnızca güldürmek değil; fotoğrafın taşıdığı belgesel güvenilirlik hissini de mizahın parçası hâline getirmek.
Eskiden karikatür, “ben bir karikatürüm” derdi. Abartılı yüzler, deforme edilmiş bedenler, aşırı ifadeler bunun açık işaretleriydi. Mahkemelerde de sık sık bu savunma yapılır, çizginin doğası gereği abartıya dayandığı söylenirdi. Abartının, ifade özgürlüğünün bir parçası olduğu hukuken savunulurdu. Bugün ise durum değişiyor. Fake fotoğrafın üreticisi de “ben mizah yaptım” diyebilir. Peki, bu durumda karikatürle dezenformasyon arasındaki sınırı nerede çizeceğiz?
Yapay zekânın sağladığı imkânlarla mizah giderek fotoğraf kılığına giriyor. Artık yalnızca “espri komik mi?” sorusunu değil, “gördüğüm şeye neden inandım?” sorusunu da sormak zorundayız. Belki de mizahın yeni abartısı artık karikatür değil, fotoğrafın kendisi.
“Mizahın yeni abartısı: Sahte (Fake) fotoğraf” diyebiliriz sanki… Bu yalnızca yeni bir teknik değil, dijital kültürün ve mizahın birlikte geçirdiği dönüşümün de bir göstergesi.

4 yorum:
Ben bu fake fotoğraf ve haber işini anlamıyorum, iyi niyet görmüyorum
Aşırı "zemin güvenliği" ihtiyacı içinde bir insan evladı olarak, ben itiraf edeyim, panikliyorum bu fake kültürüne karşı. Eskiden sahteliği anlayabiliyorduk, şimdi bu fotoğrafta mesela, hakikaten anlayamadım ben.. Artık görsel deneyimimin ötesine geçti yapay zeka. Ve memlekette olan bitenler de normalite dediğimiz algı türünün ötesine geçti. Dolayısıyla "her şey olabülü"..
Neden korkuyorum, çünkü ayağımın altındaki bildik zemin sarsılıyor. Bu biraz bencil biraz toplumsal bir duygu. Çünkü evet bencil, ben merkezinde "güven ihtiyacım" karşılanmıyor, toplumsal anlamda ise belki de kötüye gidiş değil hatta daha bile iyi olacak kaos ortamı sonrası kurulacak olan düzen. Fakat ben eski kafalıyım, o zemin hep olsun istiyorum. La Linea gibiyim!
Haklısınız, bence bir aşamadan sonra mesele suç ile ilişkilendirilecek. O güne kadar "şüpheyi" elden bırakmamak gerekiyor. Külyutmaz La Linea olmalısınız :)
Kaosa inanan birisi, iyi niyeti düzenin amentüsü olarak görür ve soruna oradan bakmaz. Haklısın tabii de
Yorum Gönder