Çarşamba, Temmuz 15, 2026

Tetikçi

Şükran Güngör, Çolpan İlhan’ın sigarasını yakıyor. Bir filmden mi bilmiyorum ama “filim gibi” olduğu aşikâr. Ben ergenken, bizden büyük abilerin kadınların sigarasını yakmak için fırsat kolladıklarını, çakmağı uzatırken göz göze gelmeye çalıştıklarını, kadının elinin ellerine değmesini bir işaret saydıklarını biliyorum. Romantik görünüyordu ama içinde belli belirsiz bir erotik gerilim de vardı. Filim gibi derken, filmlerdeki kadınla erkeğin zarafeti, hasbihali ve halleşmesi taklit ediliyordu. Her şey filim gibi yaşansın isteniyordu, olacaksa artistçe, biraz meydan okuyarak olmalıydı.

Sigara o yıllarda yalnızca sigara değildi zaten. Bir aksesuar, bir jest, bazen bir kişilik beyanıydı. Paketten sigara çıkarışınız, çakmağı tutuşunuz, dumanı üfleyişiniz bile bir şey anlatıyordu. Yeşilçam bunu çok iyi kullanıyordu. Jönün sigarası başka, kötü kadının sigarası başka, temiz kalpli yancıların bambaşkaydı. Dumanın içinden karakter inşa ediliyordu. Seyirci de bu dili okuyordu. Sigara içmek kadar, sigarayı nasıl içtiğiniz önemliydi.

Benim sigarayla pek işim olmadı. Ama kenar mahallede cuara tüttürmenin ne manaya geldiğini anlamıyor değildim. Sigara, yetişkin olmanın, çocukluktan çıkmanın alametlerinden biriydi. Doğal olarak ben de başladım. Rakının yanında, türkü söylerken, dünyaya ve sağcılara kahrederken filan… Tütünün kendisinden hoşlanmadığım için olabilir, bu pozdan çabuk vazgeçtim…

Burayı gülerek yazıyorum, etrafımda sigara içen genç kızlar olsaydı, belki devam da edebilirdim. Hayatı sürükleyen, deveranlar yaratan en büyük tetikçinin arzu olduğuna inanıyorum. İnsan yalnızca sahip olmak istemiyor, arzulanmak da istiyor. Hatta çoğu zaman nesnelerin kendisini değil, onların temsil ettiği hayatı arzuluyor. Sigara da biraz böyleydi demek istiyorum. Tütün içmekten çok, yetişkin görünmek, filmlerdeki kahramanlara benzemek, birilerinin dikkatini çekmek meselesiydi. Sahip olma, fethetme, baştan çıkarma isteği kadın erkek her birimizi etkiliyor. Sinemayı da etkiliyor, sinema aracılığıyla bizi de. Göz göre göre kışkırtılıyoruz, doğrusu biraz da kışkırtılmak istiyoruz. Sen ironiyi anladın Mıstık abi.

Aşağıda sinemamızdan Melahat İçli’nin bir pozunu paylaştım. Seyredildiğini bilmenin rahatlığıyla sigarasını yakıyor. İstimini almış, kendinden emin, biraz da külhani… Her hikâyeye lazım olan o meşum kadın tipi vardır ya, arzunun yüzü bazen tam da böyle görünür.


Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails