![]() |
Yukarıdaki fotoroman böyle örneklerden biri. Tahminen
altmışlı yılların ikinci yarısından… Kendince erotik bir iddiası var ve bir din
adamının kendisinden medet uman bir kadını taciz etmesini hafif, hatta
eğlenceli bir tonla hikâyeleştiriyor. Bugünün “normallerinden” bakınca yalnızca
tuhaf değil, ürkütücü de görünüyor.
Eski gazetelerle vakit geçirmiş herkes bilir; sayfalar
çevrildikçe üfürükçü, muskacı, cinci hocalarla ilgili haberler eksik olmaz.
Çocuğu olmayan kadınlar, koca bulamayan genç kızlar, hastalar, çaresizlik
içinde bir hocaya gitmiş, sonra tacize uğramışlardır… Haberlerin doğru olup
olmadığını tartışmıyorum.
Benim dikkatimi çeken iki şey var. Birincisi, muhabirler
bu haberleri çoğu zaman hafif müstehcen, okuru kışkırtan bir dille anlatırdı.
Sanki polis-adliye haberi ile erotik magazin arasında gidip gelen bir anlatı
kurulurdu. Orhan Kemal’in üfürükçü hocaları anlattığı sayfaları okurken de aynı
duyguya kapılırım. Gazetecilik ile popüler edebiyat arasında tuhaf bir
etkileşim vardı be Mıstık abi.
İkincisi, üfürükçü haberlerini yalnızca sansasyonel polis
vakaları olarak değil, seküler modernleşmenin kültürel repertuvarının bir
parçası olarak okumak gerekiyor. Dinî otoriteyi sıradanlaştıran, onun
karizmasını zedeleyen, hatta alaya açan anlatılardır bunlar. Üstelik cinsel
düşkünlük, yalnızca kişiyi değil, temsil ettiği kurumu ve dünya görüşünü de
küçük düşürmeye yarayan güçlü bir simgedir. Seküler modernleşme anlatılarında
kullanılan öğretmen-imam karşıtlığından çok da farklı değil bu haberler.
Bugün aynı hikâyeyi aynı biçimde “anlatmak” ise pek
mümkün görünmüyor. Bunun tek nedeni siyasal kutuplaşma ya da hukuki yaptırım
ihtimali değil. Toplumun cinsel tacize bakışı da değişti. Altmışlı yıllarda
okurun hem gülerek hem de hafif erotik bir merakla takip ettiği böyle bir
hikâye, bugün öncelikle güç ilişkisi, rıza ve mağduriyet üzerinden okunacaktır.
Dolayısıyla değişen yalnızca sansür rejimi değil; ahlak rejiminin kendisi de
kökten değişti.
Bu yüzden bu fotoromana yalnızca nostaljik bir tuhaflık
olarak bakmayın. Aynı zamanda Türkiye’nin sekülerleşme tarihine, popüler
basının ticari reflekslerine ve cinselliğin kamusal temsilinin nasıl
dönüştüğüne dair küçük ama oldukça öğretici bir belge olarak da bakın. Birkaç
karelik bu hikâye, göründüğünden çok daha fazla şey anlatıyor.

2 yorum:
Hiç düşünmemiştim, siyaseten düşmanını erotik bir figüre niye dönüştürürsün ki
Psikoloji bununla uğraşıyor
Yorum Gönder