Çarşamba, Eylül 30, 2026

Ankara Kitabevleri

Tarhan Kitabevi'nde çalışan biri üzerine yazdıklarım, asıl amacı bu olmasa da, Ankara'daki kitabevlerine yönelik sohbetlere dahil edilmeme sebep oldu. O kadar konuşunca yazarak bir iki katkı notu düşeyim istedim.

Önce yetmişli yıllar. Yaşım nedeniyle Sergi ve Barış kitabevlerini hiç görmedim. Sergi'yi işleten Erdal Öz'ü onlarca kişiden dinledim. Özellikle gençleri, kitap çalacaklarından şüpheleniyormuş gibi sıkı takip ettiğini anlatırlardı. Ümit Fırat'ın Barış Kitabevi ise kısa ömrüne rağmen herkese iyi gelen bir yermiş, öğrenci indirimi de yaparmış. Adı geçtiğinde herkesin hayırla, sempatiyle andığına şahidim.

Ulus kitapçılarını, büyüdüğüm yerler olduğu için, özellikle 1977-1990 arasındaki halleriyle iyi biliyorum. Cadde üzerindeki Berkalp sonradan kitap işinden giderek uzaklaştı ama başta öyle değildi. Çocuk kitaplarında gayet iyiydiler. Dönem ödevi olarak bir “klasik” okuma mecburiyetimiz olurdu, biz de gider Berkalp'ten satın alırdık.

Berkalp'in yanında MEB kitapçısı vardı. Satışta bezgin memurlar dururdu. Kitapları renksizdi ama şaşırtıcı derecede ucuzdu. Çocukken daha gösterişli, daha yeni, daha zamane şeylerle ilgilenirsiniz. Bakardım ama bütün ucuzluğuna rağmen pek müşterisi olmazdım.

Ulus Çarşısı'nın iç avlusuna girildiğinde, Akman Pastanesi'nin yakınında Fıratlı Kitabevi vardı. Orada çocuk kitaplarından fazlası bulunurdu. Hemen her gün vitrinlerine bakardım. Yine de Fıratlı'da her şey bulunmazdı. Seksenlerde Orhan Pamuk, Mehmet Eroğlu, Latife Tekin ve Ahmet Altan'ın kitapları çıktığında onları Zafer Çarşısı'ndan almıştım.

Gülerek yazıyorum: Genç bir solcu olup okuma ilgim artınca doğal olarak Ulus'tan Kızılay'a yöneldim. Bu yüzden Zafer Çarşısı'nda yeni kitap satan yerleri iyi hatırlıyorum. Remzi İnanç'ın Toplum Kitabevi'ne epey yazar ve şair gelirdi. Sakin, insana iyi gelen bir yerdi. Ama benim kuşağım için Dost'un yeri hep ayrıdır. Gerçekten kimseyi bunaltmazlardı. Dolaşa dolaşa kitap keşfederdik. Mithatpaşa'daki Arkadaş için de böyle şeyler söylenir ama orası bende pek yoktur; çok az gittim.

Sakarya'da, şimdiki Hosta'nın altında, uğrak yerlerimden biri olan Necati Abi'nin sahafı vardı. O yüzden yakınındaki Bilgi'ye de uğrardım. Orası da okur için rahat bir yerdi ama bana Dost kadar genç ve yeni gelmezdi.

Doksanlı yıllarda kitabevleri taksitle kitap satmaya başlamıştı. Enflasyon yüksekti; büyük depoları, ne ararsan bulacağın geniş stokları olurdu. Sanıyorum o dönem Ankara'daki kitapçıların ölçeğini başka şehirlerde bulmak zordu. O yıllarda fanzin çıkardığım için İstanbul ve İzmir kitapçılarını da biliyordum. Oralarda gördüklerimin çoğu kasetçi, sahaf, kırtasiye ve kitapçı arasında duran yerlerdi; Ankara'dakiler kadar büyük, kitap satışına odaklanmış işletmelere pek rastlamıyordum.

AVM'ler, içlerindeki kitabevi zincirleri ve internet satış siteleri derken son çeyrek yüzyılda işin rengi değişti. Benim hatırladığım Ankara'da ise kitapçılar, biz büyüdükçe güzergâhımızı da değiştiriyordu. Benimki Ulus'tan Kızılay'a uzanmıştı. Arkadaşlarımızla buluştuğumuz yerlerdi, saatlerce dolaşır, oralarda yeni insanlarla tanışırdık. Kitabevi torbaları ve paket kâğıtları birer kimlik gibiydi. Nostaljiyle yazdığımı düşünmeyin, bugün kitapla ilgili her şeyi bulabileceğiniz böylesi alanlar yok, hatta internete rağmen yok. Yeni çıkanları bile kolaylıkla izleyemiyorsunuz. Sürekli kovalamak, ayrı ayrı mecralara bakmak zorundasınız.

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails