![]() |
Yukarıda 1985 yılına ait bir Gırgır kapağı var. Gani ve Gürcan imzalı kapak, tipik bir Gani Müjde
esprisine dayanıyor. Müjde’nin bunca yıl nasıl popüler kalabildiğini de
açıklayan bir mizah anlayışı bu: Ortalamayı biliyor ve ona inanıyor. Zaten bana
kalırsa başka türlü uzun süre popüler kalmak pek kolay değil.
“Bu halkın unuttuğu filan yok,” derseniz eğer esprinizi
uzun uzadıya açıklamak zorunda kalırsınız. Oysa kabul görmüş bir klişeyi
kullanınca pat diye amacınıza ulaşırsınız.
Kapağın sağ alt köşesindeki konuşmaya bakılırsa,
sağcıların peşinden koşan ve onlara oy verenler kolayca aldatılabilecek
insanlardır. Kalabalığın arasına karışıp borç para isteyerek bu “cahilleri”
hemen kandırabilirsiniz. Çünkü unutkandırlar.
Oysa sıradan insanlar için siyaset ve oy verme güdüsü,
bütün büyük laflara ve iddialara rağmen, çoğu zaman somut çıkarlardan ayrı
düşünülemez. İş vaadi, işini kaybetme ihtimali ve maddi kayıp korkusu her türlü
büyük siyasetin önüne geçebilir. İnsanlar muktedirler karşısında ne kadar
güçsüz ve kolayca harcanabilir olduklarını bilir, hayatlarını buna göre
kurarlar.
Fakat bunu açıkça kabul etmek kolay değildir. Bunun
yerine, kendileri dışındaki herkesin çıkarcı ve numaracı, cahil ve ruhsuz,
kâfir ve terörist, vatansız ve hain olduğunu söyleyerek ahlaki üstünlük
üretirler.
“Bu halk unutur, hafızasızdır,” demek de söyleyeni ruhen
ve fikren bir basamak yukarı taşır. Unutan hep başkalarıdır; söyleyen ise
gören, bilen ve hatırlayandır. “Bu halk” başka, “ben” başkayım hissinden söz
ediyorum Mıstık Abi.
Bana “Bu halk unutur” sözü pek inandırıcı gelmiyor. Aziz
Nesin’in dediği gibi: “Biz söylemeyiz, söyleniriz.” Ben daha çok buna
inanıyorum. Unuttuğumuz filan yok. İşimize geldiğinde konuşuyor, işimize
geldiğinde susuyoruz. Herkes olup bitenin az çok farkında.
Mesele hafıza değil, hatırlamanın bedelini kimin ödemek
istediği gibi geliyor bana.

1 yorum:
Bu halk unutur derken insanların hafızasını mı sorguluyoruz, yoksa hatırladıkları hâlde neden sustuklarını anlamaktan mı kaçıyoruz?
Yorum Gönder