Perşembe, Nisan 06, 2023

Bozkır Kırıkhayıtlar biterken...

Yukarıdaki görsel, Bozkır'ın ilk bölüm senaryosunun ilk sayfalarından biri...2021 Temmuz ayında yazmışım, sekiz bölümü kasım ayı başında bitirmiştim. Nerdeyse bir yıl sonra eylül başında set aşamasına girildi, çekimlere ekim ayı başında başladık, aralık ayı başında bitirdik. Bugün son bölümü yayımlanıyor. Uzun uğraşlarla üretiliyor, çabucak seyredilip geçiliyor filan...

Bu sezonun benim için anlamı, ilk kez sete çıktım ve yönetmenlik de yaptım. Yeni ve farklı bir deneyim oldu benim için, bana güvenenleri mahcup etmediğim için mutluyum, fırsat bulduğumda tekrar deneyeceğim.  


Bozkır | 2. Sezon | 8. Bölüm | Fragman



Çarşamba, Nisan 05, 2023

Tık


 Çizgi: Berat Pekmezci

Seyrüsefer Defteri 147

++ Empire of Light (2022) teatral, iyicil ve nostaljik, türü sevenler için "hatırlıyorum" romantizmi (31 Mart).++ Anadolu Leoparı (2021) atmosferi ve iyi oyuncuları olan sahneleri var (30 Mart).++ Lauchhammer - Tod in der Lausitz (2022) Sea1 Ep.3 ve 4'ü seyrettim (29 Mart).++ The Eye of Istanbul (2016) Ara Güler belgeseli, fotoğraflar haliyle çok çok güzel, yeni bir şey de söylemiyor ama derli toplu (28 Mart).++ Un beau matin (2022) ümit ile ümitsizliğin içeçeliğini, katlanma gayretini, değiştiremeyecek olmanın farkındalığı anlatılmak istemiş, insani ve üzücü (27 Mart).++ Lauchhammer - Tod in der Lausitz (2022) Sea1 Ep.1 ve 2'yi seyrettim (26 Mart).++ Diabolik Ginko Attacks (2022) uzun zamandır bu ölçüde iddialı ve "kötü" bir uyarlama seyretmedim, şaşırtıcı ölçüde başarısız ve farkında değil (25 Mart).++ Malazgirt 1071 (2022) hamaseti anlıyorum ama aksiyonun serüvenci tarafı olmalı, vasat altı (24 Mart).++ Umut (1970) ikinci kez seyrettim, kesin kararım, hikayenin vardığı yeri değil şehrin kenarlarına ilişkin tutumunu seviyorum (23 Mart).++ Paranın Kokusu (2018) ciddi olarak kötü, seksenli yıllar trt dizisi gibi bir şey (22 Mart).++ Our  Ladies (2019) Gençkızlık nostaljisi ve romantizmi, kötü değil ama o kadar da ilginç değil (21 Mart).++ The Bobs Burgers Movie (2022) her şey bildiğimiz gibi sadece uzun bir bölüm olmuş, kuş kondurmamış (20 Mart).++ A Man Called Otto (2022) iyicil bir film, iyileştirici unsur flaşbeklerde kaldığından güç kaybediyor, onu bu kadar görünce ölümüne üzülmemiz de gerekiyor çünkü (19 Mart).++ Boston Strangler (2023) dizi olabilirmiş, potansiyelli hikaye, iyi anlatılmış, aurası güçlü (18 Mart).++ W jak morderstwo (2021) Agatha C. parodisi olmuş, müzikler filan, yetmişli yıllarda televizyon için çekilmiş gibi (17 Mart).++ Marlowe (2022) oyuncu seçimleri, senaryodaki fazlalıklar filmi yapay göstermiş (16 Mart).++ Pamela, a Love Story (2023) medyatikliğin, seks sembolü olarak yaşamanın ve yaşlanmanın trajedisini güzel anlatmış diyelim (15 Mart).++ Totenfrau Sea1 Ep5 ve 6'yı seyrettim (13 Mart).++ Mad God (2021) filmin üretim hikayesi filmden ilginç, yetmiyor (12 Mart).++ Luther The Fallen Sun (2023) aksiyon işi olmuş, edebi tat ve zeka oyunları tribüne oynayacağız diye olmalı, epeyce azaltılmış, BBC Holivut'u taklit ettiğinde dünyanın renklerinden biri kayboluyor gibi hissediyorum (11 Mart).++ Totenfrau Sea1 Ep3 ve 4'ü seyrettim (10 Mart).++ Rüzgarın Hatıraları (2015) başarılı bir görsel aura kurulmuş, hikaye bazen çok şey söylemek istemiş, seyrelmesi gerekirmiş (9 Mart).++ Blonde (2022) MM yorumlarından biri, beklentim yüksek değildi, bir farklılık gördüm meğer işin içinde Joyce Carol varmış (7 Mart).++ Il mio nome è vendetta (2022) intikam hikayesi, inişi çıkışı var, türün meraklısına, nefsini köreltecektir (6 Mart).++ The Ritual Killer (2023) vasat altı aksiyon (5 Mart).++ İyi Adamın On Günü (2023), yetmişli yıllarda çekilmiş gibi, Fransız aksanlı ve Hollywood esintili gibi, uyarlama gibi, yorumu ilginç buldum (4 Mart).++ Un hombre de acción (2022) iyi anlatılamamış ama potansiyelli bir hikayeymiş, iyimserliği mi abartmışlar anlamadım, ilk yarım saatte çakılıyor (3 Mart).++ The Nile Hilton Incident (2017) güzel ve cesur, ilham verici (2 Mart).++  Benim Sinemalarım (1990) vizyondayken kaçırmıştım, yıllarca merak ettim, estetik bir arayışı varmış, semboller, simgeler, göndermeler, gezinmek istemiş (1 Mart).++


Pazartesi, Nisan 03, 2023

Ayhan


Babıâli’nin ressamı. Yıldız’ın birincisi. Yeniçeri Hasan’ı Sultan Selim’in. Ay gibi parlayan kara saçlar. Klark bıyıklı yeni jön. Canlı gibi resim. Gülüşler, duruşlar, ürkeklikler, kim biliyor kameranın önünde nasıl durulur. Her yıl, dört mevsim. Sonra Akad’ın okulu. Ayhan, kralı oluyor sinemanın. Ne varsa şu dünyada, hepsi filim, hepsi esas oğlanın kıyıya vuran dalgaları. Pencerede kızlar, kahvede erkekler, perdede hülyalı yumruklar, dillerde gezen sözler. Kırkında gazinoda şarkılar söylüyor, arada Holivut seferi, batan geminin yolcusunun İstanbul’a dönüşü. Sanatı rica edemezsin kimseden. Ayhan Işık, şehrin artistiydi, erkeklik hep onun ağzından duyuldu, dalga dalga. Beklenmeyen ölümü Yeşilçam’ın.

Pazar, Nisan 02, 2023

Kendine Kıymak

Kareyi Şahap Ayhan çizmiş, Azmi Nihad'ın bir öyküsü, 1954 yılından, "Esir Türk"'ün vatanı uğruna fedakarlıkla canını kıyması resmedilmiş. Bizim çizgi romanımızda intihar pek anlatılmadığı için istisnai bir sahne bu. 

Gerçi, hemen bir derkenar notu düşmeliyim, serüven edebiyatında, ancak ve ancak kaydıyla diyelim, yakalanma-hapsedilme korkusuyla intihar eden kötülerle karşılaşırız. Hapsedileceğine, ölmeyi tercih edip varı yoğu patlatırlar filan... Yani, melodram ağırlıklı meselelerle uğraşmaz serüven literatürü, kavuşamama, aşkına karşılık bulamama, yasak aşkın ortaya çıkması filan ilgi çekici gelmez oğlan çocuklarına... 

Malumunuz, intihar, kendini cezalandırmak değil bazen geride kalanları cezalandırmak için de yapılır, böyle bir yönelime de rastlamadığımı düşünüyorum. Mizahi çizgi romanlarımızda ekonomik sıkıntılarla, ya da ergen körlüğüyle kalkışılan intihar girişimleri anlatılır ama hepsi umutlu hikayelerdir. Kahramanlar (ki hemen hepsi genç ve bekar erkeklerdir) aşkla, yaşamak için güzel bir sebeple karşılaşır ve hayata devam ederler. 

İntiharın ve intihar edenin felsefi çıkarımları, melankolisi, depresyonu, ruhani savrulmaları haliyle akla gelmez, bunun temel nedeni, çizgi romanların psikolojiye değil olay akışlı bir anlatıma dayanması elbette, kahramanın seyir yolculuğunun izlettirilmesi... Kahraman dertlenecek kadar "duramaz", o durursa "dünya durur" çünkü.

Çizgi romanlarda öldürme-öldürülme vardır, doğal ölüm veya kazayla ölüm nadirdir, öyle ki, kaza ya da doğal ölümlerin bile altından cinayetler çıkar, intihar ise bu dünyaya ait sayılmaz, normal olmayanlara, en çok da kötülere yakıştırılır. 

E peki yukarıdaki karedeki Türk neden intihar etti derseniz, bizim çizgi romanımız epeyce adult ve milliyetçidir, Finaldeki tek etkiye ve tek yönlü akışa kapılan karakterlerin önemlice bir kısmının tek derdi ve davası Türklüktür, vatan uğruna ölür ve öldürürler, yani bu intihar da o fasıldan bir fedakarlık ve gurur gösterisi içeriyor... Durkheim böylesinden pek söz etmiyordu diyelim...

Cumartesi, Nisan 01, 2023

Çocuklar sakın kanmayınız

12 Eylül'den sonra cunta, Kürtlerin bir Türk soyu olduğunu iddia ettirmeye başlamıştı, eskiden de vardı ama mevcut çatışma iklimi nedeniyle propagandasını bu yönde belirlemiş, geçmişle kıyaslanmayacak ölçüde koyulaştırmıştı, Kürtler tıpkı Özbekler, Türkmenler, Kırgızlar gibidirler filan deniyordu... 

O yaşta hiç anlamamıştım ama ortaokuldayken bize gerçekleri anlatmaya gelen vazifeli bir subay, Kürttürkleri diye birilerinden söz etmişti, heyecanla dinlemiştim, benim gibi bir serüvenci için Göktürkler bile ismen baş döndürücüydü, vay be demiştim, ne çok çeşit Türk var. 

Yıllar yıllar sonra diyelim, geçen hafta sahafın biri bana gönderdiği kitaplar ezilmesin diyerek bir iki dergi daha koymuş paketin içine... O dergilerden birinde Kürttürkleri ile karşılaşınca o subayı hatırladım. Etkileyici bir inanmışlığı vardı. 
 

Related Posts with Thumbnails