Pazar, Aralık 17, 2023

Yüz

Senaryo işlerim nedeniyle "makale" yazamıyorum, üzülmüyor değilim ama hikaye düşünürken odağımı değiştiremediğimi, uzun uzadıya yoğunlaşamadığımı biliyorum artık. Tanıl olmasaydı, bu derlemeye de "Aziz Nesin" yazamazdım. 

Tartüf, Çizgi Roman Olursa...


Edebiyat ya da sinemadan yapılan sayısız çizgi roman uyarlaması okuduğunuzu tahmin ediyorum. Sinemacılardan veya yazarlardan çizgi romana (ve çeşitli çizerlere) yönelik sempati dolu açıklamalar da okumuş olabilirsiniz. Buna karşın çizgi romanın tiyatroyla pek yakınlığı yoktur; dünya çizgi romanında tiyatro uyarlamaları hem sayıca azdır hem de akılda kalacak nitelikte bir eser kotarılabilmiş değildir. Çizgi romanlar tiyatroda sahnelenmekle birlikte özgün tiyatro oyunlarının uyarlanmamış olması, muhtemelen piyasa koşullarının bir sonucu. Tiyatro kendisinden daha popüler bir anlatıyı sahneye taşırken çizgi roman endüstrisi, ilgi yaratmak (ve kullanmak) için kendinden daha popüler olan sinemaya bakıyor sıklıkla. Roman ve hikâye uyarlamalarında sahne tasarımı, kurgu ve bölümleme bakımından sinemaya yakın bir dil tutturulması hısım akrabalığın delili kuşkusuz. Shakespeare  uyarlamalarına bakıldığında özgün oyunla ilgisi olmayan bir dizge kurulduğunu hemen fark edebiliyorsunuz.
Tiyatro, genel anlamıyla eylemden çok konuşmaya dayandığı ve olaylar, ekseriyetle tek bir mekânda geçtiği için çizgi romana uyarlanırken baştan kısıtlar taşıyor ve yeni bir sahne bölümlemesi ve tasarımı gerektiriyor. Geçenlerde Molière’nin Tartüf oyununun çizgi roman uyarlaması yayınlandı.

Klasik tiyatroda oyunlar bir gün içinde bitecek biçimde düzenlenir. Oynanan oyunun geçtiği zamanın süresi arttıkça gerçeklik duygusunun tahrif edildiğine inanılır. Öyle ki, geçmiş, konuşmalarla anlatılır ve her ne olacaksa oyunun oynandığı süre içinde başlayıp bitmesi istenir. Tartüf, bu mantıkla kurgulanmış bir oyun, her şey çabuk gelişiyor. Kendini sofu gibi gösteren Tartüf’ün gerçek kişiliğini ve niyetini anlayamayan Orgon’un aile çevresinde gelişiyor. Aile, eş-dost Tartüf’ün bir düzenbaz olduğunu göstermeye çalışıyor ve bir türlü safça-imanla onu savunan Orgon’u ikna edemiyor. Tiyatro tarihi açısından oyunun ilginçliği, Tartüf daha sahneye çıkmadan seyirciye onunla ilgili mufassal malumat verilmesi, çatışma eksenini sahnede olmayan birinin üzerinden kurmasıdır. Çizgi romanda aynı bölüm uzunca bir süre Tartüf’ün yüzünü göstermeyerek, arkadan yandan gölgeleyerek hazırlanmış. Tiyatroda “kimmiş bu Tartüf çıksın artık” dedirten gerilim kısmen korunmuş.

Tartüf uyarlamasının en önemli güçlüğü, hikâyenin çizgi roman dünyası için bir olağanüstülük içermemesi. Oyunun vakt-i zamanında Kral için yazılmış ve ilk kez Kraliyet önünde sahnelenmiş olması, Tartüf’ün gerçek niyetini anlayarak düğümü çözen bir Kral aklının varlığını zorunlu kılmış olabilir ama bu çizgi romanlar için pek alışıldık bir durum değildir. En azından finaldeki kötü adam teşhirini karşıtlık ekseninde –ve Kral dışında- birinin –kahramanın- yapması geleneğine aykırıdır. Uyarlama yapılırken senaryoya bir başkalaştırma yapılmamış. Molière’in Fransız eğitiminin bir parçası olması, albümün okullara tavsiye edilecek olması uyarlamadaki sadakat ölçüsünü belirlemiş olmalı. Uzun yıllardır bu denli sadık bir uyarlama görmediğimi söyleyebilirim. Uyarlama ile ilgili bir başka mesele Tartüf oyunundaki uyaklı-beyitli dille ilgili. Çizgi roman için özgün metindeki manzum dil fazla süslü ve yapay kalıyor çünkü. Tartüf, Fransızcadan yabancı dillere tercüme edilirken (Türkçeye olduğu gibi) genellikle konuşma diline yaklaştırılarak düz yazı olarak çevrilmiştir. Çizgi roman uyarlamasında Nur S.Danışman, özgün manzum dile yakın bir çeviri tercihinde bulunmuş. İlginç olduğu muhakkak, çevirmenler için meydan okuyucu ve cezbedici bir yönü olmasını da anlıyorum ama okur, cümleler başka türlü olabilir miydi diye düşünmemeli, doğru olan bu bence. Manzum ya da düz yazı olmasından çok buna dikkat edilmeli sanki. Mitos Boyut Yayınlarının Tiyatro dizisinden çıkan Tartüf çevirisi (A.Selen, Ş.Aktaş ve Ç.Sarıkartal) bu sorunu, konuşma diline yakın bir manzumla aşmış. Benim beklentilerime daha yakın bir çeviri olduğunu söyleyebilirim. Burada kişisel tercihlerden söz ettiğimin farkındayım, şuna dikkat çekmek istiyorum. Filoloji bölümlerinde farklı mecralarda yapılan çeviriler karşılaştırılıyor, böylesi bir mukayese için Tartüf’ün çizgi roman uyarlaması, tercüme tercihleri ve uyarlamanın niteliği bakımından iyi bir örnek bana kalırsa.

Son söz üreticilere: uyarlamayı hazırlayan ekip Fransa dışında tanınan isimler değiller. Senarist Duval, neredeyse birebir sayılabilecek bir yazıma kalkışmış. Uyarlamada sadakat hep tartışılır. Saramago anılarında Körlük romanının sinema uyarlamasını neden kabul ettiğini açıklarken “bugüne değin hep benim yazdığımı yineliyorlardı, başka ve yeni bir şey düşünmüyorlardı” diyerek, uyarlamalardaki sadakatten hoşlanmadığını anlatmış. Duval, bu bakımdan Saramago’nun sevebileceği bir senarist değil, sağlam bir sadakat göstermiş metne çünkü. Yapıp ettiği, diyalogları görsel olarak tasarlayarak metni zenginleştirmek... Çizer Zanzim’i ise beğendim. Naif bir çizgisi var, çizgi romandan çok karikatürle uğraştığını hissettiriyor. Fırça kullanmıyor, tarama ucuyla resmediyor resmedeceğini. Çabuk çizdiğini sanmıyorum ama kolay ve herkes çizebilir ölçüsünde üretiyor. Naifliği buradan kaynaklanıyor ama bu bir tür sıcaklık da katıyor uyarlamaya.

[Bu yazı, ilk kez Birgün Kitap'ın 13.11.2010 tarihli sayısında yayımlandı.]

Cumartesi, Aralık 16, 2023

Yol İşçileri

İzmir'denmiş, benim tahminim, otuzlu yıllardan bir fotoğraf... Kızılay aşevinde çekilmiş. Doğrusu, İzmir tarihine vakıf değilim, bu kadar erkek hangi vesileyle biraraya gelmiş, bilemiyorum. İftar yemeği olamaz, çünkü ışık, öğlen saatleri gibi duruyor. Yıllar içinde çok sayıda yol işçisi fotoğrafı gördüğüm için ben onlara benzettim. 

Baba tarafından dedem, aventüriye sürdürdüğü İstanbul hayatından vazgeçerek, yol çalışması için Ankara'ya gelmiş biri, bir ya da iki kez, dinamitle patlata patlata, düzlenerek açtıkları yolları anlatmıştı. "Aylar sürerdi, aylar aylar" derdi. Sıkıntılı, cançıkartan, ağır mı ağır, bitmek bilmeyen bir iş olmalı ki, hemen kıyıcı ustabaşılar geliyordu aklına... 

Yaz kış çadırlarda kalırlarmış, mezbebelik dese de askeri bir disiplin olduğunu eklerdi, artık nasılsa, tektip kıyafetler giyerlermiş, nasıl hoşuna gidiyorsa, söylerken gülümserdi, arada bir hamama götürürlermiş. Kızılay yemek verirdi derdi ama çocuk aklımla hiç anlamazdım gerekçesini...  Afet değil, felaket değil diye düşünürdüm. 

Ondan sebep, fotoğraftaki işçiler, demiryolu inşaatında çalışıyorlarmış gibi geliyor bana...

Cuma, Aralık 15, 2023

Amcabey yastığı

Amcabey, çizgi dünyamızın ilk popüler kahramanlarından biri. Otuzlu yıllarda yoğun ilgi ve sempati gördüğü, okura yeni geldiği anlaşılıyor. Yani hem modern duruyor hem de ahlaken geleneği koruduğuna inanılıyor. 

Yukarıdaki görsel, Resimli Hafta dergisi okurlarına verilmiş bir yastık yüzü-modeli örneği...Derginin ortasında kadın okurlar için bir poster verilmiş, madde madde sıralanarak bir yastık yüzünün nasıl tamamlanacağı anlatılmış.

Son paragraf sevimli: "İşte Resimli Hafta okuyucularına Cemal Nadir'in bir yılbaşı hediyesi, kendisi imkan bulsaydı, bütçesi müsait bulunsaydı hiç birinizi zahmete sokmaz, size birer tane yapılmış yastık hediye edebilirdi." 

Ailevi, sevecen, duyarlı ve hürmetkar duruyor, saçma gelebilir, bugün benzer bir bağlamda, tivit olarak yazılsaydı ne tepkiler alırdı diye düşündüm... Bu türden what if soruları-karşılaştırmaları zamanı anlamak adına zihin açıcı olabiliyor.



Çarşamba, Aralık 13, 2023

Tek macerası...

Çizgi: Berat Pekmezci

88 Plaka


Bozkır'da hikâyenin geçtiği şehir belli olmasın diyerek 88 plakayı kullanmıştık. Bu yıl, google'da en çok aratılan-sorulan plaka kodu olmuş. Vay dedim ilginçmiş. 

Pazartesi, Aralık 11, 2023

Son Okuduklarım 84

Kedilere Dair, kısacık bir kitap, İstanbul ağzıyla vapurla karşıdan karşıya geçerken bitirilebilecek türden bir kısalığı var, bir iki gazete makalesi ve alıntı içeriyor. Örik'in meğerse Buldum isimli bir kedisi varmış, onu anlattığı gazete yazılarından sonra Abdülhamid Düşerken romanında beyfendiye rastlamak, derleyen için güzel bir keşif olmuş... Kitap bu keşif için yapılmış sanki...Dirty Little Comics bir derleme. Yüz yıl önce Amerika'da el altından satılan "pornografik" çizgi romanları biraraya getirmiş. Tijuana Bibles adıyla bilinen tür, popüler olan her anlatı ve kişiliği hardcore bir hikaye içinde anlatıyor, şöhretini cesaretinden alıyordu. Çizgileri kötü, hikayeleri onlardan daha kötü olmakla birlikte amacına hizmet eden (veya ulaşan), bugüne kadar yaşayabilmeyi başarmış bir türden söz ediyorum. Bütünlüklü olarak okuyunca, üslup benzerliğini, teşhirci tekrarları, popüler olanlara yönelik grotesk öfkeyi giderek daha çok hissediyorsunuz. Ben daha çok türün üreticilerinin hayatlarını merak ediyorum, yasaklı, cezai karşılığı olan şeyler çiziyor-anlatıyorsunuz, gel gör ki, isminizi kullanamıyor, telif dışında herhangi bir şey kazanamıyorsunuz. Gizli saklı satılan, az basılan (bu sebeple telifi düşük), kolay ulaşılamayan tuhaf bir şöhreti olan çizgi romanların yazarı ve çizerisiniz ama tanınmıyorsunuz. 

Brizzi Kardeşler, Dante'nin İlahi Komedya eserinin "Cehennem" bölümünü çizgi romana uyarlamışlardı, Dante'nin Cehennemi dilimizde de yayımlandı. İddialı ve zor bir işe girişmişler, yurt dışında konuşulduğu için meraklanmış, örnek sayfalar görmüştüm, ilginç ama "yeni" gelmemişti bana. İlk izlenim, genellikle yanıltıcı olur, üstelik meraklı bir oburum, çıkınca hemen alıp okudum. İlk izlenimim pek değişmedi, uyarlama beni kesmedi. Ciddi bir emek var, sabırla çalışılmış, beğenilmeme ihtimali yüksek bir işe de girişilmiş, cesaret istiyor... E dedim, neden hakkını teslim etmiyorsun? Neden beğenemediğimi sonradan anladım, ben İlahi Komedya'yı Gustave Doré gravürleriyle okumuş ve öyle canlandırmıştım hayalimde. Doré ile hangi uyarlama ve hangi çizgici rekabet edebilir bilemiyorum. Brizzi kardeşler en azından önsözde ondan bahsetmeliydiler diye düşünüyorum, ismini geçirmeseler de açıkça görülüyor, ondan çok faydalanmışlar. Meraklısı albümü Doré ilüstrasyonlarıyla birlikte incelerse ne demek istediğimi daha iyi anlayacaktır. Diğer yandan senaryoyu başarılı buldum, seyreltmeler gayet başarılı olmuş. 
Related Posts with Thumbnails