Salt teorik, bilimsel kitap okuyarak “büyüyen” insanlarla,
roman, hikaye, şiir okuyarak “büyüyen” insanlar arasında ne gibi
farklılıklar vardır sizce?
Ben bu tür bir genelleme yapamam. Vicdan sahibi olmak ve utanmak
daha önemli bence. Yoksa sadece edebiyat okuyan veya sadece bilimsel
şeyler okuyan bir sürü salak var. Ha şu var, üniversitede çalıştığım
yıllarda edebiyat okuyarak zaman kaybetmek istemeyen çok insan vardı,
yazarken takır tukur rapor gibi şeyler yazarlardı. Çok tatsızdı.
Huxley’den Orwell’e, Orwell’den Tolkien’e, Tolkien’den Eco’ya
kadar birçok ismin kitabını okumuş Öcalan, bir tane de yeraltı edebiyatı
eseri okumuş: Leonard Cohen’in 6:45 Yayınları’ndan çıkan “Görkemli
Kaybedenler” kitabı. Bu çok dikkatimi çekti. Sizce yeraltı edebiyatı
okumak insanı nasıl etkiler, şekillendirir?
Underground dediğimiz şey, batı dünyasında ve metropollerde
serpilmiş bir akım. O örnekler üzerinden kendimize bakarsak yanlışa
düşeriz. Vakti zamanında Yılmaz Güney, İnce Memed, Nazım Hikmet, Doğan
Avcıoğlu nasıl okundular diye sorarak düşünelim. Bizim yeraltımızda
neler vardı oradan bakmak lazım. Nitelik ve içerik tartışmıyorum. Diğer
yandan bir militan, mücahit ya da devrimci, batı'da da bu metinleri
okudu mu ondan da emin değilim. Cool, sarkastik, bireyci ve pek çok
bakımdan hedonist bir hareketle perhizci, misyoner, toplumcu hareketleri
kıyaslamak bence çok mantıklı değil.
Öcalan’ın içinde yer aldığı “devrimci gençlik kuşağı”,
“Felsefenin Temel İlkeleri” gibi eserler ya da sol propaganda yapan
edebi eserler yerine Beat Kuşağı ve eserleriyle tanışsaydı mesela,
bugünkü Türkiye nasıl bir Türkiye olurdu, nasıl bir hayal kurabiliriz?
Çok farklı koşullardan söz ediyoruz. Bir yas sürecinde olduğumuz
için verilecek her cevabın yanlış bir yöne gitme riski var. Ama şunu
söyleyebilirim 60'lı yılların başında dünyayla bağımız çok güçlü. Her
metin çevriliyor, izliyor ve heyecanlanıyoruz. Siyaset, edebiyat, kültür
çok dinamik gelişiyor bence. Bugün hiç hatırlanmayan bir refah dönemi
var. O günlerin bohemleri yıl be yıl içe kapanıyor, sert adamlara
dönüşüyorlar. Dışarda yaşananları önemsemeyen sağı ve solu belirleyen
millici, yerlici bir politizasyon oluyor. Madem What If sorgusu
yapıyorsunuz, ben de şunu sorayım: Siyah hareket olmasaydı, Beat Kuşağı
varolabilir miydi veya Beat Kuşağı içinde niye siyahların bir ağırlığı
yok? Bence bu sorular retorikten öteye gitmiyor. Eğer özgürlükler
bağlamında bakacaksak ve ister istemez bugünün sıkışmasıyla yorum
yapacaksak, şunu da soralım: Eğer altmışlı yıllarda güçlü bir Kürt
muhalefet hareketi olsaydı, bugün daha demokratik bir ülkede yaşıyor
olur muyduk ben bilmiyorum. Tek hayalim barış olması. Çok insan öldü.
Agos Şapgir için Özgün Çağlar'ın yaptığı anket