Salı, Ekim 12, 2021

Tahta Çocuk

Yavrutürk çocuk dergisi 1940'dan... Pinokyo, "Tahta Çocuk", ustası Gepetto da "Dursun Dayı" olmuş, şimdi garip gelse de, o yılların normali bu. İstisnasız her ithal anlatı yerlileştiriliyor, Milli Eğitim, bizim yazarlarımız daha iyilerini yazana kadar çocuklarımız "yabancılaşmasınlar" diye dergilere böyle bir yol salık vermiş, uyguluyorlar.

Pazar, Ekim 10, 2021

Gözleri karalı

Fotoğrafa bakınca Türkiye değil gibi geliyor, ama Türkiye ve İstanbul imiş... Ha, poz verenler Türk olmayabilir diyebilirsiniz, o kadarını bilemiyorum, ben de aynen sizler gibi ipucu arayarak bakıyorum... Ortadaki subayın gözlerini karalamışlar, o galiba nişanı atmış olmalı, gözü körolasıca sınıfına dahil edilmiş...
 

Salı, Ekim 05, 2021

D Alerjisi

Okunuyor mu emin değilim, yazayım. D Grubu Resim Sergisi açıldı duyurusunun altında yazan espri şöyle: "Zavallı, tam iyileştiği sırada sergiyi ziyarete geldi, tekrar kaçırdı." Eğer benim gibi eski dergilere, karikatürlere, tarihi bir vesika olarak espri eğilimlerine meraklıysanız... yukarıdaki karikatüre benzeyen onlarca örneğe rastlamış olmalısınız. Karikatürcülerimiz, her nedense, yüksek bir hararetle, D Grubunu sevmemişler. 

Bir noktaya kadar şunu anlıyorum, popüler dergilerin üreticileri çoğunluk değerleriyle düşünür ve üretirler, doğal olarak anti entelektüelist tarafları güçlüdür. Bugünün deyişiyle, hemfikir olmadıkları her türlü okur yazarı "entel" saymaktan geri durmazlar. Onlar sahici ve samimiyken, karşıtları kibirli, yabancı ve nahoştur, ancak o kadar, daha fazla değil. Asıl garip olan, kendilerini saldırı altında hissetmeleridir. Sürekli haksızlığa uğramış gibi kahrederek yazarlar-üretirler. D grubu böyle değerlendirilmiş olabilir. 

Belki diyorum, "ressamlarla" çizgisel bir rekabete, sanatı temsil etmekle ilgili bir "savaşa" girmişler filan... Popüler anlatıcılarda "popüler olana" yönelik bir alerji de vardır, kendileri popüler değilmiş gibi birilerini tahkir etmekten geri durmazlar. Popüler kültür, kendini ev sahibi-yurt sahibi olarak gören "oyuncuların" nutuk attığı bir mecradır. D, entelektüeller arasında itibar ve beğeni gördüğü için ters yüz etmek istemiş olabilirler mi? 

Söz uzamasın, D alerjisini, bu kadar sene büyütülmesini ve "sürmesini" anlamıyorum diyerek bitireyim. Kim bilir, belki de hiç bilmediğim kişisel husumetler de vardır.

Pazartesi, Ekim 04, 2021

Suavi

Suavi Sualp; saçmanın, abartının, kafiyenin, çapkın enişte-fettan baldızın, kaytan bıyıkların, mutsuz kadınların, hergelelerin mizahı. Hepsi birden. Küçümsenen, meslektaş husumeti çeken bir üslupçu. Toplumcu ve ahlâkçı mizahın kurbanı. Metin Üstündağ’ın, Can Barslan’ın dedesi, bilmiyorlar, hastanede karışmış. Hep kendini çizdi, yaşayamadıklarını anlattı. Klark çeken, elma yanaklı çapkın ve kibar hırsızları oldu. İç sesi hep hikâyedeydi, mutlu sonlara nanik yaptı. Sıkıldı, hikâyeleri yarım yarım bitirdi. Cilalı İbo, Adanalı Tayfur ve Aydemir Akbaş’tı. Utanmaz Adam olamadı. Ökkeş hiç değildi. Kuşağının en çalışkanıydı. En maymun iştahlısı da. Daima uvertür kaldı. Her boşluğu o doldurdu. “Hemen, o anda, son anda, vakit daralırken.” Çalışmazsa aç kalacaktı. Erken doğdu, yoksul öldü. Hayırsız zamanların mizahçısıydı.

 

Cumartesi, Ekim 02, 2021

Joel Houssin ve Liberatore

Joel Houssin bir dönemin ünlü polisiye yazarlarından. Hoş, başka türden işler de yaptı, örneğin bilim kurgu ya da fantezi türünde de yazdı ama galiba en çok kara polisiyeci olarak tanınıyor, pulp dünyasına girişi çok erken yaşlarda başlıyor, çalışkan ve motive olan, hızla üreten biri.  Sert suçluları, cinnetin eşiğinde duran kahramanları seviyor ve en çok bu yönüyle hatırlanıyor desem yanlış olmaz.  İzleyenler olabilir, başrollerini Vincent Cassel ve Monica Belluci'nin oynadığı Doberman filmi onun romanından uyarlanmıştır, senaryoyu da o yazmıştı. 

Geçtiğimiz günlerde Dobermann'ın seksenli yıllarda çıkan aynı adlı romanının kapağına denk geldim. Meraklısı, tıpkı benim gibi kapaktaki çizgilere dikkat kesilmiştir, Ranxerox'un büyük çizeri Liberatore'nin elinden çıkmış çünkü... Eğer Ranxerox'u biliyorsanız, Liberatore'nin Dobermann'ın kapağını boşuna çizmediğini anlarsınız. Tuhaf biçimde Houssin ile Liberotore arasında bir aura benzerliği olduğunu fark edersiniz. Ben severek ve isteyerek çizdiğini düşündüm. Hikayedeki şiddet, onun çok sevdiği grotesk sertlikle birebir uyumlu çünkü.
Related Posts with Thumbnails