Perşembe, Mart 19, 2026

Hangi Hikâyenin İçindesin?

Bilmeyenler olabilir, gri yakalı (grey-collar) denilen şey, fiziksel emek ağırlıklı işler ile klasik beyaz yakalı meslekler arasında duran işleri ifade eden bir kavramdır. Teknik bilgi ve pratik beceri gerektiren ara mesleklerdir bunlar. Vinç operatörlüğü mesela. En azından meslek yüksekokulu ya da teknik eğitim gerekir. Yapılan iş çoğu zaman makineyle, sistemle veya üretim hattıyla ilişkilidir. Deneyim arttıkça gelir de artar, hatta çok değil on yıl içinde beyaz yakalıları geçmeleri bile mümkündür.

Biraz dikkat kesilince şunu görüyorsunuz: Türkiye’de üniversite mezunu çok fazla, ama teknik ara eleman çok az. Maaşların görece yüksek olmasının nedeni de bu. Piyasa basit bir kuralla çalışır: Az bulunan beceri daha iyi ücret alır. Üstelik birçok gri yakalı iş doğrudan para üretir. Bir otomasyon teknikeri üretim hattını çalıştırır, vinç operatörü iş başına geçti mi şantiye ilerler.

Peki parası bu kadar iyi olmasına rağmen bu meslekler neden cazip bulunmuyor? Ortalama bir mühendisten daha fazla kazanma ihtimaliniz var halbuki. Memleketi ve yaşadığı dönemi merak ederek gözlemleyen biri olarak meslek tercihlerine hep dikkat kesilirim. Kimsenin operatör olmak istememesi, buna karşılık asgari ücretle “security” olmayı tercih etmesi ilginç gelir bana.

Çünkü bu işler vardiyalıdır. Gürültülüdür, tozludur, fiziksel risk içerir. Çoğu zaman dış dünyaya kapalı, epeyce erkek ortamlardır. Bir kadınla karşılaşamazsınız, etraf güzel kokmaz, yaptığınız işin Instagram’da paylaşılabilecek bir cazibesi yoktur. Daha doğrusu… flört edilecek bir ortam değildir. Varsa yoksa endüstriyel otomasyon, robotik bakım, makine arızası. Kapalı bir alandasınız, şehirden, metropolün akışından uzaktasınız.

Hatırlayanlar olabilir, bir ara şimdiki zamanda beyaz yakalıların, içki içtikleri mekânlardaki garsonlardan daha az kazandıklarını yazmıştım. Benzer bir tablo burada da var. Tekniker, mühendisten daha fazla kazanabiliyor. Ama mühendis beyin bir itibarı var. Güvenlikçinin hem gömleği ütülü hem de güneş gözlüğüyle etrafı kesebiliyor. Yetiyor mu?

Demek ki yetiyor.

Veya üniforma, masa ve biraz da “itibar hissi” gerekiyor. İnsanlar daha az kazanmayı ama kendilerini daha önemli hissetmeyi tercih ediyor. Mesele insanın kendini hangi hikâyenin içinde görmek istediğiyle ilgili.

[Not: Tablo, geçen ay çıkan Oksijen gazetesi sayılarından birinde alındı, ne yazık ki tarih veremiyorum, kuş kafesinde zemine serildi.]

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails