![]() |
Bilmeyenler olabilir, gri yakalı (grey-collar) denilen
şey, fiziksel emek ağırlıklı işler ile klasik beyaz yakalı meslekler arasında
duran işleri ifade eden bir kavramdır. Teknik bilgi ve pratik beceri gerektiren
ara mesleklerdir bunlar. Vinç operatörlüğü mesela. En azından meslek
yüksekokulu ya da teknik eğitim gerekir. Yapılan iş çoğu zaman makineyle,
sistemle veya üretim hattıyla ilişkilidir. Deneyim arttıkça gelir de artar,
hatta çok değil on yıl içinde beyaz yakalıları geçmeleri bile mümkündür.
Biraz dikkat kesilince şunu görüyorsunuz: Türkiye’de
üniversite mezunu çok fazla, ama teknik ara eleman çok az. Maaşların görece
yüksek olmasının nedeni de bu. Piyasa basit bir kuralla çalışır: Az bulunan beceri
daha iyi ücret alır. Üstelik birçok gri yakalı iş doğrudan para üretir. Bir
otomasyon teknikeri üretim hattını çalıştırır, vinç operatörü iş başına geçti
mi şantiye ilerler.
Peki parası bu kadar iyi olmasına rağmen bu meslekler
neden cazip bulunmuyor? Ortalama bir mühendisten daha fazla kazanma ihtimaliniz
var halbuki. Memleketi ve yaşadığı dönemi merak ederek gözlemleyen biri olarak
meslek tercihlerine hep dikkat kesilirim. Kimsenin operatör olmak istememesi, buna
karşılık asgari ücretle “security” olmayı tercih etmesi ilginç gelir bana.
Çünkü bu işler vardiyalıdır. Gürültülüdür, tozludur,
fiziksel risk içerir. Çoğu zaman dış dünyaya kapalı, epeyce erkek ortamlardır.
Bir kadınla karşılaşamazsınız, etraf güzel kokmaz, yaptığınız işin Instagram’da
paylaşılabilecek bir cazibesi yoktur. Daha doğrusu… flört edilecek bir ortam
değildir. Varsa yoksa endüstriyel otomasyon, robotik bakım, makine arızası.
Kapalı bir alandasınız, şehirden, metropolün akışından uzaktasınız.
Hatırlayanlar olabilir, bir ara şimdiki zamanda beyaz
yakalıların, içki içtikleri mekânlardaki garsonlardan daha az kazandıklarını
yazmıştım. Benzer bir tablo burada da var. Tekniker, mühendisten daha fazla kazanabiliyor.
Ama mühendis beyin bir itibarı var. Güvenlikçinin hem gömleği ütülü hem de
güneş gözlüğüyle etrafı kesebiliyor. Yetiyor mu?
Demek ki yetiyor.
Veya üniforma, masa ve biraz da “itibar
hissi” gerekiyor. İnsanlar daha az kazanmayı ama kendilerini daha önemli
hissetmeyi tercih ediyor. Mesele insanın kendini hangi hikâyenin içinde görmek
istediğiyle ilgili.
[Not: Tablo, geçen ay çıkan Oksijen gazetesi sayılarından birinde alındı, ne yazık ki tarih veremiyorum, kuş kafesinde zemine serildi.]
![]() |


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder