![]() |
Fotoğrafa baktıkça kadından çok mekân ilgimi çekmeye
başladı. Gerçekten de şahane bir yer. Keşke neresi olduğunu bilseydim ve
görebilseydim.
Fotoğrafın hikâyesini tam olarak bilmiyoruz. Diyelim ki
kadın gerçekten Leyla Sayar ve hayranlarına fotoğraf imzalıyor. Olmayacak şey
değil, camekânların artist fotoğraflarıyla dolu olması bunu düşündürüyor. Ama
kenarda oturan kim? Pek hayran gibi durmuyor çünkü… Belki de Leylanımın “yardımcısı”.
Türkiye’de artistlerin fotoğraf imzalaması asıl olarak
altmışlı yıllarda yaygınlaşır. Daha önce bunun mümkün olması pek kolay
değildir. Çünkü o tarihlerde filmler, dergiler ve gazeteler ilk kez aynı anda
bütün ülkede görünür hâle gelir. Popüler kültürün coştuğu, bu ürünlerden
kazanılan paranın geçmişle kıyaslanamayacak ölçüde arttığı ilk dönem de budur.
Seyirci, ürünlerle -örneğin filmlerle- daha sık
karşılaştıkça hayranlık ilişkisi kurabilir hâle gelir. Sinemanın magazini de
ilk kez bu dönemde gerçek anlamda ortaya çıkar. Basın tarihimizin en ünlü
sinema dergileri (örneğin Ses) o yıllarda yayımlanmaya başlar. Artist
posterleri ve imzalı fotoğraflar dergilerde yer alır. Hatta oyuncuların
adresleri bile (hayranlar fotoğraf isteyebilsin diye) basında yayımlanır olur.
Yeri gelmişken: artist kartpostalları bu tarihten
yaklaşık on yıl sonra kitleselleşir. Ama bu ticaretten sinemanın pek
faydalanabildiği söylenemez. Ne oyuncular ne de yapım şirketleri bu alanı kendi
lehlerine çevirebilmiştir.
Edebiyatta ise durum daha da farklı. Yazarın okurla
karşılaşması çok daha zor olduğu için imza günleri ancak kitap fuarlarıyla
mümkün olabilmiştir. Bu da sinemadaki hayran kültüründen neredeyse çeyrek asır
sonra gerçekleşir.

1 yorum:
Eski resimler, insanı uzaklara götürüyor.
Fuarlar, organizasyonlar biraz daha genişletilip bütün sanat dallarından bir şeyler ihtiva etse ne iyi olurdu. Kültürel anlamda güzel bir etkileşim olurdu... Belki o zaman da görsel sanat "işçileri"nden de imzalar alabilirdik... Ya da "bir fotoğraf"
Yorum Gönder