![]() |
Epstein sadece bir isim. Tehlikeli ve tekinsiz biri, fakat asıl mesele, dahil olduğu networkle ilgili. Suçun kendisi kadar, o suçun sürdürülebildiği (suçluya dokunulamayan) bir yapıdan söz ediyoruz. Skandalı ortaya çıkartan medya bu yapıyı görünürleştirebilir ama sonlandıramaz. Çünkü medya okur için değil, reklamveren için “çıkar”, her koşulda sermaye ve siyaset baskısı altındadır.
Mahkemeler de o networkü yargılayamaz. Hukuk, iddialarla değil, açık, ispat edilebilir ve tahrif edilmemiş delillerle ilerler. “Bulunamayan” görüntülerle, “herkes biliyordu” türü iddialarla karar veremez. Bu tür dosyalar ahlaken yıkıcıdır ama hukuken kırılgandır. Panama Papers ya da WikiLeaks’te ne olduğunu hatırlayalım: büyük ifşalara karşın yapısal bir sonuç alınamadı.
Gerçek bir adaletin bir meşruiyet krizi yaratacağını kabul edersek, neden bir yere varılmadığını da anlarız. Adalet, siyasi ve iktisadi güçle karşılaştığında ürkekleşir. Dikkat ederseniz, kimse gerçeği doğrudan inkâr etmiyor, onu bir gürültüye boğuyor.
İddialar sürerken ve çoğalırken, yeni skandallarla odak dağılırken “nasıl olsa bir şey çıkmayacak” duygusu yerleşir. Şimdiki zaman gündemlerinin “kısa” olduğunu bilen siyasi iktidarlar, geçen zamanı doğal bir sansür aracı olarak kullanır, her şeyin “geçip gideceğini” bilirler. Birkaç mahkûmiyetle, birkaç günah keçisiyle dosyalar kapatılır.
Buraya kadar söylediklerimle çelişkili gibi görünen bir soruyla devam edeyim: Epstein öldüyse ya da öldürüldüyse, bu skandallar yıllar sonra neden yeniden konuşuluyor? Bu sorunun cevabı, içinde yaşadığımız zamanın ruhuyla ilgili.
Yeniden gündeme gelişini sadece Trump’a yönelik haklı hoşnutsuzlukla açıklamak yetersiz olur. Asıl mesele şu ki Epstein’in dahil olduğu networke fiilen hiçbir şey olmadı. Kimse bedel ödemedi. Bu yüzden arşivler tek tuşla paylaşılıyor. Eski videolar, demeçler, çelişkiler hatırlatılıyor. Dosya bu defa kamusal alanda yeniden “yargılanıyor.”
Bugünün insanları, anlatılanla yaşanan arasındaki farkı gördükçe fazlasıyla “dürtüselleşiyorlar”, lütfen şu iki cümlenin neden her dilde yaygınlaştığını düşünün: “öyle hissediyorum” “[gerçeği, ruhu, esası] görüyorum” cümlelerinin bu kadar popülerleşmesi tesadüf değil. İnsanlar artık daha az kanıtla ikna oluyor, öfke algoritmalarının normalleştirdiği bir ortamda daha kolay hesap soruyor ve resmî açıklamalara her zamankinden az güveniyor.
Epstein dosyasının adaletin sınırlarını ve “gerçek” denen şeyin kim tarafından tanımlandığını gösterdiği için küresel bir kriz olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu dosya kapanmayacak, hatırlatılarak yargılamaya devam edilecek. Bu nedenle önümüzdeki on yıl içinde epeyce şeyi değiştirecek bir eşikte olduğumuzu düşünüyorum. Bu baskı karşısında “oyuncular” mutlaka değişecektir. Cinsel istismarda bulunan elit suçlular ve onlara dokunamayan yargı zaafiyeti siyaseti ve haliyle popüler kültürü fazlasıyla hırpalayacaktır. Yeni bir “gerçek” tanımı yapılacak ister istemez.
![]() |


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder