Halikarnas Balıkçısı’nın
Deniz Gurbetçileri kitabına
çizdiği illüstrasyonlardan paylaştım. Bu çizimler teknik olarak kazıma
(scratchboard) ve ağaç baskı (woodcut/wood engraving) mantığıyla üretilmiş. Çok
anlaşılmayabilir, normalde çizimler beyaz kâğıda yapılır, baskıda belirgin
gözükmesi için koyu siyahlar ve genellikle çini mürekkebi kullanılır. Bugünkü
dijital çizimlerde gölge ise genellikle tonla verilir.
Beyefendi tersini yapmış. Büyük bir siyah yüzey düşünmüş
ve ışığı ortaya çıkarmak için beyaz çizgiler “kazımış.” Örneğin yunusun
gövdesinde neredeyse hiçbir detay yok. Kütle tamamen siyah bırakılmış, formu
yalnızca kenar çizgileri tanımlıyor. Nesneyi çizmek yerine etrafındaki ışığı çizmeyi
tercih etmiş. Denizi resmederken yatay çizgiler sakin yüzeyi, eğik çizgiler
hareketi, sıklaşan çizgiler karanlığı belirlesin istemiş. Dalgaların ritmiyle
gökyüzündeki çizgilerin ritmi birbirine bağlamış ve böylece sahnelerin durağan
görünmemesini sağlamış.
Halikarnas Balıkçısı ressamlığıyla hatırlanmaz. Ama
sanata olan iştahı, araştırma merakı ve yaptığı işle ilgili yeni yollar deneme
isteği bu çizimlerde açıkça hissediliyor. Çok açık biçimde gerçekçilik
peşinde değil. Daha çok atmosferle, ışığın yarattığı etkiyle, neredeyse mistik
bir aurayla ilgileniyor. Deniz bazen bir canavar, bazen kozmik bir boşluk,
bazen de insanı kendine çağıran bir bilinmezlik gibi görünüyor.
Bana kalırsa bu çizimlerin en belirgin yanı
tereddütsüzlükleri. Çizgilerde kararsızlık yok, düzeltme telaşı yok,
kusursuzluk arayışı yok. Yapılmış ve bırakılmış gibiler. Belki de tam bu yüzden
hâlâ canlı görünüyorlar. İçlerinde revizyonla törpülenmemiş, doğrudan kâğıda
aktarılmış bir coşku var.
4 yorum:
Hayatı ve yazdıkları da.
Çizimlerde kazıma tekniği kullanılmış gibi duruyor çünkü görseller aynı tekniği kullanan Thomas Ott resimlemelerini çağrıştırdı bana.
Coşkulu, yüksek perdeli
Ott çok daha başka bir seviye. HB denemiş, kendini ölçmek istemiş, Ott gibi hayatını buna adamış değil. Çok selam
Yorum Gönder