Perşembe, Nisan 09, 2026

Sahilde

Fotoğraf büyük ihtimalle altmışlı yıllardan. İlk bakışta denizin ışığı ve cıvıltısıyla dolu bir plaj hatırası gibi duruyor ama değil. Bence kadının üzerindeki kıyafet, mayodan çok eprimiş bir sahne kostümü.

Anladınız işte Romalılar, fotoğrafa bakarken alışkanlıkla hikâye uyduruyorum. Daha yekten ikili arasındaki mesafe ilgimi çekiyor, ne tam yakın ne tam uzaklar. Baba-kız değiller. Aralarında ailevi bir sıcaklıktan çok, profesyonel bir mesafe var. Belirgin bir hiyerarşi diyelim, sert değil ama kabul edilmiş bir işleyiş. Sanki turup ya da kumpanya çalışanları da... Adam, işletme müdürü gibi: patron değil ama patronla çalışan arasında duran, güvenilen, idare eden müşfik biri.

Kızımız ise belli ki “Bilmemne Abi”sine güveniyor; duruşundaki o rahatlık gençliğinden ve sırtını yasladığı bu amcanın koruyuculuğundan... Orhan Kemal anlatsa, “ondan kendisine zarar gelmeyeceğini bildiği için böyle rahat,” diye yazardı.

Bilmemne Abi” elli beşini geçmiş... Yaz sıcağına rağmen beyaz gömleği ve kravatıyla ciddiyetinden ödün vermemiş, sadece Sümerbank ceketini çıkarmış. Sağ elinde belli belirsiz bir yüzük seçiliyor. Bitmek bilmeyen bir nişanlılığın sembolü mü, yoksa “kızları” gazinonun hoyrat müşterilerinden korumak için uydurulmuş bir “evliyiz” halkası mı? Şövalye yüzüğü mü dedin?

Kadın, sanki otuzunu geçmiş...duruşuna bakılırsa işinde yeni değil, sahne tozuna da hayatın sillesine de aşina, boylu, endamlı... Mutlaka bir ara evlenmiş, boşanmış, kurtulmuş, bir başına kalmış…Ne ses ne bir sarılış kalmış geriye. Sonra işte Mıstık abi, aşk giremez içime demiş, yeni hayat dilemiş ve başka türlü başlamış... Erkekleri “sağmayı”, güzelliğini bir maharete dönüştürmeyi öğrenmiş... Hakkında söylenenleri tek tek duymuş, eğik bir fidan gibi. Sarhoş avutmayı, şuh kahkahalarla masaları şenlendirmeyi. Bir ev alacak kadar parası olsa bırakacak bu işleri...

İstanbul plakalı araba Anadolu turneleri için münasip... İstanbul'dan gelen müstesna bir heyecan olarak şehir şehir dolaşacaklar...

Devletimiz her yere asfalt döşemiş, kış bastırmadan geze geze para kazanmak lazım. Hasat zamanı… Nasıl da yakıyor Ağustos güneşi.

5 yorum:

Selçuk Orhan dedi ki...

Bence 50'lerin modasına uygun bir mayo kızın giydiği. Arkadaki araç çok büyük olasılıkla 1956 model bir Ford Ranch SW (https://img.favcars.com/ford/ranch-wagon/ford_ranch_wagon_1956_wallpapers_1.jpg) Bunlar plajdan gelen ya da plaja giden baba kız sanıyorum. Kız 30'unu geçmiş denemez. Bana kalırsa lise öğrencisi :) 58-59 Rumelihisarı ya da Ortaçeşme olduğunu sanıyorum.

Levent Cantek dedi ki...

Olmaz diyemem, itirazım araba faslına olur, arabadan anlamam, karşıt ölçüsünde sevgisizim hatta... ama şunu biliyorum, o yıllarda vergi kanunları ve ithalat rejimi nedeniyle yeni model bir arabanın memlekete girişi en az beş yıl sonra olabiliyor desem...

ayn gecikme moda tarihimiz için de geçerli kabaca bir o kadar yıl geriden izliyoruz... sıradan insanların Amerika'daki modayı taklit etmesi uzun zaman alıyor... E Amerika, Hollywood demek, moda olan bir film, buraya kaç yıl sonra gelebiliyor ki

Çok selam

Adsız dedi ki...

Plakada İstanbul yazıyor. İllere göre plaka kodları 27 Eylül 1962 tarihinde kullanılmaya başlanmış. Fotoğrafın bu tarihten önce çekildiğini varsayabiliriz bence

Levent Cantek dedi ki...

Arabalar ve tarihleri hakkında bir iddiam yok, bilgi için teşekkürler

Aziz dedi ki...

Köpeği olduğuna göre zengin kızı diyorum

Related Posts with Thumbnails