Yok Edici 17, Enki Bilal’in yaratıcılarından biri olduğu
bir bilim kurgu çizgi romanı. Malzemesi bol, kendine ait bir evren kuruyor ama hikâye
tarafı ciddi biçimde aksıyor. Sorun, zor bir izleğe sahip olması
değil, bana daha fazlası gibi geldi, darmadağın bir anlatı okuyoruz. Görsel ardışıklık ve anlatıya ilişkin tahkiye sürekliliğindeki kopukluklar,
okuru metnin dışına itiyor. Bilal ile Baranko’nun çizgi anlayışları da birbirini
tamamlamaktan ziyade dalgalanma yaratıyor. Ortak bir çalışma olmasına rağmen kabahati Bilal'e yıkmış gibi olmayayım ama Yok Edici 17, büyük ölçüde Bilal’in adıyla
hatırlanacak bir iş, daha fazlası yok.
Martin Mystère’in otuzuncu yıl özel sayısı… Seriyi uzun yıllardır
takip etmiyorum, bu yüzden biraz özlem, biraz nostalji de işin içine karışmış
olabilir. Hoşuma giderek ve severek okudum serüveni. Serinin yaratıcısı Alfredo
Castelli, yıl dönümüne yakışır biçimde hikâyeyi 1930’lara taşıyor, dönemin
popüler kültürüne yaptığı göndermelerle metni oyunbaz bir alana açıyor. King
Kong ve Dick Tracy referansları hemen yakalanıyor. Hafif, eğlenceli ve bilinçli
bir pastiş duygusu var.
Adrian Tomine, çağımızın en önemli grafik romancılarından
biri. Kısa öykülerden oluşan
Öldürmek ve Ölmek, türe ilgi duyan herkes için
neredeyse zorunlu bir okuma durağı. Sıradanlığın yarattığı ağırlığı, bunaltıyı ve tekrar
hissini bu kadar berrak anlatabilen az sayıda auteur var. Diyalogları öyle
güçlü ki, yer yer çizime ihtiyaç duymadan sahneyi kurabiliyor. Kareler arası ritim
ve minimalist tasarım zaten ilk bakışta kendini gösteriyor. Yirmi yıl önce yenilikçi
olan üslubunun bugün klasikleşmiş olması, etkisinin en somut kanıtı.
Korku Dağı, adının vaat ettiği gibi bir hayalet hikâyeleri
antolojisi. Dağcıların karşılaştığı muammalar, lanetli ruhlar, eski korku
repertuarı… Başlangıçta ne yeni ne de özellikle etkileyici görünüyor. Ancak
ilerledikçe arkaik tonu ve klasik hayalet anlatılarına dönük yeniden yazım
denemeleri dikkat çekmeye başlıyor. Yine de finalde bıraktığı izlenim
değişmiyor: bu bir “çerez”. Açık konuşalım, çizerlerinden biri Junji Ito olmasa
Türkçeye çevrilir miydi, şüpheli.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder