Umberto Eco’nun ünlü romanı Gülün Adı’nın Milo Manara
tarafından yapılan çizgi roman uyarlamasının ikinci cildini nihayet görebildim;
bizde henüz yayımlanmadı. İlk kanaatim değişmedi: Manara’nın çizgi olarak en
“iyi” işlerinden biriyle karşı karşıyayız. Albüme gösterdiği emek, titizlik,
iştah ve sabır açıkça sinmiş. Adı etrafında oluşmuş kolay klişelere bakmayın;
kimi sahnelerde beklenen yollara sapmamış, özellikle sakınmış, başka bir
niyetle çalışmış. Büyük bir eserin ağırlığını hissetmiş, buna göre davranmış.
İşin hakkını vermek istemiş; daha önemlisi, vermiş.
 |
|
Oğuz Aral’ın 1950’li yıllarda Verem Savaş Derneği için
hazırladığı kartpostallar, kamusal sağlık propagandasının hoyrat -demek zorundayım- döneminden kalma. Verem gibi ağır bir hastalık, çocuklara seslenen parlak
renkler ve muzır sayılabilecek bir mizahla anlatılıyor. Sarışın çocuğun
gözlerine yerleştirilen hareketli bilyeler ise bugünün ölçüleriyle tuhaf, hatta
acımasız sayılabilecek bir şaka mekanizması: kartı salladıkça gözler kayıyor,
şaşılaşıyor, izleyen gülsün istenmiş. O dönem için yaratıcı bir etkileşim, bugün için
kolayca “uygunsuz” damgası yiyecek bir fikir. Kartpostal
tarihimiz gerçekten de yazılmayı bekleyen sahipsiz bir arşiv.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder