![]() |
Olmayabilir. Ama olmasa da olur, bazı sorular,
cevaplarından daha değerlidir. Dünyayı, memleketi, çevremizi, birlikte
yaşadığımız insanları, hemşerilerimizi ve komşularımızı tanımak için
birebirdirler. Zihin açar, ezber bozar, insanı kendisine de baktırırlar.
Baştaki soruya dönüp, el artırıyorum, yalnızca
tahammülsüz değiliz; öfkeliyiz de. Farklı bir fikirle karşılaştığımızda neden
hemen geriliyoruz, itirazı saldırı, eleştiriyi hakaret, soruyu düşmanlık
sayıyoruz?
Öfkenin her zaman haksızlığa uğramaktan doğduğunu mu
sanıyoruz?
Yıllar içinde bende bir his gelişti, haksızlığa
uğrayanlar, kendini suçlu hissedenler kadar öfkeli değiller gibi geliyor bana.
Haksızlığa uğrayan insan, çoğu zaman başına geleni anlatmak, anlaşılmak ve
konuşmak ister. Haksızlık eden ise konuşmanın başlamasından korkar, çünkü söz
çoğaldıkça yaptığı şey görünür hâle gelecektir. Bu yüzden anlatanı susturmaya,
soruyu değersizleştirmeye, itiraz edeni itibarsızlaştırmaya çalışır.
Hissettiklerimden
devam edeyim: Suçlayanlar çoğu zaman yalnızca iddialı değil, telaşlı da geliyor
bana. Suçlamazlarsa suçlanacaklarına inanıyorlar sanki. Bu yüzden yüksek sesle
konuşur, karşısındakine söz bırakmazlar. Hatta bazen haksızlığa uğrayanın dilini,
jestlerini ve mağduriyetini de ödünç alırlar. Yalnızca haklı çıkmaya değil,
mağdur rolünü de ele geçirmeye çalışırlar.
Böylece tuhaf bir yer değişimi yaşanır: Haksızlık yapan
hesap sorar, haksızlığa uğrayan kendini savunmak zorunda kalır. İtiraz eden
suçlu, susturan mağdur olur. Psikolojide buna bir isim bile verilmiş: DARVO
diyorlar, “inkâr et, saldır, sonra mağdur ile faili yer değiştir.” Tam da az önce anlattığım o tuhaf tersine dönüşün adı.
Demek ki bu benim tek başıma keşfettiğim bir gözlem değilmiş.
Sen beni dinliyor musun Mıstık abi?
Yahu tamam, elbette her öfkeli insan suçlu, her sakin
insan haklı değildir. Mesele sesin yüksekliği değil, sözün neye yöneldiğidir.
Ben şuna bakıyorum: İnsan derdini mi anlatmak istiyor, yoksa başkasının
konuşmasını mı engellemek? Bir haksızlığı görünür mü kılıyor, yoksa soruyu
soranı susturmaya mı çalışıyor?
Belki başlangıçtaki sorunun tek ve kesin bir cevabı yok.
Yine de sormaktan vazgeçmemek gerekir. Çünkü sorular bizi tetikte tutar, hadi
daha eski ve iddialı bir sözcüğü kullanalım, “aydınlatır.”
Bu yüzden tekrar tekrar başa dönelim: Neden farklı
fikirlere ve itirazlara tahammül edemiyoruz?
.jpg)
4 yorum:
Levent Bey size ulaşabileceğim bir e-mail adresiniz var mıdır acaba ?
Sayfanın sağ tarafında, alt tarafta bir iletişim formu var, oraya yazarsanız, size cevap yazarım. Kolaylıklar
Sorular insanı tetikte ve zinde tutar, doğrudur aydınlatır. Soru sormanın bir zekâ ve bilgi işi olduğu söylenir. Doğru soruları soracak kadar donanımlı insan, peşinden gelem cevapları da az çok tahmin edebilir. Belki rahatsız olduğumuz, öfkelendiğimiz şey cevaplardır. Bazen de istediğimiz cevabın gelmeyeceğini biliriz. Kendimizle yüzleşemediğimiz için bir başka insanla hiç yüzleşemiyoruz.
Katkı için teşekkürler
Yorum Gönder