Fotoğraflar, Aslı Gönen'e ait. 2009'dan 2016'ya kadar
farklı yıllara ait ama hepsi aynı ritüeli, aynı yaz sahnesini yakalıyor, o
ilgimi çekmişti daha önce. Sanki zaman durmuş da insanlar hep aynı kıyıda, aynı
hareketleri tekrarlıyor gibiler. Bakarken biliyoruz o tekrarı, tahmin ediyoruz,
şahit olmuşuz, anlıyoruz, hikayeyi tamamlıyoruz. İnsanlar değişse de kıyının
aurası ve sayfiyenin rehaveti, yukarıda güneş, aşağıda ayak yakan kumlar, işte
onlar değişmiyor. Geçici olanla kalıcı olan arasındaki gerilim için güzel bir
zemin.
Birçok karede yüzler yok: bacaklar, sırtlar, silüetler
var (su döken çocuk, iskeledeki adam, simit satıcısının yanındaki genç).
Kimliksizleştirme, herkesi temsil eden bir “yazlıkçı”
figürüne dönüştürüyor insanları. Kalabalık sahneler (denizdeki insanlar,
iskeledeki çocuklar) ile tek başına figürler (kumda iz bırakan kadın, tekneye
bakan yaşlı adam) arasında gidip geliyor seri ve bireysel anlarla kolektif manzarayı
yan yana getiriyor.
Yakın çevrem bilir, o güneşi, o sıcağı hiiiç sevmem…
Denizle, kıyıyla ilişkim ancak sabah tenhalığında veya akşam serinliğinde
olabilir. Doğrusu kalabalığı da sevmiyorum, evet insanları seyredebilirim,
birbirlerine bakanları, gösterenleri, gizleyenleri, yüksek neşeyi, koşuşturan
çocukları, sevgilileri, amcaları, teyzeleri… ama o sıcak ve kalabalık biraraya
gelince beni fena halde geriyor, kaçma arzusu duyuyorum. Beyaz tenli olduğumdan
o güneş beni çarçabuk kavuruyor, aman diyorum, siz gidin, ben gölgede kalırım,
bir şeyler okurum.
Gönen'in fotoğraflarını galiba diyorum, bir itme çekme
haliyle seviyorum. Tenhalığı, siyah beyaza dönüştürülmüş koyuluğu, akşam
saatlerine yaslanan sakinliğini… Bakarken güneşi ensemde hissediyorum hatta.
Pek de sevmediğim bir şeye neden fotoğraf aracılığıyla
dönüyorum? Bilemiyorum, belki fotoğrafın benim adına o riski (güneş, kalabalık,
ter) üstlenmesi, beni güvenli bir mesafeden o deneyime dahil etmesi olabilir.
Karlı bir yamaç olsa yürümek ve yuvarlanmak isteyebilir,
ya da orman fotoğrafları olsa sanıyorum, yürümek, ağaçları dinlemek, oturup
düşünmek, bakmak ve görmek iştahı duyabilirdim. Gönen'in fotoğraflarını bir
röntgenci gibi izlemek bana yetiyor sanki. Çok sıcak Mıstık abi…
1 yorum:
Teşekkürler :))
Yorum Gönder