Keşfetmek için Cahilus
Perşembe, Kasım 05, 2009
Forresten İçin Takdim
Türkiye’de çizgi roman aralıklarla yüz yıl kesintisiz olarak seksen yıldır yayınlanıyor. Başlangıcını pek çok ülkede olduğu gibi Otuzlu yılların Golden Age dönemi Amerikan çizgi romanları oluşturmuş. Yerli üretimin yoğunlaşması ise ellili yıllarda gazetelerde yaşanmıştır. Özellikle tarihi çizgi romanlar bu yoğunlaşma döneminin başat türünü oluşturmuştur. Yetmişli yıllarda ise bir başka güçlü damar ortaya çıkar: Milyonu aşan toplam satışlarıyla mizah dergilerinde yayınlanan çizgi romanlar farklı bir geleneğin habercisi olurlar. Her şeyi başaran yenilmez kahramanların yerini zaafları olan mizahi kahramanlar almıştır.
[2005 yılında, Norveç'te çıkan Forresten Dergisi Türkiye'den çizgi romanlar yayınlamıştı. Takdim amacıyla kısa bir yazı yazmıştım. Gülay Kutal çevirmişti]
Çarşamba, Kasım 04, 2009
10.Sayı
Sürekli rakamlara başvurarak konuşanlara takılmak için üç türlü yalan olduğu söylenir: Yalan, kuyruklu yalan ve istatistik. Niceliksel bir kıyaslama yapacağımız için bu takılmayı baştan hatırlatalım istedik. İlk baskısı 2002 yılında yayınlanan Çizgili Hayat Kılavuzu kitabımızda Türkiye’de çizgi roman hakkında çıkmış yazıların bir listesi mevcut. Kaba bir hesapla o tarihe değin çeşitli dergi ve gazetelerde 500 civarında makale yayınlanmış. Serüven, 2004 yılından bu yana çıkıyor, sadece ilk 9 sayımızda 250’yi aşkın makaleye yer vermişiz.
Elbette rakamlar niteliği göstermez, ama üretime dayalı bir yoğunlaşmaya işaret eder. Serüven, beğenelim ya da beğenmeyelim, Türkiye’de çizgi roman adına yeni ve geçmişe kıyasla zengin bir birikim oluşturuyor. Kırk yılda yazılmamış, hatırlanmamış pek çok anlatı, olgu ya da üretici sayfalarımızda “konuşuluyor”. Bunun üzücü bir başka yanı da yok değil; her şeyi gecikerek anlatıyoruz. Çizgi roman, aralıklarla yüz yılı aşkın bir süredir bu ülkede yayınlanıyor, ama hakkında yazılanlar o kadar az ki itibar görmemesinin en temel nedeni de entelektüel ilgisizlik kuşkusuz.
Son yıllarda, Batı Avrupa ve Amerika’da alternatif kültürlere yönelik modaya dönüşen ilgi, bize de sirayet etti. Modanın rüzgarı, nostalji, iade-i itibar, şu veya bu nedenle çizgi roman medyada, sanat ve edebiyat dergilerinde –eskiye kıyasla daha fazla- yer almaya başladı. Ama pek çok yazı, meraklılarının kolaylıkla tespit edebileceği gibi baştan savma yazılıyor. Çizgi romanı değersiz, eften püften sayan, en iyi ihtimal çocuksu bulan genel bir kanaat nedeniyle olmalı bu yazılar yanlış yazma endişesine kapılmadan hızla üretilebiliyor. Bir roman ya da film için bu denli özensiz yazılabileceğini sanmıyoruz. Serüven, bu itibarsızlıkla mücadele ediyor. Bugün olmasa bile ileride aynı mecralarda mesafeli, tutarlı, iyi düşünülmüş ve mutlaka araştırılmış çizgi roman yazıları yayınlanabilirse eğer bizim de payımız vardı diye düşünüp, sevineceğiz. Emek vererek oluşturduğumuz birikimin gelecek yıllarda hatırlanacağını umuyoruz.
Serüven, sayfalarını karıştırdığınız 10.sayısıyla birlikte yeni bir döneme giriyor. 2007 yılında çizgi roman araştırmaları kitap dizimize, Japonca “serüven” anlamına gelen Bouken adlı bir manga-anime dergisine başlamak istiyoruz. Epeydir hazırlıklarını sürdürdüğümüz yerli çizgi roman çalışmalarımızın önemlice bir kısmını yayın desteği verdiğimiz, bu yılın bahar aylarında çıkacak olan kardeş yayın Tam Macera dergisinde kullanacağız.
Son sözümüz, ekip olarak hazırladığımız Çizgili Kenar Notları kitabıyla ilgili. Türkiye’de toplumsal, ekonomik ve kültürel olarak dışlanmış, marjinalleştirilmiş olanlar, kenar mahallelerde yaşayanlar, yoksullar... mizah dergilerinde yayınlanan çizgi romanlarda nasıl resmediliyorlar? İletişim Yayınlarından çıkan kitap bu soruya cevap arayan yazılardan oluşuyor. Çizgili Kenar Notları’nın Serüven okurlarının ilgisini çekeceğini düşünüyoruz. Herkese iyi okumalar…
[Serüven'in kapanış sayısı, kapak Taner Duran'a ait...Ocak 2007]
Salı, Kasım 03, 2009
Pazartesi, Kasım 02, 2009
Aslolan Hikâyedir, Anlatılan Senin Hikâyendir…
Çizgi roman, yaygınlaşmasını ölçü alırsak, geçen yüzyılın başında Amerika’da, gazete sahiplerinin nasıl daha çok satabiliriz iştah ve endişesiyle ortaya çıkmış bir anlatım aracı. Sanatsal nitelikleri ve estetik değişimlerini ayrı tutalım, okuma yazması ve tahsili kıt insanlara az yazıyla bol resimle anlatılacak bir biçim olarak tasarlanmış. Çizgi romanlar ilgi görüp, tiraj getirdikçe, yüksek telifle çalışan, bir gazeteden bir diğerine transfer olan üreticiler ile çizgi romanları pazarlayan ajanslar da zuhur etmiş peşi sıra. İlk örneklerde güldürmeyi amaçlarken farklı gazete okurlarını yakalamak arzusuyla giderek yeni konu ve türlere yoğunlaşmış çizgi roman. Başlangıçtaki biçimi nedeniyle “comics” olarak adlandırılması bu yüzden. Dünyadaki yaygınlaşması, sadece mizahi değil farklı türlerle geliştiği bir devrede yaşandığı için her ülke başka bir adlandırmaya yönelmiş. Bazıları konuşma balonları nedeniyle “balon(lar)”, kimileri ardışık biçimde birbirini izleyen kareleri nedeniyle “bant” ya da çizgi romanı ilk yayınlandığı gazetenin adıyla yaygınlaştırmışlar. Biz ise “romana” benzetmiş, roman sıfat tamlamasıyla adlandırmasıyla tercih etmişiz. Gerçi sinemaya da benzetmişiz, “sinema romanı” dediğimiz de olmuş ama “roman” hep baki kalmış.[Birgün Pazar, 1.11.2009]
Çarşamba, Ekim 28, 2009
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


