Pazar, Aralık 31, 2023

İyi seneler

Benim için zor bir yılın sonuna geldik, istediğim kadar yazamadığım, okuyamadığım ve seyredemediğim bir sene geçmiş oldu. Olduğu kadar diyelim, yetindim... Özel hayatımda değişiklikler oldu, yeni bir eve (!) "taşındım". 

Bozkır'ın ikinci sezonu yayımlandı, yönetmenliği denedim. Serinin üçüncü sezonunu yazdım... Şimdi başka bir şey yazıyorum, yedinci bölümdeyim, yazdığım şeyin ikinci sezon onayı da alındı... 

Küçük büyük bir sürü şey var sayılacak aslında...Sağlığımla ilgili radikal bir karar alıp şekeri hayatımdan çıkardım mesela. Yine her gün beş kilometre yürüdüm...

Uzamasın, her sene yazdığımı yineleyeyim, "yeni şeyler öğrendiğimiz, neşeli, sağlıklı, tasası az bir yıl olsun. İyi seneler."

Cumartesi, Aralık 30, 2023

N.Hakkı'nın cümleleri

Hiç görmemiştim, geçen yüzyılda, otuzlu yıllarda Ankara'da salonlarda satılan, vizyondaki filmleri tanıtan dört sayfalık bir gazetecik varmış, haftada iki kere çıkıyormuş... Gazetenin iç sayfalarında Naşit bey (Özcan) ve kumpanyası hakkında hoş bir tanıtım çıkmış, tanıtıcı, övücü bir metin, güzel yazılmış... Paylaşmak istedim...

"Şu bu dilden devşirme, şu bu eserden aşırma hiç bir noktası olmadan;  bir halk adamının kafasından çıkan, birkaç halk sanatkarının zekasından ve maharetinden kuvvet alan, telkinleri samimi, güldürecek yerleri bol güzel, derlitoplu, gittikçe olgunlaşmaya ve işlenmeye hazır temsiller seyretmek isteyenlere tavsiye edilecek biricik temsil heyeti, Naşit Bey arkadaşları Ankara'ya gelmiş bulunuyorlar. Sinemanın bizi başka iklimler ve alemlere götüren eşsiz tesirini biraz da memleket nükteleriyle şenlendirmek ve nevilendirmek için bundan iyi bir çare bulunamazdı."

Ne ki diyebilirsiniz, kişisel bir gözlemim, o yıllarda çıkan filmler, kitaplar, oyunlar okura doğru düzgün biçimde anlatılamıyor... Entelektüel bir derinliği, yazının bir fikri ve meselesi olmasını kastetmiyorum, edebi bir akıcılık bile taşımıyorlar... Yavan, güdük ve sasılar... O sebeple gazetedeki genel dili, edebi arayışları ve sözcük dağarcığını beğendim. Naşit bey arkadaşlarını anlatırken amaca uygun, seyirciyi çağıran, cezbedici satırlar kullanılmış. İlginçmiş. N.Hakkı kimse artık, o daha ilginçmiş...Gazeteyi tek başına o yazıyormuş, tam hikâyelikmiş.


Perşembe, Aralık 28, 2023

Kayıp bir çizer

Resimli Mayk Hammer dergisini (1962) okuyorum, yıllar yıllar önce taramış ama dikkatle inceleyememiştim. 

Bir huyum var, başkasından kitap isteyemem, ödünç alamam, saçma olduğunu  biliyorum ama kimseden bir şey istememek üzerine kurulu bir hayat sürdürüyorum, kitap da bunun bir parçası. Minnet etmemek mi, borçlu kalmamak mı tam tarif edemem, hep böyle yaşadım. Dergiyi de o fasıldan garip bir huzursuzlukla incelemiş, o sebeple tam vakıf olamamıştım.

Dergi, Mike Hammer modası geçerken, 1962'de çıkmış, ilginçliği, kim olduğunu tam bilemediğimiz bir yerli çizer tarafından üretilmiş olması... Can Okan, yedi sayı süren Öp Beni Öldüresiye romanının çizgi roman uyarlamasını yapmış. Arkasını getirmediğine göre yani başka çizgi romanlar üretmediğine göre bir nedenle meslekten ve yayın dünyasından uzaklaşmış. 

İlk gördüğümde kopya olduğunu düşünmüş, yani bir Amerikan çizgi romanından birebir alınmış diye üstünde durmamıştım. Meğer özgün bir kalkışmaymış. Çıkan işe parlak diyemem, çizgiler istikrarlı bir ardışıklık kurmaya yetmemiş, zamana ihtiyacı varmış... Cesareti ve gösterdiği sabır takdire şayanmış.
 

Salı, Aralık 26, 2023

Başkası okumasın!

Tan gazetesi, hatırlanırsa eğer, ya seksenli yıllarda çıkan erotik asparagas Tan ile ya da çok daha önce çıkan bir muhalif bir başka Tan ile hatırlanır. İkisi de tarih oldu ama yukarıdaki görsel, ilkine, o muhalif Tan gazetesine ait bir broşür. 

O Tan, 1945 yılında devlet eliyle organize edilen bir saldırıyla yayınına son vermek zorunda kalmış, Tan ismi komünizmle özdeşleştirildiği için, yeniden yayımlansa da bir türlü başarılı olamamış, ticari olarak ayakta kalamamıştı. Yine ellili yılların sonunda çıkan bir yangınla bütünüyle tarihe karışmıştı. 

Broşürde gazetenin sahibi olarak gözüken Halil Lütfü Dördüncü, devletle iyi geçinmeye çalışan, etliye sütlüye karışmayan aslına bakarsanız epeyce ürkek bir gazeteciydi. Serteller ile girdiği ortaklık, gazetesini hiç istemediği ölçüde politize etmiş, komünistlikle suçlanmasına sebep olmuştu. 

Ama asıl şöhreti başkaydı, cimriliği ve eli sıkılığıyla ünlüydü, çalışanlarına çok az maaş ve telif ödüyordu, sürekli tasarruf ettiği ve eli cebine zor gittiği için bir fıkra kahramanına dönüştürülmüştü. Öyle ki bu kötü şöhretini, aşağı yukarı yarım asır korumuştu. 

Yazıyı bu sebeple yazıyorum, Halil Lütfü bey yukarıdaki broşürü, gazeteye muhabir olmak isteyen ilgililere yazmış, beşinci madde çok güzel, beyfendinin şöhretini bildiğimden okurken kıkırdadım... Falan filandan sonra muhabir olanların ev adreslerine gazete gönderileceğini söylüyor ve ekliyor: "gazete yalnız muhabir tarafından okunmalıdır." Başkası bedavaya okumasın istiyor ve genç muhabiri daha en baştan uyarıyor.

Eskiler seciye derdi, değişmeyen huy anlamında bir şey var, huylu huyundan vazgeçemiyor, ne yapsa ne olsa, ona takılıyor. Genç meslektaşına tamim, tebligat, mesleki uyarı faslından bir şeyler yazıyorsun, gazetenin bedava okunabilme ihtimalini aklına getiriyorsun, "okusun-alışsın, bir gün kendisi de satın almaya başlar" gibi genel bir fikri-inanışı yok çünkü...bilmiyor, aklına yatmıyor. Garip, komik ve trajik...

Pazartesi, Aralık 25, 2023

Son Okuduklarım 86

Kubilay Odabaş'ın sevimli-masum ve iyicil görünen çizgileri var, bu nedenle kötücüllükle ilgili esprileri daha başarılı duruyor. Karikatürlerinde sakin, içine kapanık, bağıramayan, utanan, memnuniyetsiz, orta sınıftan eğitimli gençleri mizahileştiriyor. Bu defa, Kaya isimli kahramanının hikayelerini derlemiş aynı isimli yeni albümünde. Bilenler için açıklayıcı olacaktır, Timsah benzeri bir karakter çizmiş ama onu kendi naif dünyasından çıkarmış. Kaya'nın sinik, sarkastik, kaçmaya hazır, gamsız kişiliğini, cinsel entrikalarını, komik habasetini anlatıyor. Sosyal medya mecralarında serpilip kitaba dönüşen yeni nesil çizgi romanlardan. Alerte 5'in hikayesi, Mars'ta mı geçiyor yoksa bir astronot kampında, bir uzay simülasyonunda mı önce anlayamadım. Bilim kurgu edebiyatının klasik temalarından biridir, "ıssız ada" misali bir grup dünyalı, uzayda bir yerde beklemek zorunda kalarak, yalnızlıkla, eksilen "yakıtla", sabırla, birbirleriyle mücadele ederler. Pandemi sırasında çizilmiş olması, ana fikri neyin beslediği güzel anlatıyor. Tecrit, sıkıntı ve ümitsizlik herkesi çok zorlamıştı. Şahane değil, yeni değil ama akışı ve temposu güzel, ironik tutumu başarılı bir iş.

Anılardan Damlalar, Elif Naci'nin hayat hikayesi sanıyordum, değilmiş, yakınlarının ve arkadaşlarının ölümlerinin ardından yazdığı denemelerden oluşan bir kitapmış (1981). Akıcı, akıllı, oyunbaz metinler okuyorsunuz. Esprili, hedonist, hayat muhalifi, içki düşkünü, laf cambazı biriymiş, tatlı anlatıyor. Resim dünyasına ve ressamlığa dair bir şeyler arıyordum, okuduklarım beni kesmedi ama Elif Naci'nin başka metinlerini ve kitaplarını okuyabileceğimi anlamış oldum.  Bekleyecek Vaktim Kalmadı Artık, Fournier'in yeni kitaplarından biri. Sabır hakkında yazılmış, o tema etrafında geziniyor, yine çok kişisel, yine yazarın aile tarihiyle dolu. Ne ki, muziplik, yazarı tanımlayan bir karakter özelliğiyse, kitap Fournier'in yazarlık ortalamasının altında kalmış. Beyfendi, sıradan hayatlara dokunan, okuruna kendini yakın hissettiren, "bunu ben de yaşamıştım" dedirtmeyi başaran bir mizahçı, öyle nitelenmiyor o ayrı.

Pazar, Aralık 24, 2023

Oğuz Aral ve Little Annie Fanny

Geçenlerde Oğuz Aral'ın çizdiği bir Little Annie Fanny ilüstrasyonu elime geçti. Görür görmez Will Elder'den yapılmış bir kopya olduğunu anladım, Oğuz Aral imza atmasa, herhangi bir fan art uğraşı gibi görecektim. Aşağıda ilüstrasyonun aslını göreceksiniz. 

Harvey Kurtzman'ın yazıp Elder'in çizdiği (1962'de başlayıp 1988'de sonlanan) çizgi roman, Playboy'da yayımlanırdı ve zaman içerisinde derginin simgelerinden biri olmuştu.  Aral'ın eserle altmışlı yılların ikinci yarısında karşılaştığı tahmin edilebilir, kopyayı o yıllarda yapmış...

Gırgır, en çok Mad dergisinden, haliyle Kurtzman'ın mizahi estetiğinden etkilenmiştir, benzer bir yorum Aral için de yapılabilir, Elder kadınları ve aksiyonundan çok etkilendiğine ve özel olarak çalıştığına inanırdım. Bu benim yorumumdu ve doğrusu bir parça havada kalıyordu, çünkü vardığı yer itibarıyla Aral başka bir üsluba evrilmişti, özellikle Avni çizgi romanı bambaşka bir ustalık merhalesiydi. 

Bu kopya ise beni haklı çıkarmış oldu, görülüyor ki Oğuz Aral, Elder'ı çok çalışmış, çizdiğini imzasını atacak kadar sevmiş, orijinalini birebir yineleyecek kadar hayran kalmış... 

Related Posts with Thumbnails