Pazar, Nisan 07, 2024

Yalnızlık

https://www.deviantart.com/lustmordandwargasm/art/Snoopy-rough-11116918

Tek başına yaşayan insan sayısının sadece İstanbul'da bir milyona yaklaştığı iddia ediliyor. Memlekette istatistik denilen şeye güven olmasa da, insan ömrünün uzaması, ailenin küçülmesi, boşanma oranının artması gibi nedenlerle metropollerde böylesi bir yükseliş olduğu tahmin edilebilir. 

Mesele sadece yalnız yaşamak da değil, yalnız hissetmek... Yapılan araştırmalara  göre eşine, ailesine, hayat arkadaşına rağmen kendisini yalnız hisseden insan sayısı çok daha fazla çıkıyormuş... Amerikalılar, yalnız yaşamayı ve yalnızlık hissinin yükselişini bir kamu sağlığı sorunu olarak görüyorlar. Biz "bizim daha sahici dertlerimiz var" tadında bakıyoruz bu duruma...

Derttir-değildir, doğrudur-yanlıştır o fasla hiç girmeyelim... Benim ilgimi çeken, bu mesele ne zaman konuşulsa, sosyal medya arkadaşlıklarıyla gerçek hayata (ve yüz yüze iletişimle kurulan ilişkilere) yönelik karşılaştırmalar yapılması.  Mutlak bir doğru gibi, hemen herkes, sosyal medya ilişkilerini azımsıyor hatta kahrediyor. "Nerde o eski Ramazanlar" tadında yeni medya düşmanlaştırılıyor. 

Haliyle epeyce yaşlı bir tonu var bu eleştirinin, poz mu desem, boş beleş mi, tam öyle bir şey. Yalnızlığın ya da yalnızlık hissinin bir sonucu değil sosyal medya, hatta nedeni bile olamaz. Her birimiz, yazarak, konuşarak, karşılaşarak, yaşayarak biriyle ne yaşayabileceğimizi öğreniyoruz. Devam ediyoruz ya da etmiyoruz, ara veriyoruz, hayat gailesi içinde başka birine dönüşüyoruz ya da ilişkide olduğumuz birisi başka birine dönüşüyor. Yanılıyoruz, yanıldığımızı sanıyoruz vs vs...O kadar çoklu bileşkeler ki bunlar... Tü kaka edince bitmiyor yani. Bir medium, sadece iyi veya sadece kötü olamaz, hepimiz buradayız, ve "hiç olmadı öyle bir Ramazan!"

Cumartesi, Nisan 06, 2024

Çizgilere Derkenar 35



1996'da bir hatıra para çıkarılmış, meraklısı-koleksiyoncusu bilir, Merkez Bankası bu tür seriler çıkarıyor, ben bu parayı bilmiyordum, hoş, o yıllarda bilsem, alır mıydım, alabilir miydim emin değilim. Ne ki, ilgimi çeker, aklımda kalırdı, ondan eminim. Bu hatıra paranın özelliği, Turhan Selçuk'un imzasına yer verilmiş olması, o çok ilginçmiş, pek rastlanır bir şey değil çünkü. 

Ali Doğanlı, bir polisiye dermesine, DarkPolisiye 6'da yer alan bütün öykülerin başına bir kapak ve tek bir çizgi roman sayfası hazırlamış. Şık durmuş, albümün önüne geçtiği için editöryal olarak enteresan bir karar olmuş... Diğer yandan Doğanlı o ince işçiliğini her öyküye dağıtacağına, bir tanesini baştan sona uyarlasaymış sanki daha güzel olurmuş.

Geçtiğimiz aylarda Oğuz Aral'ın bir kopyasını paylaşmıştım, epeyce bir karikatürist, o kopyayı Aral'ın yapmayacağını savunmuş,  para kazanmak için bir başkası tarafından üretildiğini savunmuş, imzasının öyle olmadığını filan iddia etmişti. İdealistlerle, bu türden romantik çıkışlarla tartışmaya girmemeye çalışıyorum, cidden büyük bir vakit kaybı çünkü... Yakınlarda, yine sosyal medyada Aral'ın çok gençken ürettiği bir bantına rastladım, Amerikan bantlarından faydalanarak, bazen kare-kare kopyalanmış bir işi olduğunu görünce ister istemez gülümsedim. İnsanların genç olabileceğini, hayran kaldığı işi taklit edebileceğini, böyle böyle öğrendiğini nedense unutuyoruz. Garip. Nasıl anlatsam, "Monica Belluci de gaz çıkartıyor" diyorlar ya o hesap. İnsanız.


Perşembe, Nisan 04, 2024

Gök Korsan

Geçtiğimiz günlerde müzayedelerde Cahit Uçuk'un (Cahide Üçok) "Gök Korsan" isimli tiyatro oyunuyla ilgili bir kapak eskizine-orijinaline rastladım, ellili yıllarda çizildiğini tahmin ettiğim çalışma kullanılmış mı bilemiyorum, kütüphane kayıtlarına göre 1956'da çıkmış olan ikinci baskıyı görebilmiş değilim. 

Oyun, sahnelenmiş olmasına karşın, kırklı yıllar için dahi arkaik duran, hantal bir şairanelikle ve o şairaneliğine hayran bir dille yazılmış bir metne sahip. Sonraki yıllarda hatırlanmamış olması boşuna değil. Cahide hanım, öyle anlaşılıyor ki, kendi olamamış yazarken, ölçüyü kaçırmış veya... Kafiyeli ve ağdalı cümleleri, uzun tiradları oyununu tarumar etmiş... 

Niyetim başka, ben asıl olarak oyunun kitaplaşan kapaklarını karşılaştırmak istiyorum. Herhangi bir kitabın kapağını değiştiriyorsanız, ister istemez önceki kapağı bilerek başka bir şey yapmak ister, onu aşmak, yenilemek, ikmal etmek, başka bir yola girmek şu bu gibi bir niyet taşırsınız.

Oyunun kitaplaşan ilk baskısının kapağını aşağıda paylaştım, sevdiğim bir tonu var, bir atmosfer kullanılmış, deniz mi gök mü anlamıyorsunuz,  gösteren değil hayal ettiren bir ilüstrasyon... Yukarıdaki eskiz ise bir pulp tasarımı olmuş, çizgi roman da olabilir, bir serüven romanı da... Oyunun romantizmini, serüven operasını tanımlayamıyor ya da ilk akla geleni imliyor... Errol Flynn, genç kadını kollayarak kılıcını çekmiş sanki.

Şunu kabul ederim, ilk kapak, ticari olarak verimli olmayabilir, fazla "sanat" derler ya o fasıldan görülebilir, ve elbette değiştirilebilir ama ne olursa olsun ikinci kapak tasarımı, açık ara irtifa kaybı olmuş...

Çarşamba, Nisan 03, 2024

Öğrenciler okuyor

Çizgi: Berat Pekmezci 
 

Renkler


Anadolu’da Renkler: Yanıkal (kahverengi), yanal (pembe), monus (boz ile kara arası), bakır kırı (boz), göğez (koyu mor), gülpeşe (kızıl), mavru (yeşil, taze ceviz rengi), meneş (turuncu), gökçül (mora yakın mavi), elvele (rengarenk). 

Salı, Nisan 02, 2024

Seyrüsefer Defteri 158-159

++ Oh soo-jung (2000) flört, öpüşme, gelgitlerle dolu, tekrarlarla hikayesini anlatan bir film,  et mi balık mı dedirten anlatılardan (31 Mart).++  Lift (2024) kırk yıl önce bu ölçüde televizyon işleri olurdu, teknolojik yenilenmesi dışında onların bir tık bile üzerinde değil (30 Mart).++ Ricky Stanicky (2024) gişe komedisi, mizahı büyüten karmaşası vasat, oyuncu enerjisi de yüksek olmayınca (29 Mart).++ Out Of Darkness (2022) tempolu bir muamma yapmak istemişler, Homo Sapiens ve rakibi de sosu olmuş, vasat diyelim (28 Mart).++ Road House (2024) yeniden çevrim ve ilkinden iyi, aksiyonu ortalamanın üzerinde, Jack role hakkını vermiş, Conor da deliliği ile renk katmış (27 Mart).++ The Gentlemen Sea1 Ep.7 ve 8'i seyrettim (26 Mart).++ Mehmet Erdem-Ahmet Kaya Şarkıları konserine D. ile gittik (25 Mart).++ Her Şey Aşk İçin (2023) oyuncu enerjisiyle yürümeye çalışıyor, gerilimsiz bir senaryosu var, anca bu kadar olabilir (24 Mart).++ Kuvvetli Bir Alkış Sea1 Ep.4, 5 ve 6'yı seyrettim (23 Mart).++ Beshenstvo (2023) fantastik bir şey bekliyordum, doğa filmiymiş, kuduz hikayesi, temposu var, bize kadar gelmesinden belli (22 Mart).++ The Gentlemen Sea1 Ep.5 ve 6'yı seyrettim (21 Mart).++Alice (2022) bir fikri var, enteresan olabilir hissiyle devam ediyorsun, elli yıl öncesinin pulp zekasıyla siyahi ajit prop yapılmış, ayın en ilginç kötüsü (20 Mart).++ The Gentlemen Sea1 Ep.3 ve 4'ü seyrettim (19 Mart).++ Neandria (2023) Tuna ile gittik, parçalı bulutlu, dağınık ve RE ortalamasının epey altında bir iş çıkmış (18 Mart).++ Kuvvetli Bir Alkış Sea1 Ep.1, 2 ve 3'ü seyrettim (17 Mart).++ Rheingold (2022) Fatih Akın aurasında mafya hikayesi, bazen belgeselleşiyor, iyi film, bizde sevilmeyecektir, seyreden anlar (15 Mart).++ Damsel  (2024) genç ergen kadın masalı-aksiyonu, ilginç değil, yeni değil, Netflix kremalı (15 Mart).++ The Gentlemen Sea1 Ep.3 ve 4'ü seyrettim (14 Mart).++ A Good Person (2023) trajedisi abartılı ama filmin iyicilliği, insani toparlama çabası izlettiriyor, indii filmlerden (13 Mart).++  The Next Three Days (2010) senaryo zaafları filmin inandırıcılığını baştan sona düşürüyor (12 Mart).++ The Gentlemen Sea1 Ep.1 ve 2'yi seyrettim (11 Mart).++ Elvis (2022) Priscilla sebebiyle filmi bir  kere daha izledim, fikrim değişmedi: bu film değil gösteri, büyük coşku, Baz L. bir yıldız (10 Mart).++ Priscilla (2023) yanlış oyuncu tercihleri benim için filmin önüne geçti, bu kadar masum bir P. beni inandıramadı (9 Mart).++ Senaryo kampı (5-8 Mart).++  Kominsky Method Sea3 Ep.4, 5 ve 6'yı seyrettim (4 Mart).++Dune: Part Two (2024) Tuna ile gittik, ilkinden daha iyi, serüveni daha doğru ve tempolu kurmuş, seriye bu filmden bile başlanabilir (3 Mart).++ Sarinja-ng-Nangam Sea1 Ep7 ve 8'i seyrettim (2 Mart).++ The Beekeeper (2024) emekliye ayrılmış özel ajanı kızdırıyorlar, Statham aksiyonu senaryodan daha iyiyse mantığı çöpe atalabiliriz diye düşünmüşler (1 Mart).++

++ Next Goal Wins (2023) iyicil film, futbol hikayesi sevenlere (29 Şubat).++  Final Cut (2022) orijinalini seyrettikten sonra Fransız uyarlamasını da görmüş oldum, beklediğim gibi eğlenceli, pulp estetiğine matrak bir selam çakılmış (28 Şubat).++  Kominsky Method Sea3 Ep.1, 2 ve 3'ü seyrettim (27 Şubat).++  The Creator (2023) klişe hikaye ama Holivut'ta çekik gözlüler Amerikalıları yener finali ilginç (26 Şubat).++ The Kill Room (2023) fikri var ama temposu ve hınzırlığı yok (25 Şubat).++ Sarinja-ng-Nangam Sea1 Ep5 ve 6'yı seyrettim (24 Şubat).++ Breaking News In Yuba County (2021) hikayesi için her taklayı aşan bir teyzenin hikayesi, başarılı bir mizahı var ama komik olmamayı seçmiş diyelim (23 Şubat).++ Kominsky Method Sea2 Ep.7 ve 8'i seyrettim (22 Şubat).++  Sarinja-ng-Nangam Sea1 Ep3 ve 4'ü seyrettim (21 Şubat).++ True Detective Sea4 Ep5 ve 6'yı seyrettim (20 Şubat).++ Kominsky Method Sea2 Ep.4, 5 ve 6'yı seyrettim (18 Şubat).++  Kül (2024) bu kadar insanın filme ve hikayeye inanması, çekmesi, oynaması, sunması bana olağanüstü geliyor (17 Şubat).++ Sarinja-ng-Nangam Sea1 Ep1 ve 2'yi seyrettim (16 Şubat).++ Hot Fuzz (2007) Tuna ile seyrettik, komedide akıllı-normal üstü yetenekli biri bana işlemiyor gibi geliyor (15 Şubat).++ Eskişehir yolculuğu (13-14 Şubat).++ Griselda Sea1. Ep1 ve 2'yi seyrettim (12 Şubat).++ Poor Thing (2023) Tuna ile seyrettik, güzel film, anlatma iştahıyla uzadığı yerler var ama farklı ve akıllı bir hikaye (11 Şubat).++ True Detective Sea4 Ep3 ve 4'ü seyrettim (10 Şubat).++ Butchers Crossing (2022) belgesel havasında, vahşi doğa ve western folkloru, meraklısına ancak (9 Şubat).++ Kamera o tomeru na! (2017) neşeli ve akıllı bir pulp mizahı olmuş (8 Şubat).++ The Boat (1921) Keaton mizahı ve aksiyonu, kısa bir gazete bantı gibi, karikatürle-çizgi romanla sessiz sinemanın çok ama çok yakın olduğu yıllar (5 Şubat).++ Grumble Through The Dark (2023) edebiyat uyarlamasıymış, karakterler epeyce pulp, gerilim bize geçmiyor, o kız da role uymamış, masum durmuyor (4 Şubat).++  November Criminals (2017) potansiyeli varmış, ama ne senaryo gerilim kurabilmiş, ne de oyuncular bir anlam katabilmiş (3 Şubat).++ The Kominsky Method Sea2 Ep.1, 2 ve 3'ü seyrettim (2 Şubat).++ La sociedad de la nieve (2023) hikayenin kendisi ilginç ve ürkütücü, uçağın düşüş sahnesi enfes çekilmiş, sonrası daha gerilimli kurulabilirmiş, çok belgesel kalmış (1 Şubat).++

Pazartesi, Nisan 01, 2024

Bir ümit

Seçimler bitti, görebildiğim kadarıyla, romantik iddiacılar ve reaksiyoner yorumcular dışında kimsenin beklemediği bir tablo ortaya çıktı. "Efenim biliyorduk, anketler şöyleydi böyleydi" diyenler çıkabilir, itibar etmemek gerekiyor... Herkes şaşırdı çünkü...

Uzun zamandır bir hobi gibi, seçim araştırma şirket yöneticilerinin açıklamalarını, Türkiye değerlendirmelerini izliyorum. Böyle konuşmayı sevmiyorum ama söylemesem olmaz, okuduklarımda sahiden parlak bir fikir, yeni bir zihinsel açılım ve doğru bir tespit göremiyorum, "keçi boynuzu" misali laf kalabalığı ve pozörlük dışında bir şeyle karşılaşmıyorum. 

Ve evet, yine aynısı oldu ve yine  bilemediler... O kadar veri topluyorlar, daha doğru çıkarımlar yapabilmeleri ve daha çok bilmeleri gerekiyor diye düşünüyor insan... Ama olmuyor... 

E niye olmuyor ?

Göç dalgaları, savaş ekonomisi, kıtlık, para deveranları, süregelen tüketim çılgınlığı, kaotik bir çokseslilik, başta kamu borçları olmak üzere çözülmesi imkansız sorunlarla uğraşan devletler, artan nüfus, o nüfusa yetmeyen kaynaklar falan filan... Toplumsal çoğunluk hoşgörü, demokrasi, eşit mesafe, eşit adalet, siyaseten doğruculuk filan istemiyor. Dünyanın her kültüründe reaksiyoner ve populist sağcılar oylarını artırıyorlar. Tahammülsüz, "dediğim dedik" tek adamlar öne çıkıyor. 

Bizde ne oldu da, mevcut iktidar, birinci parti olamadı... Eğer mesele ekonomik sıkıntılarsa, geçen yıl da bu sorunlarla yaşıyorduk, tam da bütün dünya "bize benzemeye başlamışken" parti ve lideri bu yenilgiyle "nasıl ve niye" karşılaştı... Dünyanın tersine mi gidiyoruz, Putin, yüzde 88'le bir kere daha seçildi mesela. 

Neler oluyor? Evet, parti, her seçimde küçülüyor ve oy kaybediyordu ama "kayyum atansın" diyen sağlam bir seçmen tabanı da vardı. Ben genel olarak milletin sağduyusu filan öyle şeylere hiç inanmam. Ekonomik krizin her zaman ve mutlak bir belirleyen olmadığını düşünürüm. Türkiye'nin en yoksul yüz (100) ilçesinde kimler kazanmış bir bakarsanız, ne dediğim daha iyi anlaşılabilir. Yoksullar, genellikle "tek adam" ve "tek parti" severler diyeceğim, derdimi tam anlatamamış olacağım. 

Hasılı, bu seçimde neymiş-niye olmuş düşünüyor ve söylenenleri merakla dinliyorum. 

Ne ki, izlemesi eğlenceli elbette, bunca yılın hükümranlarının şaşkınlığını, açıklama telaşını görmek sahiden ilginç...Kahır çekenler, bir ümitle gülümsüyor, ben de gülümsüyorum. 

Related Posts with Thumbnails