![]() |
“Gır”, sözlüklerde laf anlamında geçiyor... Ama nötr
“söz” değil: gevezeliğe, palavraya, hoşbeşe, muhabbete yakın bir laf.
Biliyorsunuz, birileri çok konuşup iş üretmediğinde “laf!” der kızarız... Sanki
o türden bir laf... Partaval gibi...
Gır, 19. yüzyılın sonundaki argo sözlüklerinde karşımıza
çıkıyor. A. Fikri'nin 1889-90'da yayımlanan, ilk argo sözlüğümüz sayılan Lugat-ı
Garibe’sinde “yalan, uydurma” diye geçiyor. Otuzlu yıllarda Osman Cemal Kaygılı'nın
Resimli Şark için hazırladığı Argo Sözlüğü'nde ise “söz, sohbet, muhabbet,
yalan söz, partaval” denmiş. Kaygılı, “gırcı” için “yalancı”, “gırlaşmak” için “tatlı
dille sohbet etmek” yazmış.
Süpürgeden önce, otuzlu yıllarda balıkçılıkta kullanılan
bir ağa ve bu ağla avlanan teknelere de gırgır deniyor. Bir mekanizmanın
çıkardığı sesin adıyken, zamanla mizahileşmiş sanki. 1960'larda İzmir'de
üretilmeye başlanan Gırgır süpürgesinin reklamlarında “GırGır giren evde dırdır
olmaz” ve “GırGır girdi dırdır bitti” sloganları kullanılmış; kulağa hayli
matrak geliyor, espri olarak da yaygınlaştığı tahmin edilebilir.
Sözlüklerdeki kullanıma bakarsak gır’ın yalan ve boş laf
gibi olumsuz anlamlardan sohbet ve eğlence gibi olumlu anlamlara doğru
kayabildiğini de görüyoruz. Bu, sözcüğün ironiyle de kullanıldığını gösteriyor:
gır atmak / gır kaynatmak (konuşmak, sohbet etmek), gırlaşmak (sohbet etmek),
gır geçmek (konuşmak, şakalaşmak, alaya almak), gırgır (şamata, eğlence, neşeli
sohbet), gırgır adam/kadın (hoşsohbet, oyunbaz, güldüren kişi). Alaya alma
anlamının, makara sesinden “makaraya almak” deyimine uzanan bir benzetmeden
geldiği de düşünülüyor.
Gır’ın sözcük olarak en sevdiğim kullanımı ise şu: “Aptal
dersen, oo gırla!” derken aptalın çok, bol miktarda olduğu vurgulanır.
Kısacası “gır”, yaklaşık yüz elli yıldır bir yerlerde ses
çıkarıyor: bazen makara sesi, bazen boş laf, bazen palavra, bazen hoşbeş, bazen
şamata. Balık tutuyor, ev süpürüyor ve sonunda bir mizah dergisine isim oluyor.
“Gır” seyahati diyelim... Laf çok, “gırla!”

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder