![]() |
Kariyer nasihatlerinde kullanılan şemaların parodisi olarak da okunabilir: Sevdiğin, iyi olduğun ve para kazandıran şeylerin kesişimini bul, hayatını oraya kur denir ya, kolaydı sanki. “İkigai” adıyla dolaşan meşhur dört halkalı şemada bunlara dünyanın ihtiyaç duyduğu şeyler de ekleniyor. Görseldeki espri, o mutlu kesişim vaadini tersine çevirmesinden çıkıyor.
Sevdiğimiz ve iyi olduğumuz şeyler kısmen örtüşse de para kazandıran şeyler ayrı bir yerde duruyor. Fiilen yaptıklarımız üçünün de dışında kalan turuncu alanı dolduruyor. “Bir sürü şey yapıyoruz ama ne seviyoruz ne beceriyoruz ne de para kazanıyoruz” demeye getiriyor Mıstık Abi. Hayata dair bir takılma, bilimsel bir sonuç değil elbette.
Ben daha çok insanların bu tür paylaşımları neden yaptığını merak ederim. Paylaşanın niyetini yalnızca görsele bakarak bilemeyiz; belki sadece espriyi beğenmiştir. Ama galiba böyle bir görsel, insanın kendi hayatından şikâyet etmesini de kolaylaştırıyor. “Yaptığım işten hoşlanmıyorum, becerilerimi kullanamıyorum, karşılığını da alamıyorum” demek hiiç kolay değil. Komik bir diyagramı paylaşınca hem bunları söylemiş hem de fazla “dökülmemiş” oluyorsunuz. Sorana anlatırsınız, sormayanla gülüp geçersiniz.
Bir de “Bende de durum bu” diyecek birilerini bulma ihtimali var. Kendi derdinizi uzun uzun anlatmadan anlaşılmayı umuyorsunuz belki. Şikâyet ortaklaşırsa eğer insanın yalnızlığı da bir nebze hafifleyebilir.
Kabul edelim, kendimizle dalga geçmenin ayrıca bir cazibesi var. Hayatını istediği gibi kuramamış olmayı anlatırken bile ona dışarıdan bakabildiğini, gülünecek tarafını görebildiğini gösteriyor insan. Bu paylaşımı bir sitem olarak okumak da mümkün: İşverene, aileye veya kendisinden sürekli bir şey bekleyenlere isim vermeden laf yetiştirmek. “Hayaller Paris, gerçekler Halkalı” türü espriler var ya, onun gibi. Nasihatlerde birkaç daireyi kesiştirerek halledilen mesele, yaşarken bir türlü çözülemiyor.
Bence görselin çekiciliği dağınık bir hoşnutsuzluğa düzenli, hatta ölçülmüş gibi duran bir görünüm vermesinde yatıyor. Ortada ölçüm yok ama daireler, sınırlar, kesişimler var. Kendi sıkışmışlığını burada gören biri, “Tam anlatamadığım şey buydu” diyebilir. Üstelik turuncu alan, bütün iyi ihtimallere değmemek için özel çaba harcıyor sanki. Hayatı yoluna koyamamışız ama etrafından dolaşmakta ustalaşmışız.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder