Pazartesi, Ekim 05, 2026

Çizgilere Derkenar 47

Sıklıkla karşılaştığım bir yanlışlığı düzelteyim. Yukarıdaki fotoğrafın Karaoğlan filmlerinden birine ait olduğu sanılıyor. Üstelik yalnız bu kare değil, aynı filmden pek çok fotoğraf müzayedelerde bu yanlış bilgiyle satılıyor. Oysa fotoğraf, Tunç Başaran’ın yönettiği Fatih’in Fedaisi (1966) filminden. Anladığım kadarıyla Kartal Tibet’i kostümlü görünce filmi Karaoğlan, yanındaki yapımcı Muzaffer Arslan’ı da Suat Yalaz sanıyorlar.

Film, tarihî filmler furyasında Muzaffer Arslan ile Hürrem Erman’ın ortak yapımcılığında çekilmiş. Sol baştaki Tunç Başaran henüz 28 yaşında, gencecik. Kadın oyuncu Tijen Par.

Bir de not düşeyim: Suat Yalaz’ın, başka filmlerde oynadığı için Kartal Tibet’i kendisine ihanet etmekle suçladığı malum. Oysa Fatih’in Fedaisi, daha ilk Karaoğlan filminin ardından çekiliyor. Aynı yıl, aynı mekânlarda, hikâyesi Bizans’ta geçen Baybora’nın Oğlu da çekilecek. Anlaşılan Tibet’in başka filmlerde oynaması, Karaoğlan’ın daha ilk günlerinden beri var. Galiba işler iyi giderken bunun adı henüz “ihanet” değilmiş diyelim.

Pulhan Yayınları, Mickey Mouse’u Miki adıyla yayımlamaya hazırlanırken öğretmenlere yönelik bir tanıtım kampanyası yapıyor. Yukarıdaki görsel, bu amaçla hazırlanmış bir broşürden. Derginin 3 Ocak 1962’de çıkmaya başlayacağı duyuruluyor.

Broşürde Disney yayınlarının dünyadaki başarısı anlatılıyor; Avrupa’dan, Japonya’dan, Hindistan’dan söz ediliyor ama tiraj yalnız Mısır için veriliyor: Arapça Miki elli binin üzerinde basılıyormuş. İnsan merak ediyor, neden özellikle Mısır? Bana, tirajını geçebileceklerini düşündükleri bir örneği seçmişler gibi geldi. Belki de ellerinde rakam bulunan tek örnek buydu.

Oysa yayıncılıkta model aldığımız İtalya ve Fransa’da Disney çizgi romanları sahiden çok satıyor. İtalya’da Topolino’nun tirajı o yıllarda üç yüz bine yakın; 1976’da 750 bine ulaşıyor. Avrupa’nın başarısı övülüyor, ama rakam vermek için Mısır tercih ediliyor. Belki de insan örnek aldıklarıyla değil, geçebilecekleriyle yarışmak istiyor.

Orhan Tunçdemir’in çıkardığı korku dergisi İmdaaat’in ilk sayı kapağı (1962). Az basılan, az satan ve kısa sürede kapanan bir yayın. Bugünse zor bulunduğu için koleksiyon değeri yüksek; elde kalan nüshaları yüksek fiyatlara satılıyor.

Altmışlı yılların dergi ve gazetelerinde kullanılan kâğıtların kalitesi çok düşük. Geçen zamana yenilmek üzereler diyelim. Buna bir de İstanbul’un nemini ekleyin, yayınlar pinçik pinçik dökülüyor. Derginin kendisi “çamur” gibi, kirli ve eprimiş; sayfaları açarken elinizde dağılacak durumda. Bu yaşıma kadar sağlam bir örneğini görmüş değilim.

Asıl merak ettiğimse dergiden çok, yayıncısı ve içerikteki kopya çizimleri de yapan Orhan Tunçdemir. Çizgileri, tercihleri, pulp’a bakışı bana tuhaf ve eksantrik geliyor. Keşke iki çift laf edebilecek kadar tanısaydım.

Meraklısı için not: İmdaat'ın tam koleksiyonunu görebilmiş değilim. Otuz yıl önce ellili yıllarda çıkan Voodoo dergisini andırdığını, onu temel aldığını düşünürdüm. 

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails