| Nokta, 15 Şubat 1982, Yz ile temizlenmiştir, hata payı içerir. |
Döneminde açıklanmış ve konuşulmuş bir çizer transferinden söz edeceğim. 1982 yılında Hürriyet ve Günaydın’a rakip olarak çıkan Güneş gazetesi, çok sayıda gazeteciyi yüksek ücretlerle transfer etmişti. Bedri Koraman da Milliyet’ten Güneş’e geçen isimlerdendi. Koraman’ın anlattıklarına göre Haldun Simavi de daha önce onu Günaydın’a almak istemiş, maaşını kendisinin belirlemesini önermişti. Çizgisi, gazete patronlarının beğenip peşine düştüğü bir çizgiydi.
Koraman, Nokta’nın 15 Şubat 1982 tarihli sayısında Güneş’le yaptığı anlaşmayı açıklamıştı: üç milyon lira transfer bedeli, ayrıca aylık 150 bin lira. Habere göre transfer parasını henüz almamıştı; açıklanan, anlaştığı rakamdı. Haberde Uğur Dündar da aynı transfer bedeli ve aylıkla anlaştığını söylüyordu. Bir karikatüristin, tanınmış bir televizyon gazetecisiyle aynı transfer bedeli ve maaş üzerinden anlaşması, gazetede çizginin ne kadar değerli görülebildiğini anlatıyor.
Üzerinden çok zaman geçtiği için bu paranın karşılığını kestirmek zor. Üç milyon lira o günlerde ne demekti? Aynı yılın nisan ayında bir Renault TS’nin açıklanan fiyatı bir milyon 50 bin, bir Doğan’ınki bir milyon 212 bin liraydı. Koraman’ın transfer bedeliyle iki sıfır Doğan alınabiliyor, geriye 576 bin lira kalıyordu. Yedi aylık maaşının toplamıysa bir Renault TS’nin fiyatına eşitti. Elbette bu bir birikim hesabı filan değil. Yaşamak için zaruri harcamaları dışarıda bırakan bir karşılaştırma. Paranın büyüklüğünü görünür kılması için aktarıyorum.
Üstelik 1982’de Türkiye’de kayıtlı otomobil sayısı yalnızca 811 bindi. Ağustos 2026’da bu sayı 18 milyonu geçti. Nüfus artışını ayrıca hesaba katmak gerekir, fakat eski bir ücretin karşısına otomobil koyarken otomobilin o dönemdeki toplumsal yerini de düşünmeliyiz.
Güneş’in yayın yönetmeni olan Güneri Cıvaoğlu yıllar sonra, Koraman’a Florya’da bir ev de verdiklerini anlatıyor. Bu evin üç milyon liralık bedelle ilişkisini, anlaşmaya ek olup olmadığını bilmiyoruz. O yüzden not düşüyor, hesaba katmıyorum. Aynı anlatımda Faruk Geç için de 10 milyon liralık bir transfer bedelinden söz ediliyor. Ancak bu rakamı henüz dönemin haberleriyle doğrulayamadım. Yıllar sonra anlatılanlarla, anlaşma sırasında açıklanan rakamları ayrı değerlendirmek gerekiyor.
Mukayese için futboldan da iki örnek verelim. Aynı yıl Fenerbahçe’den Mersin İdmanyurdu’na geçen İsa Ertürk’e altı milyon, “Paşa” Hüseyin’e beş milyon lira verildiği yazılmış. O yılın en yüksek bedelleri olarak hatırlanıyor. Bunlar kulübe ödenen bonservisten ayrı, futbolcuların kendilerine verilen paralar. Koraman’ın üç milyon liralık transfer bedeline, yıllık toplamı bir milyon 800 bin lirayı bulan maaşı ekleniyordu. Sözleşme süreleri ve diğer ödemeler farklı olabilir ama bir karikatüristin kazancını, birinci lig futbolcularına verilen paralarla yan yana konuşabiliyoruz.
Buradan bütün çizgicilerin çok kazandığı sonucu çıkmaz. Daha ziyade Koraman gibi tanınmış isimlerin pazarlık gücünü görebiliriz. Bana kalırsa bu transfer, bir gazete patronunun okurun sadakatini de satın almaya çalıştığı anlardan biri. Çizer gazete değiştirirken, onun için gazete alan insanların da peşinden geleceği umuluyor. Üç milyon lira, biraz da bu beklentinin fiyatı.
![]() |
| 1991 yılından bir Bedri Koraman fotoğrafı, sahafiye olduğu için çekeni belirsiz. |

1 yorum:
Hocam, yazınızda kesin sonuçlardan kaçınmışsınız ama aslında sonuçlar doğru. O yıllar gazetelerin ve iyi yazar, çizerlerin altın çağıydı. Bulvar gazeteleri ile erotik gazeteler yeni çıkmış, her biri yüzbinler satıyordu. Bu gruptan Güneş ile Tan zirvedeydi. 45 milyon nüfus kabaca 9 milyon hanede günlük milyona yakın tirajlar çok büyük rakamlardı. Darbe sonrası Özal dönemiyle birlikte ışıltılı dünya reklamlarla hayat buldu. Sadece devlet kanalının olduğu ülkede tek reklam seçeneği gazetelerdi ve onlarda iyi satıyordu. İstanbul farklıdır mutlaka, biz birkaç yıl sonra sıfır Doğan fiyatına sıfır bir 2+1 ev almıştık. O tarihler için ilan edilen rakamlar çok iyi bence.
Yorum Gönder