![]() |
Anlattığı şeylerin bende aynı karşılığı olmadığı için sonradan şunu düşündüm: Yiyeceklerin eskiden daha güzel, filmlerin daha sahici ya da karikatürlerin daha komik olduğunu söyleyenlerden, eski mahallelerini, öğretmenlerini, arsada oynanan futbolu övenlerden ne farkı vardı?
Geçenlerde Jeannette Cooperman’ın Common Reader’da yayımlanan bir makalesini okuyunca bu konuşmayı yeniden hatırladım. Bu yazıyı da biraz onun açtığı soruların peşinden giderek yazıyorum. Cooperman, kendi nostaljisini sorgularken geçmişe duyduğumuz özlemin içinden neyi ayıklayabileceğimizi irdeliyor.
Değişim, kendinden önce gelen kimi şeyleri önemsizleştiriyor, giderek hayatımızdan çıkarıyor. Nostalji, bazen özlediğimizi kabul etmek, kaybedilene hakkını teslim etmek oluyor. Bazen de geçmişe duyduğumuz yakınlık, bugünü peşinen değersiz bulmamıza yol açıyor.
Editörlük yaptığım yıllarda, kitap fuarlarından birinde takım elbiseli bir “beyefendi” yanıma yaklaşıp “Levent Bey, ne zaman gerçek edebiyat yayımlayacaksınız?” dedi. Kültür endüstrisinde çalışıyorsanız “yetersiz ve eksik” olma eleştirisiyle sürekli karşılaşırsınız. Güler yüzle “Sizin için gerçek edebiyatçılar kimler?” diye sordum. “1960 öncesi doğanlar” dedi. Öfkeliydi bence. Şimdi düşünüyorum da belki o öfkenin içinde, değer verdiği şeylerin kaybolduğunu düşünmenin hüznü de vardı.
Yürüyüş arkadaşımızla bu okurun geçmişle kurdukları ilişki birbirine benziyor ama aynı yere varmıyor. Biri sevdiği bir şarkıcıda bulduğu iyiliği anlatıyor, diğeri doğum tarihinden bir edebiyat ölçüsü çıkarıyordu. Birinin heyecanını dinliyorduk, ötekine göreyse edebiyatın kapısına çoktan kilit vurulmuştu.
Cooperman’ın aktardığı bir New Yorker yazısı, bugünün nostaljisini farklı dönemlerin heveslerinin üst üste yığıldığı, tarihsel göndermelerin birbirine karıştığı bir hamburger gibi tarif ediyor. Bir aşure veya bir keşmekeş sanki. Her şey ait olduğu dönemden kopmuş biçimde sosyal medyada geziniyor ve her biri bir tık yakınımızda duruyor. Bir dönemin şarkısını, başka bir dönemin kıyafetini, bambaşka bir dönemin sokak fotoğrafını aynı geçmişin parçalarıymış gibi sevebiliyoruz.
Erol Evgin’i anlatan arkadaşımız Evgin’den neredeyse elli yaş küçük, “1960 öncesi doğanlar” diyen beyefendi de o gün en fazla otuzundaydı. Elbette bir şarkıcıyla yaşıt olmadan onun şarkılarıyla büyüyebilir, doğumumuzdan çok önce yazılmış kitaplarla kendimizi anlatabiliriz. İlginç olan, seçtiğimiz bu insanları ve eserleri zamanla bütün bir dönemin temsilcisine dönüştürmemiz. Erol Evgin’in zarafetinden, eskiden insanların daha zarif olduğu sonucuna ne kadar kolay geçiyoruz?
Sosyal medya kaotik bir yerse, üzüm üzüme baka baka kararır misali, onun nostaljisi de ister istemez ona benzeyecek. Ama tuhaflık da burada: Bu karmakarışık malzemeden daha sakin, daha düzenli, daha sade bir geçmiş çıkarıyoruz. Seçilmiş ayrıntılarla yeniden kurulan geçmiş, yaşanırken olduğundan daha anlaşılır görünüyor. Neyi hatırlamak istediğimizi seçiyoruz artık, gerisi kadrajın dışında kalıyor.
Belki de her şey elimizin altında olduğu, seçeneklerimiz çoğaldığı için beklentimiz yükseliyor, daha kolay mutsuz oluyoruz. Geçmişin sadeliğine, ne olduğunu bildiğimiz ya da bildiğimizi sandığımız dünyaya sığınıyoruz.
Elbette sığınabiliriz. Ama güzel hatıraları bütün bir dönemin gerçeği saydığımızda yanılıyoruz. Eski bir filmin estetik sadeliğinden, o yıllarda hayatın daha basit ve kolay olduğu sonucunu çıkardığımızda da öyle.
Geçmişteki bir şeye dokunurken şimdi nasıl yaşamak istediğimizi de tarif ediyoruz. Arkadaşımız Erol Evgin’i anlatırken belki çevresinde daha çok iyilik, zarafet ve romantizm görmek istediğini söylüyordu.
İyilik ya da nitelikli edebiyat belirli bir zamana ait değil; bugün de varlar. Onları geçmişe atfetmek, bugün aramaktan vazgeçmek anlamına gelebiliyor. Soru şu Mıstık abi: Zarafeti bugün başka birinde gördüğümüzde tanıyabilecek miyiz? Yoksa ona da değer vermek için geçmişte kalmasını mı bekleyeceğiz?

4 yorum:
sondaki soru, iyi soru...
Ben sevdiğim için değerli, objektif bakarsan geçmiş gitmiş
Zihin açıcı olduysa ne güzel...
Doğrudur, herkes biraz öyle bakıyor-yaşıyor
Yorum Gönder