Salı, Ekim 13, 2026

Üç yılın kırk dokuz günü

Görsel janjanlı, gülerek yazıyorum. YZ de beni, soğuk sulara dalıp çıksa bana mısın demeyecek Nordik bir dedektif gibi resmetmiş…

Yazılardan bilenler olabilir, 2019’dan bu yana günün belli saatlerinde yürüyüş yapıyorum. Takıntı haline de geldi, yürümesem birine bir haksızlık yapmış da kalbini kırmış gibi hissediyorum.

Telefondaki adım sayan uygulamadan faydalanarak bir döküm çıkardım. Çok geriye gitmedim, 1 Ekim 2023 ile 30 Eylül 2026 arasındaki üç yılın toplamına baktım.

Yukarıdaki 8,5 milyon adım oradan geliyor. Üç yılda sekiz buçuk milyona yakın adım atmış, 5.911 kilometre yürümüşüm. Çok duruyor değil mi? Günde ortalama 65 dakika yürümüş, 7.706 adım atmışım. Süreleri toplayınca 49 gün 7 saat ediyor. Uyku ve mola olmadan, gece gündüz yürüdüğümü düşünürseniz of puf… Üç yıla yayılınca çok, yan yana koyunca az geliyor. Rakam aynı, ben bir türlü karar veremiyorum.

2019’a kadar gitsem, kim bilir kaç olacak?

E’cicik romantize edeyim, o saatlerde ne yapıyordum? Hikâye mi düşünüyordum, blog için yazı mı tasarlıyordum, bir şeye mi kızıyordum? Uzun uzun telefonla mı konuşuyordum? Hepsi var. Mıstık Abi, sen olsan “kızlara mı bakıyordun?” diye eklerdin. Evet, herkese bakıyor ve dinliyorum, yalan yok. Evden bir saat çıkmışım… Millet aç açç!

Saymak tuhaf geldi yazınca… Rakamları hesapladığımdan beri garip garip bakıyorum sonuçlara. O kadar yürümüşüm, acaba ne düşünmüşüm en çok? Neye kızmışım da şimdi hatırlamıyorum? O sırada beni darlayan pek mühim gelen hangi mesele uçup gitmiş?

Adımları kaydediyoruz, yürürken aklımızdan geçenleri, vazgeçtiklerimizi, bulduğumuz cümleleri aynı kesinlikle kaydedemiyoruz. Bir kısmı yazdıklarımıza sızıyor olmalı. Günlükler, hikâyeler, senaryolar… Edebiyat ve sanat olmasa, “of off geçmiyor günler” şarkısıyız be abicim.

Hiç yorum yok: