Pazar, Ağustos 02, 2020

Will Eisner

Gerçekten [E]fsaneydi, sayfayı kullanımı, karelemesi, yapıbozumu daima cinlikler içeriyordu. Doğaldır ki yaptıkları yaygınlaştı, çok kullanıldı, taklit edildi. Çizgi roman tarihi hakkında, koşullar ve ortam hakkında ufuk açıcı çalışmaları oldu. Hepsi yıllarca referans olarak kullanılacak. Çok daha önemlisi dışarıya -değişimlere- açık olmasıydı, Avrupa'da en fazla tanınan Amerikalılardan biridir (ve bu bir kaç işlik saman alevi bir tanınırlık değildir)... Amerika'da mainstream çizgi roman tekellerine karşı yenilikçi(çizgi romanı başka yerlere taşımak isteyen) akımların sembol isimlerinden oldu. Ömrünün son yıllarını hakkettiği biçimde saygı görerek geçirdi. Bence çizgi roman tarihinin en zekice tasarlanmış, estetik ve insana haz veren 10 sayfasının içinde mutlaka ama mutlaka en az iki tane Eisner sayfası vardır… [Ölümünün ardından yazılmıştı]

Cumartesi, Ağustos 01, 2020

Seyrüsefer Defteri 120



Evge (2019) bir tık net ve sert olmalıymış, yarım kalmış (31 Temmuz).++ Om det Oandliga  (2019) kısa kısa "enfes", alışılmadık, şaşırtıcı ve ilham verici "espriler" (30 Temmuz). ++   Entanglement (2017) iyimser bir aşk ve toparlanma hikayesi (29 Temmuz).++ Judy (2019) BBC işi Londra hikayesi olmuş, yine bir “star” hikayesi, güzel bir savrulma sahnesi (28 Temmuz).++ Perry Mason Sea1 Ep.5 ve 6'yı seyrettim (27 Temmuz). ++ The Loudest Voice Sea1 Ep.3 ve 4'ü seyrettim (26 Temmuz).++ Penny Dreadful City of Angels Sea1 Ep. 5 ve 6'yı seyrettim (25 Temmuz).++ Cold Blood Legacy (2019) klişeyi biliyor ama arkaplan entrikası derinleşmiyor (24 Temmuz).++ La Gomera (2019) mafya hikayesi, İngilizcede Islıkçılar diye geçiyor, naif de duruyor filan, entrikayı büyütmek için fb'ye, ileri geriye dayanmışlar (23 Temmuz).++ Chuka (1967) ayın westerni, teatral ve tv filmi havasında, türün delisine... (22 Temmuz).++ Penny Dreadful City of Angels Sea1 Ep.3 ve 4'ü seyrettim (21 Temmuz).++ The Loudest Voice Sea Ep.1 ve 2'yi seyrettim (20 Temmuz). ++ Sadist Erotica (1969) Jesus F. işi, dönemin bdsm çağrışımlı kasvetine örnek, hikayeden çok pozlar ilgi çekici (19 Temmuz).++ Hidden Life (2019) fotoğraf olarak çok güzel sahneleri var, tahkiyeyi kurma biçimi belgeselvari (18 Temmuz).++ The Art of Self Defense (2019) ironisi var, öyküsü nereye gideceğini çok belli ediyor, genel seyrin dışında bir film (17 Temmuz).++ The Silencing (2020) bir malzeme varmış, başka bir derinlik katılabilirmiş, bir iki sürprizle ortalamada kalmışlar (16 Temmuz).++ Flash Gordon (1980) ayın nostaljisi, Milliyet Çocuk kıpırdanması ve "tatlı" Ornella (15 Temmuz).++ Penny Dreadful Ciy of Angels Sea1 Ep.1 ve 2'yi seyrettim (14 Temmuz).++ Perry Mason Sea1 Ep.3 ve 4'ü seyrettim (13 Temmuz).++ Il trono di fuoco (1970) J.Franco frapanlığı, ayın traşı kontenjanından (12 Temmuz).++ Milf (2018) "raunçi" olunca genç işi sanıyorsun, ıhh olamıyorlar, başroller şapşal bile görünemiyor (11 Temmuz).++ Greyhound (2020) tempolu ve kısacık, iyi bir savaş hikayesi, duygu faslı başka türlü kurulabilirmiş, çok boş çünkü (1o Temmuz). ++ The Outsider Sea1 Ep.1 ve 2'yi seyrettim (9 Temmuz).++ Loro (2018) seyrettiriyor, Sorrentino'nun grotesk sahneler kurabilme iştahı ve "şehveti" kullanma biçimi "daima" ilginç, (8 Temmuz).++ El Cuerpo (2012) şaşırtma arzusu hikayenin önüne geçmiş, diğer yandan çok da belli ediyor finalini, "thriller" sevenlere (7 Temmuz).++ Nöbet günleri ve Babam'a veda (29 Haziran-6 Temmuz).++ 



Perşembe, Temmuz 30, 2020

Neden diye sorulunca


İnsan, aklına bir şey yatmayınca "neden" diye sorar. Huysuzluk etmek için de sorabilir ama ben anlamak için sorulduğunu farzediyorum.

Bir sınıf arkadaşım vardı, sanıyorum çevresindeki herkesin "dinsiz" olduğuna inanıyordu ya da en iyi bildiği şey bu olduğu için her soruyu din eleştirisine getirir, cevaplar verir, Allahın varlığını kendince ispat ederdi.

Ona, soru sormadığını, sorulara cevap vermediğini, inançlı biri olduğu için her sorunun cevabını inancıyla sonlandırdığını söylerdim. Bir parça kızıyordu galiba bana, insan inandığı bir şey hakkında er ya da geç soruları sonlandırır. Bir + bir toplanırsa iki eder kesinliğine neden demezsiniz, dersiniz de cevabını bildiğiniz bir şeye dayandığı için soruların yinelenmesini anlamsız bulursunuz.

Oysa neden sorusu, her açıklamayla birlikte sizi geriye götürür. Sonsuza kadar sürdürülebilecek bir soru-cevap akışına kapılabilirsiniz, geriye, çok geriye gidersiniz. Ya da durursunuz.

Dün hiç tanımadığım bir adam, kalabalık bir bürokrasi kuyruğunda benimle siyaset konuşmak istedi. Öyle pat diye, gevşek ve geveze bir ruh haliyle... Boş beleş, "büyük büyük" maliyetsiz laflar etmeyi seviyoruz, hep beraber "çok biliyoruz". İtiraf etmeliyim, dinlemeye de konuşmaya da isteksizdim.

"Sana tek bir soru soracağım, Fetö bu kadar yanına sokulmuş, niye öldürmedi bu adamı" dedi.

Ona bunu niye yapmadığını bilmediğimi ama bunun bir anlamı olmadığını, çünkü yapmadığını, yapsaydı başka bir şeyi konuşacağımızı, olmamış bir şeyi konuşmanın yaşadığımız durumu değiştirmeyeceğini söyledim.  Sonra gereksiz bir sabırsızlık gösterdiğimi ve üst perden konuştuğumu düşünüp üzüldüm. "Yok anlıyorum seni" filan yaptım bunun üstüne.

Adam yüzüme bakıp, "ben o soruda kaldım arkadaş ne yapacağım" dedi, o soruda kalmış gibi değildi, konuşmayı sürdürdü.

Bense bir soruya takılıp kalan birini tahayyül ettim. Dünyayı yaşatan, kuşkuya duyulan inanç olabilir gibi geldi bana. Birine sormadım.

Çarşamba, Temmuz 29, 2020

Simavi



Gazete kokan adam, magazinin beylerbeyi, renk tutkunu. Telif ödeyen patron. Düşman arayan manşet. Rumların, solcuların, “yobazların” savcısı ve ihbarcısı. Siyasetin rüzgârgülü. Muktedirin virgülü, kafiyesi, tam sayfası, sekiz sütunu. Hürriyet’in mimarı, kaptanı, başyazısı. Sedat Simavi, Türkçe edebiyatın muhasebe müdürü.

İlüstrasyon Deniz Karagül

Cumartesi, Temmuz 25, 2020

Rezalet



 
İsmail Gülgeç'in orijinalleri arasında rastladım. Bağlamı bilmiyorum, illa ki bir göndermesi vardır, örneğin Cumhuriyet çizerleri arasında bir espri olabilir. Artık her ne ise, Gülgeç siyasetle meşbu Entelektüel Ayı'sını çizgi roman hakkında da konuşturmuş.

Benim anladığım, tiplemenin genel eğilimlerine benzer biçimde ahkam kestirmiş, paylayıcı bir tonda konuşturmuş, sonra da işin aslını göstermiş... Meğer radikal değil muhafazakarmış, halen Tommiks okuyormuş...Yoruma açık.


Related Posts with Thumbnails