Salı, Ocak 10, 2023

Mevsimsiz biçildi tarlalar


Çizgilere Derkenar 22

Busch yayımlamak sahiden ilginç ve iddialı bir tercih. Satmayacağı belli çünkü. Busch çizgi roman tarihi açısından çok önemli bir çizer. Dönemi için yenilikçi bir yön belirlemiş kendine, yazdıklarına karikatür havasında desenler eklemiş...Üstelik bu vinyetleri enerjik bir ardışıklıkla kullanmak istemiş. 

Sadece yazı ve sayfalar değil, resimler de birbirini izlesin fikriyle başlamış işe. Buna göre metni okumadığınızda bile resimler başlı başına bir devamlılık içermeliymiş. Busch, üslup olarak hareketli bir çizgici, her karede tiplemelerinin ifade ve jestlerini belirginleştiriyor, ardışıklığı ve kare akışkanlığını o belirginleştirme ile çalıştırıyor. Bu da tempo demek... Heyecan verici...

Babam, ellili yıllarda çıkan Hürriyet gazetesinin pazar günleri çıkan renkli pazar ilavesinden nasıl etkilendiğini anlatırdı. Filmler bile siyah beyaz... "Dakikalarca bakardım, saklardım" diye heyecanını paylaşmıştı... 11 yaşında bir çocuk için kim bilir ne kadar büyüleyiciydi. 

Busch da okurlar ve diğer çizerler üzerinde böyle bir etki yaratmış ... Hayranlık yaratmış, taklit edilmiş ve bir çığır açmış, çizgiyle hikayeler anlatmanın öncüsü olmuş... 

Kara Murat yeniden çıkmaya başlamış, çıkabilir, anlatı olarak şimdiki zamanın dindar milliyetçiliğine uygun bir iş olmadığı için popülerleşmesi pek mümkün değil...Ama konumuz o değil, serinin yazarı Rahmi Turan ile çizeri Abdullah Turhan'ın yolları yıllar yıllar önce ayrılmış ve yeni serüvenleri başkaları çizmişti. Dargınlık başka, üretimi birlikte yapmanın getirdiği hukuki ortaklık daha başka bir şey... Rahmi Turan ne derse desin, ne düşünürse düşünsün, bu Abdullah Turhan'la birlikte yaptıkları bir ortak üretim... Onun patron olması durumu değiştirmiyor. 

Gel gör ki, şöyle bir şey yapılmış, Kara Murat'ın çizgileri bir başka çizere birebir kopyalatılmış, bunu da ismi sahiden lazım değil kıdemli bir çizer yapmış... Kara Murat, çok çok kötü bir kalitede çıkmış böyle olunca... Yani kopyalatılınca Abdullah Turhan çizmemiş mi oluyor, ne düşünmüşler sahiden merak ediyorum. Kitap, muhtemelen mahkemelik olacak...

Pazar, Ocak 08, 2023

Usta Çatalı

Malum, eve tamire gelen, huflaya huflaya eğilip bükülen ustanın çatalını görmeyen azdır... Yelpaze, romantize etmiş, manitanın gözüne girmek isteyen yahuşuklunun, boruyu patlatıp, işin suyunu çıkarmasını kapağına taşımış, espri de yapmış: "Elinin hamuruyla" spotunu eklemişler ilüstrasyona... 

Kadın, çatala mı bakıyor, patlayan borulara mı, beceriksiz "herife" mi, o faslı bilemedim, burdan anlaşılmıyor.
 

Cuma, Ocak 06, 2023

Yaşı küçük

Oğuz Özdeş'in "Liseli Bir Kız Sevdim" isimli bir romanı var, uzun seneler iyi satmış, bilinen bir roman... Kapaktaki baskı sayısı size de bir fikir verecektir (1968, 10.Basım, 1986). Bugün, içeriğini bilmiyorum ama bu isimle bir roman yazmak mümkün değil...

Romanın "yaşadığı" dönemlerde Çarşaf'ın bir kapağına rastladım (1978), Emel Sayın'ın kendisinden yaşça küçük bir sevgilisi varmış, abartarak karikatürize etmişler, "oğlu yaşında bir gençle evleniyor" diyerek espriyi açıklamışlar. Merak ettim, kimdir nedir diye, Emel Sayın o tarihte 33 yaşında, sevgilisi de Gazinocu Fahrettin Aslan'ın oğlu, 18'inde... Aslan ve aile, evliliğe karşı çıkmış, hafif çaplı bir magazin skandalı çıkmış ortaya filan. 

Normal-anormal veya meşru-gayrimeşru ayrımını hatırda tutarak önce olanı konuşalım. Yetişkin bir erkeğin reşit olmayan Liseli Kız'a aşık olması normal sayılıyor ama iş, bir kadının tercihine, kendinden yaşça küçük bir erkekle birlikte olmasına, evlenmesine gelince eleştiriliyor, anormal sayılıyor diyelim. Çok farklı değil aslında, ikisi de eleştirilebilir, birini eleştirmek kimsenin aklına gelmiyor, diğerinde "küçük kıyamet" kopuyor. Biri çok satıyor, diğeri husumetle konuşuluyor. Emel Sayın'ın göze aldığı risk sahiden dikkat çekici. 

Geçmiş zaman, o çok satan roman ve o skandal unutuldu. Geriye kalan mı, yaşamaya devam eden mi desek... bir zihniyet varlığını sürdürüyor, erkek aklının ve gözünün hallenmesi yaşamaya devam ediyor. 

Arada hayatın ve haliyle mizahın ne kadar değiştiğini yazıyorum, bu da bir örnek... Mizah, hele karikatür, hep siyasetle meşbu sanılır, oysa en çok ahlakla uğraşır, hayatın sekülerleşmesi  ve özgürleşmesi adına "muhalif" davranır. Maksat bu olsa da varılan yer, hakim değerlere teslim olmak olabiliyor. Ve hiç şaşmıyor, aktüel düşünmek, eskimeyi kolaylaştırıyor. 

Salı, Ocak 03, 2023

Son okuduklarım 63


Kusama bildiğim bir sanatçı değil, erotizmle ilgili işlerinden haberdardım ama sandığım gibi de değilmiş, cinsel ilişkiden kaçan-sakınan biriymiş. Albümün renkleri, sayfa istifi ve akışı "pulp isyanını" ve cıvıltısını iyi yansıtmış. Derin bir biyografi okumuyoruz ama görsel başarısı ve o yönde bir çabası var. Özel Bir Yaz ise grafik roman türünün başyapıtlarından biri. Yıllar önce okumuştum, dilimize çevirilince yeniden iştahlandım. Bir yaz ve sahil hikayesi okuyoruz. İtiraf etmem gerekirse, ben yazları çalışan ve okulun açılmasını (tatil yapayım diye) bekleyen çocuklardandım, o sebeple yazlıkların rehavetini ve hafifliğini bilemem, onlara ve oralarda yaşayanlara hasetle imrenme arası bir hisle bakardım-bakıyorum. Telaşla ve yetişmeye çalışarak yaşamak başka, uzun uzun ufka bakarak düşünmek başka şeyler... Albümü yeniden okurken bu hissi bir kere daha hatırladım. Ergenliğe giren iki genç kız çocuğunun bir yaz boyunca yaşadıkları anlatılıyor albümde. Amerikan orta sınıf manzaralarını, iki genç kızın ailelerini, evlilikleri ve cinselliği keşfedişlerini, farkındalık geliştirmelerini okuyoruz. Güzel iş. 

Ego'nun biyografisini beğendim diyemem, eğer sanatçıyı biliyorsanız, albümü okuduğunuzda saplantıları anlatılmamış filan diyebilirsiniz ama bence asıl problem onun çizgi dünyasının ve üslubunun çok ama çok gerisinde kalınmış olması... İyi Baba ise üslup olarak ilginç, ardışıkla ilgili dikkat çekici tercihlerde bulunulmuş. Buruk bir çocukluk hikayesi anlatılıyor ama bunu kesitlerle, pek "konuşmadan", pek "göstermeden" başarıyor, yeni ve ilginç.

Pazar, Ocak 01, 2023

"Birde ben"


Berberim çalıştığı iş yerinden ayrılmış, biri bir yerden ayrılırken artık böyle oluyor, o da benzer bir şey yaptı, vatzap'tan grup kurup müşterilerine duyurdu. İstanbul'dayım, yoğunum, arada gelen "hayırlı olsun" mesajlarıyla durumdan haberdar oldum.

Benden cevap alamayınca bana özel bir mesaj daha attı, "Net" isimli yeni işyerinde çerçeveleyip duvara asılan bir şiiri paylaşmış, üstüne "birde ben" yazmış. 

Hakkımızda isimli şiir, gerçek olamayacak kadar güzel: "Tanımadın birden/ O çıkıp giden/ Ağabeyin değil/ senin öz deden / Gördüler elbet/ bu güzel hizmet/ Savaş'la Ahmet / Kuaförüm NET

Şiiri niye göndermiş diye düşündüm, şiirden anlarım diye mi aceba? 

Related Posts with Thumbnails