Pazar, Şubat 07, 2021

Dış mihraklar

https://www.deviantart.com/camelid/art/The-Foxing-Hour-867627917
Sinsi, iki yüzlü, habis, haysiyetsiz alçak Tilkiler... kim bilir ne numaralar çeviriyor, ne hesaplar yapıyorlar arkamızdan... 
 

Bir Küfür Listesi

Sahaflardan elime bir kitap geçti, Sabahat Emir "Türk Piyeslerinden" halk deyimlerini derlemiş (1968). Kitabın bir bölümü "Küfür ve Hakaret Deyimleri" başlığı taşıyor, ilk paragrafın ilk cümlesi oldukça açıklayıcı: "Edebiyatta küfür, cinsel uygunsuzluklara dayanan sokak küfüründen ayrıdır." Bir başka deyişle piyeslerden derlenen küfürler, sokaktakilere nazaran edepliler, kullanılanlar da seyircinin dikkatini çekmeye, bazen güldürmeye veya bir karakteri belirginleştirmeye yarıyor demek istenmiş. 

Bu bölümde derlenmiş küfürleri sıralarsam... liste şöyle (alfabetik): Allak (dönek), Alık, Aşüfte, Avanak, Balkabağı, Batakçı, Budala, Cavlak, Çıfıt, Çüşdede, Dangalak, Dekbaz (Hileci), Enayi, Fodul, Güdük, Haylaz, Herif, Hımbıl, Hödük, İzbandut, Kahpe, Kaltak, Kancık, Kerata, Kınamsık (her şeyi kınayan), Kışmir, Kodoş, Kokoniça, Kokoroz (Çirkin), Köftehor, Marsık, Maskara, Melun, Mendebur, Merdut (kovulmuş), Mızıkçı, Moruk, Mürai, Nankör, Nobran, Ödlek, Paçavra, Postal, Sinsi, Soysuz, Sümsük, Sünepe, Şaşkın, Şaşkoloz, Tabansız, Teres, Ulan, Yabani, Yobaz, Yumurcak, Zartolos (çok osuran), Zevzek...

Bir iki not düşeyim, birincisi liste çok geniş değil, Ortaoyunu ve Karagöz oyunlarının epeyce gerisinde. İkincisi, iddiasına rağmen sahnede kullanılan küfürler cinsel uygunsuzluk vurgusundan azade değil... Yani küfrederken aşağılama temel amaç olduğu için, cinsel ilişkiyi bir zaaf, bir düşkünlük olarak görmek ve göstermek işin doğasında vardır. Postal mesela, kaba saba insanlara da denir, çok sayıda cinsel ilişkiye girmiş kadınlara da... Üçüncüsü, yine listeye bakıyorum da tiyatroda, hele (okullarda sahnelenen) piyeslerde küfür, uzunca yıllar, bir gerçekçilik "silahı" olarak görülmemiş, güldürmek niyetiyle işlevselleştirilmiş bir araç olmuş.

Cumartesi, Şubat 06, 2021

Bak sen şuna

Bu beyfendi ve dansöz için yazmıştım, bakıyor-bakmıyor falan filan diye... 

Meraklısı için link

Meğer, bakıyormuş, işine gelirse odaklanıyormuş şarkıya, hanendeye... Gülüyorum buna... Aynı adamın aralıklarla fotoğrafını bulmuş olmama da sahiden şaşırıyorum. Kader mi, mesaj mı, hayat mı diyelim onu da bilemiyorum.

Beyfendi saklamış, atmamış fotoğrafları... Para verip aldığı için mi kıyamamış, fotoğraf mı pahalıymış, ayrıca hatırası mı varmış insan merak etmiyor değil. 


Perşembe, Şubat 04, 2021

Neşe

Neşe, lazım bi şey...

Yaşar

Avuru zavuru, bağrını döveni, mızırdananı, bir bir anlatanı, efil efil eseni, siyim siyim yağanı, vıcır vıcır öteni bilen adam. Destancı, ağıtçı, meydancı, muhabbetçi. Güzel ağlayan, güzel gülen yazar. Yetim, kekeme, tek gözlü, eksik çocuk. O çocuk olmadan yazar olamazmış. O çocuk olmadan Çukurova yetim kalırmış. Yaşar Kemal kimsecikmiş, yağmurcuk kuşuymuş, Memet’miş. “Amanı bilin mi efendi?” diyormuş. Gün ışığı maviymiş, ipince dağılarak çağlarmış. Stalin, Gorki’yi öldürttüğü için alçakmış. Kürtlerle Türkler kadere rıza derlermiş. Fırat suyu kan akarmış. İstanbul Türkçesiyle roman yazılamazmış. Yeşil sinekler, sarı ışıkta çakıp çakıp sönüyormuş. Yaşar Kemal, Türkçenin tabiatıymış. Onsuz hayat, onsuz edebiyat kararsız, durgun ve un ufakmış. Cansız.

Pazartesi, Şubat 01, 2021

Burası neresi?


Efenim mekan İstanbul'da, tarih 1930'lar, fotoğrafta tek bir kadın yok, bunlar ön bilgiler... Feyste burası neresi diye sormuştum, bilen çıkmadı veya hemfikir olunmadı... En çok Rejans olduğu söylendi, fikri olan için soruyu burada da yineliyorum. 

Vee işte uzaya bir soru daha Neşet abi diyerek soruyu şuracığa bırakıyorum...

Gam, gam getirir yavrım

Reşat Enis'in Despot romanından (1957) bir alıntı..."Gam, gam getirir yavrum. Gam, çör (hastalık, de rt) getirir. Çör, ölüm getirir. Gam ile kasavet, ömür törpüsüdür."

Alttaki laflar da cilalı: "Alemin derdi kıçını mı gerdi? Gam çekip anma gam-ı ferdayı, sana ısmarlamadılar bu yalan dünyayı, demiş şair." O şair, Namık Kemal olmalı.

İlk dönem yazarlarımızın argoyu şaşırtma gayesiyle (kafiyeli ve oyunbazlıkla) kullanmaları (ehlileştirerek yeniden üretmeleri) hoşuma gidiyor, . Bülent Oran, Yeşilçam'a hükmederken bu dili nasıl da yaygınlaştırmıştı. 
Related Posts with Thumbnails