Geçtiğimiz günlerde Akgün Tekin’in Doğan Kitap’tan çıkan
Türk Basınında Kayan Yıldız: Haldun Simavi’nin Günaydın’ı
adlı kitabını okudum. Basın tarihi çalışmalarını kaçırmamaya çalışıyor, hemen
hepsini okuyorum. Akgün Tekin, Haldun Simavi’nin
Günaydın gazetesinde
yetişmiş, gazetenin uzun yıllar yöneticiliğini yapmış Rahmi Turan’ın yakın
çalışma arkadaşı. Rahmi Turan hangi gazeteye giderse onu da yanında götürmüş.
Kitap o sebeple sadece Simavileri ve Günaydın
gazetesini anlatmıyor, bir Rahmi Turan güzellemesi de yapıyor. Oldukça
dağınık, epeyce tekrar eden kendi içinde tutarsız bölümleri var kitabın. Öte
yndan 700 sayfalık kitapta çok sayıda anekdot, dedikodu, belge var. Çizgi
dünyasıyla ilgili bölümlerden bahsetmek istedim.
Haldun Simavi’nin
Bedri Koraman çizgisini çok
beğendiğini, o tarzda bir çizer (fotoğraf ayrıntısında arkaplan çizimleri
içeren iyi portreci olacak-resimsi bir karikatürist) istediğini anlatıyor Akgün
(s.195). Hatta Oğuz Aral’ın iş başvurusunu sırf bu nedenle (çizgisini beğenmeyerek)
uzun süre reddettiğini aktarıyor (s.613). Sonraki yıllarda Bedri Koraman’ı
transfer etmek istemiş, Koraman’dan kaynaklanan nedenlerle gerçekleşmemiş.
Koraman tarzında çizer olarak çıkardığı Kamil Çakmak’tan ise memnun kalmamış vs
Ferit Öngören’in (Türkiye’de mizah tarihiyle ilgili
gerçekten çok önemli metinler yazmıştır) bir dönemin meşhur (Akgün’ün deyişiyle
mizahi seks gazetesi)
Tan gazetesindeki esprili haberleri (!) yazan
ekibin içinde olduğunu bilmiyordum (s.200).
Akgün Tekin’in kitabının Rahmi Turan güzellemesi
yaptığını söylemiştim. Kitapta bir çok yerde insanı gülümseten methiyeler
yapılıyor Turan için. Kara Murat ile ilgili bölümlerde Rahmi Turan - Abdullah
Turhan ayrılığına nedense değinilmiyor (s.520-5).
Öyle
ki Abdullah Turhan, Kara Murat’ı kısa bir süre çizmiş, sonra dergi çıkartmak
için kendi isteğiyle gazeteden ayrılmış gibi anlatılıyor. Kara Murat’ı yıllarca
tek başına o çizmemiş de çizerlerinden biri (sadece bir tanesi) olmuş sanki.
Turhan’ın
Günaydın’dan ayrılıp
Sabah’a geçen Rahmi Turan ekibinin içinde
yer aldığı nedense unutulmuş. Aynı Turhan, Rahmi Turan
Sabah’tan
ayrılınca onunla birlikte gitmemiş, gazetede kalarak bu kez Selahattin Duman
ile birlikte
Burakbey’i sürdürmüştür. Abdullah Turhan açık bir tercihte
bulunarak Rahmi Turan’dan ayrılmıştır. O kadar insanla konuşan-yazı alan Akgün
Tekin keşke Abdullah Turhan’la da konuşsaydı. Halen Rahmi Turan ile çalışmayı
sürdüren bir yazar olarak bunu tercih etmemiş sanki.
Alıntı:
“(…) bir süre sonra kendi
işini kuracağını söyleyen Abdullah Turhan çizmeye ara verdi. Bu defa başka bir
usta Gürbüz Azak görevi üstlendi. Daha sonra, Refet Kartal, Ragıp Derin ve
Ertan Tank gibi yine kendi alanlarında usta olan ressam arkadaşlar Kara Murat’ı
çizmeyi sürdürdüler [Son olarak Ergin Asyalı çiziyor]” (s.524)
Düzelteyim: Abdullah Turhan 1971
ile 1986 yılları arasında benim saydığım 20 Kara Murat serüveni çizdi.
Sonra zaten Sabah ve Burakbey dönemi başlar. Hangi ara ismi geçen
ressamlar Kara Murat çizmiş olabilirler ki… Hafızadan yazıyorum 86 sonrasında Ertan
Tank, Kara Murat çizmeye başladı, sonra bir trafik kazası geçirdi ve
çizemez oldu. Bir iki yıl sonra Süleyman Gök bir serüven çizdi ve
yanılmıyorsam o serüven dergide de yayınlandı. Ragıp Derin Durakoğlu’nu
çiziyordu o dönemler ve o yıllarda Refet Kartal artık hiçbir şey
çizmiyordu nerdeyse. Gürbüz Azak ismi Kara Murat bahsinde yanlışlıkla
geçiyor diyelim. Bu isimlerin hemen hepsi Abdullah Turhan’ın yardımcılığını da
yapmışlardır.
Bir parantez açıp o döneme ilişkin merak ettiğim bir
konuyu açayım. Kara Murat o dönem Günaydın’da günlük olarak tefrika
ediliyor, ayrıca haftalık dergi olarak da yayınlanıyordu. Rahmi Turan, Sabah’a
geçtiğinde Kara Murat’ı Günaydın’da bıraktılar. Muhtemelen telifle
ilgili sorunlar çıkabilir endişesi taşıdılar ve ona benzeyen yeni bir
tiplemeye, Burakbey’e başladılar. O arada Kara
Murat (ve Tarkan) haftalık dergileri Günaydın Veb Müessese Müdürü Samet Koçyiğit’e satılıyor. Kara Murat’ın telifi
kimdedir belirsiz? Abdullah Turhan ya da Rahmi Turan bu satıştan pay alıyorlar
mı-çıkan dergiden telif alıyorlar mı belirsiz. Çok daha sonra Rahmi Turan Kara
Murat’ın hikâyelerini (Meydan ya da Gözcü’de) başka çizerlere
yeniden çizdirmeye başladı. Abdullah Turhan’ın kareleri başkaları tarafında
aynen ya kopyalandı ya yeniden çizildi. Orada da bir karmaşa oldu. Tüm bunları
izlerken bana hep bir dava tehdidi, dava açılabilir endişesi ya da bir dava
açılmıştır gibi geldi. Aslı nedir bilmiyorum.
[Yazıyı, 2006 yılında koloni'ye yazmışım, aynen alıntıladım]