Cuma, Aralık 11, 2015

Dumankara'dan kara bir sona...


(...) Yakın bir zaman önce yayımlanan Uzak Şehir ise “Ankara Üçlemesi”ne nokta koyuyor; hemen belirtmek gerekir ki, bu üçlemeye yakışan kara (noir) bir nokta bu. Biraz da grafik romanın doğasından gelen özellikleri nedeniyle olsa gerek, kara (noir) hikayelerin daha çok yakıştığını düşünüyorum grafik romanlara. Dumankara’daki hikayelerin çoğunun kenar mahallelerde geçmesi ya da suçla ilişkili kahramanlara sahip olması ve Emanet Şehir’deki atmosfer bu kulvarda ilerlendiğinin bir göstergesiydi zaten; Uzak Şehir ise, çıtayı biraz daha yükseltiyor hatta.

Sabit Fikir'de Ceyhan Usanmaz Ankara Üçlemesi'ni yazmış.
link



Kırlangıç Dönümü



Güllerin arkasında karanfiller, morlu beyazlı şebboylar ve isterliçeler… Başka türlü seven, başka türlü gören, kimselere benzemeyen Ali… Hapisten çıkan Ali… Karıncaları izleyen Ali… Tuhaf ve mutlu gülen Ali… Verda’ya âşık olan Ali… Renkler birbirine karışırken, bulutlar pamuk pamuk azalıp çoğalırken Verda’nın kalbine düşen Ali… Bir elmada iki diş izi… 

Kırlangıç Dönümü, incelikli bir aşk hikâyesi... Sinan Sülün, hayata tutunmaya çalışan genç bir aşkın dünyayla imtihanını anlatıyor. Her şeyin esası farklılık mı benzeşmek mi? Farklı olan dünyaya sığmıyor mu?

Çarşamba, Aralık 09, 2015

Ankara üçlemesinin son çizgi romanı: Uzak Şehir


Çıkış noktam, bir kenar mahalleydi. Kimsenin mutlak iyi ya da kötü görünmesini istemiyordum, özdeşlik kurulamayacak karakterleri ve belirli bir soğukluğu olsun istiyordum. Bütün kenar mahallelerin az ya da çok, suçla ilişkisi olur; sınıf atlamak ve yırtmak isteyen insanların olduğu yerde para hırsı ve tutkusu olur. Paranın olduğu yerde mutlaka paylaşım kavgası olur. Hiyerarşi oluşur. Yukarıdakiler aşağıdakiler kavgası olur. Kurnazlıklar, cesaret gösterileri, kendini sakınmalar, yaltaklanmalar, hesaplar, abiler, reisler, başkanlar filan çıkar, yaşanır… Volkan bir hırsız, Cavit o hırsızları yöneten bir tedarikçi, yukarıya/muktedirlere iş yapan küçük esnaf. Siyasi bir entrika ve çekişme anlattığım için mahalleye, aileye, ilişkilere yoğunlaşmadım. Lili’yi merkeze taşıdım ama aşk ya da cinsellik hikâyenin önüne geçsin istemiyordum. Tempolu, değinerek geçtiğim, her şeyi tamamlamadığım, okura bırakılmış tarafları olan bir hikâye Uzak Şehir. Ölülerin anlattığı bir hikâye deyişimi, okuyanlar daha iyi anlayacaktır diye düşünüyorum.

Bant Mag'a konuştuk
link
Related Posts with Thumbnails