Cumartesi, Temmuz 08, 2017

Her Şey Dahil


Birbirine dolanan arzular, hiç durmadan yağan yağmur gibi bizi kıstıran yorgunluklar, zamanın insafsızlığı, eksikliğin sıkıntısı, hayatın yeknesaklığı ve benzersiz coşkusu. 

Kerem Aslan, yarı karanlıkta bir zamanı anlatıyor, eve sığınan, evi bulan ve özleyen ince bir hüznü.

Her Şey Dahil, uyumsuzluk öyküleri, bulanık, perdesiz ve yanı başımızda.

Cuma, Temmuz 07, 2017

Galip ve Pı'ya Mektuplar


Pı’ya mektupların esası, bütün sözlüklerin en yıpranmış sözcüğü: aşk. Ümitsizlikten, terkedilmişlikten ölüyor her sahneye çıkan. Hiçbir kahkaha çınlamıyor karelerde. Berduşun soğuk elleri, hem "ibnenin" hem kaldırımın sesi; küçük kızlar gibi titreyen, karanlığa hissedar öyküler. Bitimsiz intikam hayattan. Şiddet yüzlü adamlar, karaağaçlar, arka sokaklar, uzak diyarlar, uzaylılar. Faust en meraklı okuyucu, Pı terkeden; Galip, çizmeye keş. 

Perşembe, Temmuz 06, 2017

Takoz (3)


Cep Kitabı: Chapbook, cep boyunda ucuz kitaplara verilen isim.
Üçüncü Hamur: Kısa ömürlü, düşük maliyetli kâğıt türü.
Kebikeç: Kitapları haşereden koruyan meleğin adı.
Küçük Adam Edebiyatı: Türkçe edebiyat eleştirisinde sıradan insanları, sokaktaki adamı anlatan roman ve öyküler için kullanılan niteleme.
Mısra haysiyetimdir: Yahya Kemal’in şiir sloganı.
Dübeyt: İki beyit anlamında, rubai için kullanılır.
Poetika: Aristoteles’in şiirle ilgili düşüncelerini içeren kitabının adı. Şiir üstüne düşünce ve teorilerin bütünü.
Cicili Bicili Boyacı Sandığı: Cahit Irgat’ın Yahya Kemal şiirine yönelik döneminde çok tartışılan nitelemesi.
Nevrozum: İlhan Berk’in İstanbul tarifi.
Hasaset: Edeb dışını edebiyatta kullanma, asalet karşıtı.
Düzd-i Sühan: Söz hırsızı.
İstidrak: Över gibi görünerek eleştirmek. 

Salı, Temmuz 04, 2017

Takoz (2)



Çağlar: Ece Ayhan’ın çalışmalarında kullanmadığı soyadı.
Galat-ı Meşhur: Yaygın yanlış.
Sanat şahsi ve muhteremdir: Fecr-i Ati’nin sloganı.
Nevzat Çorum: Yusuf Atılgan’ın mahlası.
Nisuaz: İstiklal Caddesi’nde, edebiyatçıların uğrak yeri olan pastane.
Şeyh-ül Muharririn: Yazarların şeyhi, ustası anlamında kullanılarak Burhan Felek için söylenmiştir.
Serin Esen: Halide Edip’in Akile Hanım Sokağı romanında idealize ettiği modern kadın karakter.
Kınar Hanım: Ermeni asıllı tiyatrocu. Ece Ayhan’ın Kınar Hanım’ın Denizleri kitabına, şiirine ilham olmuştur.
İki Çizgi: Memet Fuat’a göre Türk şiiri iki çizgide gelişti. Birincisi Nedim-Yahya Kemal-Nâzım Hikmet-Orhan Veli. İkincisi Şeyh Galip-Haşim-Necip Fazıl-Dağlarca.
Açlık Grevi: Nâzım’ın haksız yere hapiste tutulmasını protesto etmek için başlattığı açlık grevi. Eyleme destek olmak için Orhan Veli, Oktay Rıfat ve Melih Cevdet Anday da açlık grevine başlamıştır (1950).
Tasfiye Lazım: 1940 yılında Gavsi Ozansoy’un aynı isimli yazısıyla başlayan eski şiire yönelik eleştirel gençlik hareketi.
Bibliyofobi: Kitaptan hoşlanmama, kitap sevmezlik.
Bibliyofil: Kitap tutkunu.
Kitaptanır: Bibliyognost, kitapları iyi bilen, bilgisi olan.
Kitap Düşmanı: Bibliyoklast, kitapları yok eden kişi.
Tezhip: Yazmalarda sayfanın yaldız ve boya ile bezenmesi.
Vassal: Bozulmuş ve yıpranmış yazmaları yenileyerek onaran sanatçı.
Dar-ül Kütüp: Kitaplık.
Hafız-ı Kütüp: Kütüphaneci, kitap koruyucusu.

Pazartesi, Temmuz 03, 2017

Yanı başımızdaki Çizgi Roman


Sadece bizde değil, çizgi romanın endüstri olduğu ülkelerde bile olabiliyor, grafik romanla ilgili yanlış bir algı var. Sanılıyor ki, başlayıp biten bir serüveni anlatan her tek çizgi roman eseri grafik romandır. İlgisi yok; baskı niteliği, sunum, hacim veya başlayıp bitmesiyle açıklanamaz grafik roman. Her şeyi başaran muktedir bir kahramanın hikayesi, örneğin Batman veya Örümcek Adam, grafik roman olamazlar. Özel bir albümlerinin olması, ayrıksı bir macera yaşamaları onları grafik roman yapmaz. Yıllar önce, anaakım çizgi roman içinde yayımlanmış öncü nitelikli bir seriyal senaryosu veya serüveni, örneğin Frank Miller’ın yazdığı bir Batman, çığır açmış, grafik roman türünün gelişimine katkıda bulunmuş, piyasadaki kabulünü kolaylaştırmış olabilir, bugünse durum epeyce farklı. Denebilir ki, dünya kadar albüm ve kitap üstünde neden grafik roman ibaresi yer alıyor? Yapılana ticari bir kurnazlık demek zorundayız. Grafik romanlar merak uyandırdığı için vara yoğa grafik roman etiketi konabiliyor. Amerika’daki marketlerde pelerinli olmayan her Avrupalı çizgi roman bu isimle nitelenebiliyor. Eskiden Japon çizgi romanları aynı kaderi yaşıyordu. Grafik romanı çizgi romandan ayıran en temel farklılık, hikayelerin niteliğiyle ilgilidir. Yaşlanan, ölen, başarısızlıklar yaşayan, çizgi romana göre yavaş akan hikayelerin sıradan nitelikli karakterlerini anlatıyor grafik romanlar.

Antonio Altarriba-Kim (Joaquim Aubert) ikilisinin Kırık Kanat’ı bir grafik roman. Türkçede 2011 yılında yayımlanan Uçma Sanatı’nın bir tür devamı. Albümün yazarı Altarriba’nın babasının sonu intiharla biten yaşam öyküsüydü Uçma Sanatı. Grafik romanların ortak özelliklerinden biri (oto)biyografik nitelikler taşıması, yazar ve çizerlerin, ekseriyetle, kendi hayatlarına, yakın çevrelerine ve ailelerine, özellikle ebeveynlerinden birinin yaşam öyküsünde odaklanmalarıdır. Uçma Sanatı’nda bu eğilime uyarak, bir büyüme ve yaşlanma hikayesi anlatılmıştı. Altarriba, aynı mantıkla, arka planda 20. yüzyıl İspanya siyasi tarihini kullanarak bu kez annesini “konuşmak” istemiş. Albümün sonsözünde yazdıklarına göre bir kadın okurunun “peki ya anneniz?” sorusuyla başladığını söylüyor Kırık Kanat’a. Soru, babanızı bu kadar anlatırken anneniz neredeydi, neden onu anlatmadınız demek istiyor, yazara bunu hissettirmiş. Kırık Kanat, bu yüzden de bir grafik roman. Çizgi roman üreticilerine bu tip sorular sorulmaz çünkü. Okurlarının ve üreticilerinin böylesi bir sıkıntısı yoktur. Erkek kahramanın mücadelesini izleriz ve/veya erkeksi-erotik bir kadın kahramanın “pataküte”sini okuruz. Tıpkı erkek kahramanlar gibi onlar da yenilmez ve muktedirlerdir, kötüleri birer ikişer tepelerler. Altarriba’yı rahatsız eden ve hikayeyi başka türlü anlatmaya zorlayan politik bir doğruculuk içeriyor kadın okurun sorusu. Brecht’in “Okuyan Bir İşçinin Soruları”nda geçer: “Nereye gittiler Çin Duvarı bittiği gece/ Duvarcılar? Yüce Roma’da/ Geçilmez zafer anıtından. Kim dikti bunları? Kimleri yenerek? (…) Sezar, Galyalıları yendi/ Bir aşçı da mı yoktu yanında?” Tarih kitapları nasıl zaferler kazanan kralları yazıyorsa çizgi romanlar da yenilmez kahramanları anlatıyor. Grafik romanlarsa sıradan insanları, kenarda kalanları, büyük değil küçük hikayeleri, zaferleri değil hayal kırıklıklarını.

Kırık Kanat, bu ayrımın farkında olarak anlatılmış, hikayenin dört bölümü annenin yakınındaki birer erkeğe ayrılmış: Petra’nın babası, patronu, kocası ve ömrünün son günlerindeki “sevgilisi.” Kadının itibarsızlığını, ikincilliğini gösteren özellikli bir seçim… Doğru ayrımlar, doğru çıkarımlar yapılmış. Anlatılanlar, ister kronolojik olsun ister bir duyguya yoğunlaşsın, iyi bir hikayenin odağında insanlar, dönüştürücü olaylar ve fikirler olmak zorundadır. Bunu yaparken karakterinizi tanımlar, arzularını ve dertlerini açıklar, psikolojik eşiklerini gösterir ve yorumlarsınız. Petra, erkekler dünyasında temkinli adımlar atan, niyetini saklayan, soğukkanlı, mesafeli, tedbirli biri. Öyle ki kolundaki çolaklığı kimselere hissettirmeden ömrünü sürdürebiliyor, en yakınları dahi onun bu durumunun farkına var(a)mıyorlar. Altarriba, annesini anlatırken maddi olmayan ve maddi izlerin peşinden gitmiş. İlki, haliyle elle tutulur şeyler değil; kurumlar, gelenekler, inançlar ve itikatlar içeriyor. Petra, doğarken annesi ölmüş, babası çok sevdiği karısının ölümünden sorumlu tutarak onu öldürmek istemiş, kolundaki çolaklık o teşebbüsün hatırası. Çok küçük yaştan itibaren ev hizmetinde çalışıyor, okula gönderilmiyor, bağnazca koşullandırılıyor erkeklere karşı, üstüne üstlük tecavüze uğruyor, sürekli hezeyanlar yaşayan yatalak bir babaya bakmak zorunda kalıyor vs. Petra, kendini erkeklerden uzaklaştırarak neredeyse aseksüel birine dönüşüyor, saplantılı bir titizliği ve çalışkanlığı var, çalıştığı evi ustalıkla çekip çeviriyor. Ruhunu çalışarak kurtaranlardan, siyasete inanmıyor, fikrini söylemiyor, tarafını göstermiyor ve otorite karşısında her zaman geçiştiriyor, takiyye yapıyor. Altarriba, benzer bir yorumu, maddi izleri anlatırken, İspanya’nın tarihi ve faşizan siyasi iklimi için de kullanıyor; asker ve bürokrat yöneticileri, onların yardımcılarını gösteriyor bize. Büyük siyasetin içinde sakınarak yaşamaya çalışan birileri söz konusu olduğunda Petra yalnız değil. Biliyoruz ki, iyi hayat hikayeleri tek bir biyografi içermezler, bir sınıfın ve toplumun tarihini resmedebilir, karmaşık olaylar dizgesini açıklamaya yarayabilirler. Gerçek dediğimiz şey, karmaşık ve çok yönlüdür. Farklı görüşlerin gösterilebilmesi, tarihe ve hayata tek biçimli bakmamızı engellediği için önemlidir. Petra’yı veya çevresindekileri haklı ya da haksız göstermek, tarihi yargılamak gibi bir kaygısı yok hikayenin. Öte yandan bunu hiç yapmıyor demek de mümkün değil. Okura seçme şansı veren iyi hikayelerden Petra’nın biyografisi. 

Kırık Kanat’ın başarısı, her insanın hayatının heyecan verici ve anlatılabilir olduğunu göstermesinde yatıyor. Çizgi roman dilini ve tekniklerini kullanarak, bizi yanıbaşımızda olup bitenlere bakmaya, empati kurmaya, mağdurun dilini anlamaya, hatırlanmayanları hatırlatmaya çağırıyor. Altarriba-Kim ikilisinin ilk albümleri olan Uçma Sanatı da böyleydi; Kırık Kanat, anlamlı bir hikaye, iyi tasarlanmış ve devamlılık taşıyan bir çizgiyi görmek ve okumak imkanı veriyor bize. Grafik romanın ayrıksılığına iyi bir örnek sunuyor üstelik.

Sabit Fikir, Haziran 2017

Pazar, Temmuz 02, 2017

Takoz


Kara Bir Gün: İstanbul’un işgaline karşı Süleyman Nazif’in yazdığı, döneminde çok ünlü olan makalenin ismi.
İsim Babası: İkinci Yeni ismini ilk kullanan yazar Muzaffer Erdost.
Seber: Cemal Süreya’nın soyadı.
Dört Köşeli Üçgen: Salah Birsel’in tek romanı.
Bibliyoman: Kitap kurdu.
Göl Saatleri: Ahmet Haşim’in çok bilinen şiirinin adı.
Boşboğaz: Hüseyin Rahmi Gürpınar ile Ahmet Rasim’in birlikte çıkardıkları mizah dergisi.
Sis: Tevfik Fikret’in İstanbul’a lanetler yağdırdığı şiirinin adı.
Ok: Yahya Kemal’in aruz kullanmadan yazdığı tek şiir.
Agrafi: Yazı yazma yetisinin yitirilmesi, tıbbi terim.
Kanber: Onsuz düğün olmaz, Hazreti Ali’nin azad ettiği kölesi.
Aydemir: Şevket Süreyya’nın severek soyadı olarak aldığı, Müfide Tek’in romanı.
Ahmet Cemil: Halit Ziya’nın Mai ve Siyah romanındaki hayalperest ve romantik kahraman.
Yanyana İki Mezar: Rumeli Hisarı’nda Yahya Kemal ile Tanpınar’ın mezarları yan yanadır.
Aşiyan: Kuş yuvası.
İkinci Yeni’nin Papazı: Ece Ayhan için kullanılan yakıştırma.

Cumartesi, Temmuz 01, 2017

Seyrüsefer Defteri 83


Modus Sea1 Ep.1 ve 2'yi seyrettim (30 Haziran). ++ Better Call Saul Sea3 Ep. 9 ve 10'u seyrettim (29 Haziran). ++ Jordskott Sea1 Ep.1 ve 2'yi seyrettim (28 Haziran).++ Kara Bela (2015) Cengiz Bozkurt büyük oyuncu (27 Haziran). ++Charlie Countryman (2013) filmin bağlamı ve meselesi neredeyse yok desem yanlış olmaz ama güzel sahneleri ve bir enerjisi var(26 Haziran).++ Lo Chiamavano Jeeg Robot (2015) ayın sürprizi, İtalyan süper kahramanı (25 Haziran).++ Tuna ile Wonder Woman'a gittik, gişe kaybını göze almışlar (24 Haziran). ++ Manhattan Night (2016)filmin nereye nasıl gideceğini anlıyorsun, sürprizi yok (23 Haziran).++Animal Kingdom US Sea 1 Ep 9 ve 10 seyrettim (22 Haziran). ++Eskişehir Yolculuğu (21 Haziran). ++ Solo (2013)vasat bir gerilim (20 Haziran). ++ Animal Kingdom US Sea1 Ep 7 ve 8'i seyrettim (19 Haziran). ++ Decoding Annie Parker (2013) belgesel havasında (18 Haziran).++ Contratiempo (2016) epeyce teatral ama eski tarz iyi polisiye (17 Haziran).++ T2 Trainspotting (2017) ilk filme turistik seyahat olmuş ama temposu, mizahı yine de güzel (16 Haziran). ++Better Call Saul Sea3 Ep. 7 ve 8'i seyrettim (15 Haziran). ++ Animal Kingdom US Sea1 Ep 5 ve 6'yı seyrettim (14 Haziran).++ İstanbul yolculuğu(13 Haziran).++ Twin Peaks  Sea3 Ep.1 ve 2'yi seyrettim (12 Haziran). ++ Tuna ile Dede Korkut Hikâyeleri: Salur Kazan'a gittik, çok fena seviyesinde (11 Haziran).++ Young Pope Sea1 Ep.1 ve 2'yi seyrettim (10 Haziran).++ Düğün Evi Oyun Evi oyununu seyrettim, grotesk cinselliği kullanmaları cesurdu (9 Haziran).++ American Pastoral(2016) daha iddialı bir film bekliyordum, inandırıcı olmamış (8 Haziran).++ Animal Kingdom US Sea1 Ep3 ve 4'ü seyrettim (7 Haziran). ++Harlots Sea1 Ep. 3 ve 4'ü seyrettim (6 Haziran).++ Criminal Activities (2015) odağı dağıtmasa sürprizi tutturabilirmiş (5 Haziran).++Animal Kingdom US Sea1 Ep1 ve 2'yi seyrettim (4 Haziran).++Tersine Dünya (1993) 50'li yılların mizahını taşıyor, o yıllar için cesur, sonrası için arkaik (3 Haziran).++ Sunset Song (2015) edebiyat uyarlaması olduğu için seyrettim, yavaşlığı, kadın hikâyesi olması ilgi çekici yönleri (2 Haziran).++ Fargo Sea3 Ep.1 ve 2'yi seyrettim (1 Haziran).



Related Posts with Thumbnails