Cumartesi, Ocak 05, 2013

Tardi, Orhan Pamuk ve Yaşar Kemal



Biliyorsunuz, büyük çizgi romancı Tardi, Légion d'Honneur ödülünü reddetti. Harika açıklamalar da yaptı. Tardi, benim için bu hayata katlanmamızı sağlayan büyük hikayecilerden biridir. Reddedeceğini, sorsalar ben söylerdim. Peki Türkiye'de bunu nasıl haber yaptılar-yapıyorlar farkında mısınız? Her haberde ilgisiz biçimde o ödülü kabul eden Orhan Pamuk eleştiriliyor. Hatta bazı metinlerde dönüp dönüp eleştiriyorlar. O ödülü 2 yıl önce alan Yaşar Kemal'in  adıysa hiç geçmiyor. Birini sevmemeyi anlarım ama hakkaniyetle bakılmalı bu işlere. Yaşar Kemal'e verilince büyük onur, Tardi reddedince reddetmek büyük onur oluyor ve Orhan Pamuk kabul ettiği için hakir görülüyor. Böyle bir mantık, evirir çevirir döverim oldubittisi tek kelimeyle ayıp ve insani değil. Birinin fikirlerine, yapıp ettiklerine katılmayabilirsiniz. Zerre kadar sevmeyebilirsiniz. Tardi'nin söylediklerinin konuşulması gereken yerde sen eğer Orhan Pamuk'tan bahsediyorsan ve o ödülü kabul eden bir başka yazarını, çok değil iki yıl önce, büyük onur diye takdir ederek haberleştiriyorsan, sen münafıksın demektir. Meselem Orhan Pamuk değil...Hakkaniyet! 




Perşembe, Ocak 03, 2013

Çiz Beni Gözbağcı















Seyrüsefer Defteri 30


Edwin Boyd, biyografik bir suç hikayesi, Kanada'da geçmesi ilginç, temposu ya daha yavaş olmalıymış ya da daha hızlı (30 Aralık). + Pazarları Hiç Sevmem, görüntüler çok iyi ama senaryo aksamış, diyaloglar teklediği için oyuncular da zorlanmış (29 Aralık). + İstanbul seyahati (28 Aralık). + Dredd, tatsız bir çizgi romandır ama bu uyarlama iyi bir aksiyon örneği olmuş (27 Aralık). + Blue Lagoon The Awakening, ilk filmin utangaç bir versiyonu, yapılmasa da olurmuş (26 Aralık). + Ultimate Avengers, düşük bütçeli bir animasyon, çizgi romanın çok gerisinde (25 Aralık).+ Bro, gezinen bir film, annesiyle yaşayan genç bir erkeğin suçla ilintili savrulması, uyuşturucu, cinsellik vs, vasat demek gerekiyor (24 Aralık).+  Çanakkale 1915, senaryosu belli de sineması sahiden kötü, öyle şeyler var ki çok acemice, bir mermi sahnesi var oyuncular bile inannmamış (23 Aralık). + Skyfall, geleneksel seyirlik sahneler yine var ama James Bond geleneğinin dışında bir film olmuş, kötü adam derinleşememiş (22 Aralık). + Eskişehir Şehir Tiyatosundan Toros Canavarı'nı seyrettim, iyi dekor, çok iyi oyunculuklar vardı (21 Aralık). + The Man With The Iron Fists, çocuksu, video oyunu tadında uzakdoğu operası, vasat (20 Aralık). + Diary of a Wimpy Kid Dog Day, çok vasat olmuş diyordum, sonra ne olacaktı ki dedim, sitcom olurmuş da film niye olmuş (19 Aralık). + Deep Rising (1998), döneminin ortalamasını hesap edersek sürükleyici bir komedi avantür, tuhaf yaratıklar gemiyi işgal ediyor, özeti böyle (18 Aralık). + Derriere Les Murs, yirmili yıllarda Fransız taşrasında geçen vasat bir gerilim filmi denebilir. Genç birkadın yazarın kabusları halüsinasyonları, vasat altı (17 Aralık). + The Baytown Outlaws, komedi avantür denebilir, Rodrigez havasında komik şiddet ve coolluk... O kadar...(16 Aralık). + Wild Bill, bir Doğu Londra filmi, büyük bir hikayesi yok ama o yoksulluğu iyi anlatarak kendini izlettiriyor (15 Aralık). + Casa De Mi Padre, Will Ferrell nedeniyle seyrettim. Latin komedisi çıkmamış, ne olacağına karar verememiş bir film olmuş, oyuncuları kurtaramamış (14 Aralık). + Paraisos Artificiais, mutsuzluk, hayal kırıklığı, uyuşturcu, cinsellik, gençlik, hedonizm vs vs İlginç olan yanı Brezilya filmi olması (13 Aralık). + 388 Arletta Avenue, vasat bir korku filmi, kamera oyunlarıyla filmi sürüklemeye kalkarsan ergen harkişlenmesi çıkıyor (12 Aralık). + Eldorado, yakın dönemlerinin mavrasını yapan bir trash estetiği düşünün, üstelik müzikal, üstelik nasıl dökülüyor! (11 Aralık). + La Legende de Parva, Manara'dan adaptasyonuymuş, naif ve teknik olarak vasatın altında (10 Aralık). + The Girl Who Kicked The Hornets Nest, her defasında yarım bıraktığım bir filmdi, serinin en zayıf halkası, siyasi entrikası romana daha çok yakışmış (9Aralık). + The Good Doctor, Orlando Bloom performansı başarılı ama çok kapsayıcı olmuş, kötüler (!) bir parça daha karakter kazanmalıymış (8 Aralık). + The Dark Knight Rises, Nolan'ın kıyamet gösterisi, serinin en iyi filmi gibi geldi bana (7 Aralık). + The Bride Wore Black, Truffaut'nun Hitchcock filmi denebilir, kara gelinin intikam hikayesi. Tarantino hiç seyretmedim demiş, yedi düveli güldürmüş (6 Aralık).+  Stolen, Cage düğmesine basılınca oynayan pilli bebekler gibi hep aynı rolü oynuyor, hep vasat altı filmlerde oynuyor uzun süredir (5 Aralık). + On te Road, dağınık bir romana göre iyi toparlanmış, iyi oyunculuklar var, klişeleri iyi kullanmış, enerjik film olmuş (4 Aralık). + A Day at the Races, Groucho Kardeşler, Üç Ahbap Çavuşlar mizahı, Arşan Palabıyıkyan zekası (3 Aralık). + Crash, eski film ama ben ilk kez seyrettim, bugün pek çok bakımdan eskimiş gibi geldi bana. Romanın gerisinde kaldığı çok açık, erotik bir filme dönüşmüş hatta (2 Aralık). + Alois Nebel, Çek animasyonu, iyi bir sanat sineması örneği (1 Aralık).




Related Posts with Thumbnails