![]() |
Her zamanki gibi kim olduklarından çok kim
olabileceklerine dair bir hikâye uyduruyorum. Bana karı-koca gibi geldiler.
Saç kesimlerine, kıyafetlere bakılırsa otuzlu yılların
ortaları olmalı. Sonradan fark ettim, hemen arkadaki çatının üzerinde bir subay
şapkası duruyor. Acaba “teğmenimiz” şapkasız mı görünmek istemişti? Belki de
fotoğrafçının önerisiydi.
Detaylar dönemi fısıldıyor ama asıl hikâye duruşlarında
gizli. Kadın, teftişe hazır bir subay gibi dimdik duruyor, bakışını doğrudan
kameraya yöneltmiş. Erkek ise sanki bilinçli biçimde geri çekilmiş. Kadrajın
merkezini eşine bırakıyor, gözlerini yere indiriyor. Buna karşılık kolunu
eşinin sırtına doğru uzatarak ona hafifçe dokunuyor.
Bu bana sahiplenmekten çok “yakınımda olduğunu bil” dokunuşu
gibi geliyor. Mesafeli ama koruyucu, dönemin alışılmış kadın-erkek rollerine
dair gerginliği biraz olsun yumuşatmaya çalışan bir jest gibi…
Elbette bunların hepsi benim fotoğrafa yüklediğim
anlamlar. Tek kareden hayat okunmaz.
Böyle bir çift olmak kolay olmamalı. Üniformanın
erkeklikle özdeşleştirildiği bir dönemde, bu ikili nereye gitse dikkat çekmiştir.
Kadının askerliği, erkeğin sivilliği, kamusal rolle özel hayatın sürekli
birbirine karıştığı bir ilişki…
Muhtemelen dönüp dönüp bakılmış, “Evde kimin sözü
geçiyor?” türünden ezber şakalar yapılmıştır. İstisnai hayatlar, durmaksızın
kendilerini açıklamak zorunda kalırlar.
Bu fotoğraf da sanki o açıklamalardan birinin tam
öncesinde çekilmiş…

2 yorum:
Yazınızı çok beğendim basarilarinizin devamını dilerim kendi blog sayfama beklerim her zaman
http://yasamatolyesii.blogspot.com
Meraklısı için yazılarımı Facebook üzerinden paylaşıyorum. Bu yazıyı da yakınlarda paylaşmıştım, okuyanlar arasından kimileri yapay zeka yardımıyla ikilinin kim olduğunu tespit etmişler (2026). Erkek, eski Yugoslavya'nın önemli Marksist teorisyenlerinden Edvard Kardelj imiş. Üniformalı kadın ise onun eşi, Sloven Partizan savaşçı ve aktivist Pepca Kardelj… Not olarak düşeyim.
Yorum Gönder