Cumartesi, Nisan 25, 2020

Son Okuduklarım 42


Fournier'in her yazdığını okumuş olabilirim, genel olarak tarzını seviyorum. Geçmişini ve ailesini anlatma cesareti, kurduğu bağlantılarla sağladığı okuma rahatlığı ilgi çekici. Bizde bir benzeri yok ama -kahinlik gibi gözükecekse de- yakın zamanda giderek çoğalan biçimde bu dile yakın duran yazarlarımız olacak. Çünkü beyfendinin zamanın ruhunu taşıdığını düşünüyorum. Bir ölçek itiraf, bir ölçek nostalji, bir ölçek ironi ve kibir... Kuzeyli Annem, adından anlaşılabilir, annesi özelinde kişisel tarihini anlattığı bir başka anlatısı... Hiç uzatmadan, bize çarpıcı "resimler" gösteriyor. Bu göstermek daha çok teşhir anlamında anlaşılmalı...

Nasıl Ölünür, Zola olduğu için okuduğum bir novella (mı demeli)... Bana biraz "gazeteci" havasında bir yorum geldi, edebi değil diyemem ama çok mesaj kaygılı demek istiyorum. Tahkiyeyi unutturamıyor size...

Vasmer'in Kardeşi, bildiğim bir çizgicinin işi değil. Seksenli yıllarda Avrupa'da fotoğrafa dayalı, tempo olarak "daha yavaş" çizgi romanlar üretilmeye başlamıştı. Alışılmadık olduğu için gerçekçi ve daha "sanat" duruyordu. Sonradan anladık ki, o yenilik, çizgi romanın temelini oluşturan ardışıklık olmadıkça faydasızmış. O "fotoğraf" karelerden çıksa çıksa ilüstrasyon çıkıyor.... Vasmer'in Kardeşi, her şeyi anlatmayan, açıklamayan, göstermeyen hikayelerden.. iyi tasarlanmış sayfalarına karşın bu tür hikayeler sizi sarmazsa "sarmayacak"... onu bilerek okumak gerek...

Haram, Arap bir kadın yazar tarafından  cinselliği, tabuları, takıntıları, "ilişkileri" anlatıyor. Kapak resmi şu bakımdan açıklayıcı ...  yasaklanmış, tepki çekmiş olmalı... Oryantal olması, epeyce Fransız durması filan tuhaf gelmedi ama asıl olarak meselesini "tutamıyor" gibi geldi bana, nasıl desem, bazen "deneme" havasına bürünüyor, malumatçı da oluyor filan...



Pereira İddia Ediyor, Tabucchi'nin aynı isimli romanından yapılan bir uyarlama. Sağcı ölçüsünde anti-politik bir gazetecinin, orta yaşlı kültür sanat yönetmeninin her bakımdan uyanışını anlatıyor. Doğrusu, beklemediğim ölçüde başarılı bir uyarlama olmuş, esir olmamış, üstesinden gelmiş. Beğendim. 

Bowie, biyografik bir çizgi roman, müzisyen biyografilerine düşkünüm, farklı bir gözle okudum. Fotoğraf referanslı, çalışılmış, iyi çizilmiş, hepsi tek tek bakıldığından güzel duran ilüstrasyonlar var, sayfaların nasıl göründüğü sorun edilmiş, tasarımına uğraşılmış ama ardışıklık hiç hesap edilmemiş...Bowie için üzülmüyor, sevinmiyor veya onunla özdeşleşemiyoruz, bize bir his geçmiyor... Bir biyografi ve tahkiye değil, bir hayat ve iş dökümü okuyoruz.

Refah Şilebi'nin hikayesi ise ilginç, İngilizlerden denizaltı alıyoruz, ama savaş çıkınca gemiler bize teslim edilmiyor. Denizaltıları almak üzere Refah isimli bir şilep kalifiye bir personelle yola çıkıyor ama kısa süre içinde bugüne kadar hangi ülkeye ait olduğu anlaşılamayan bir denizaltı tarafından batırılıyor. Şilep eski olduğu için saldırı telsizle bildirilemiyor. Mürettebatın ancak küçük bir kısmı kıyılarımıza varabiliyor. Geminin battığı da ancak o zaman anlaşılıyor. İhmal olup olmadığı araştırılıyor, iş mahkemeye ve basına yansıyor. Gemileri teslim etmeyen İngiltere, onlara yakınlaşmamızı istemeyen Almanya suçlanıyor. Eldeki veri ve tahminlere gemiyi batıranların İtalyanlar olduğu düşünülüyor. Refah şilebi kim vurduya gidiyor desek yanlış olmaz. Kitap, sanıyorum tezden devşirildiği için pek iştah açıcı değil, başka türlü kurulabilirmiş diye düşünmeden edemedim.

Stalin'den Mao'ya, anti komünist bir inceleme diye tanımlanabilir. Asıl işi çizerlik olan, çizgi dünyamızda da pek hatırlanmayan Bülent Hikmet Şeren'in kaleminden çıkma... Şeren, kitabı nasıl yazmış doğrusu bilemedim,  kaynakları nedir orası belirsiz, epey bir dedikodu ve ciddiye alınmayacak şeyler anlatıyor ama el hak, hatırı sayılır bir emek var. Kitabın en ilginç yönü, bölüm aralarından kullanılan fıkralar... Kitap,sırf bu yüzden bile ilginç... akademide en azından bir yüksek lisans tezinde soğuk savaş dönemindeki sağcı fıkralar derlense ne güzel olur.


Örnek Suçlar, Max Aub'un şöhretli kitabının yeni bir versiyonu, otuza yakın İlüstrator kitabın bölümlerini "resimlemişler"...bu kadar insan ayrı ayrı yorumlar yapınca "ortak bir görsel dil" oluşamıyor, bir sergi kataloğunu andıran çeşitlilik izliyorsunuz. Tavırdan çok kim neyi, nasıl çizmiş diye bakıyorsunuz... Kitabı çok seviyorum, galiba bana yirmili yaşlarımı hatırlatıyor da...Okumadıysanız, neşesi ve tuhaf karanlığını keşfedin derin. Memet Baydur çevirisidir... 

Gil Elvgren, bizde çok bilinmeyen ama özellikle Amerika'da pin-up girl denince ilk akla gelen bir iki isimden biridir. Hakkındaki kitap, tipik bir Taschen albümü, kısa enformatik bir metinden sonra Elvgren'in çizimleri derlenmiş. Gençliğimde, türe yoğun ilgi gösterdiğim dönemlerde Elvgren'i Alberto Vargas kadar önemsemez, işleriyle pek ilgilenmezdim. Şimdilerde nasıl olup da bugüne kaldığını anlamak için bakıyorum, o bakmanın sonucuyla kitabını da aldım.

Kuyucaklı Yusuf'un Erverdi'nin bir önceki Sabahattin Ali uyarlamasına göre daha hızlı çizildiği anlaşılıyor, bu kadar çizince "el" ve "zihin" bir tempo yakalıyor ve başlangıç noktasından daha iyi bir seviyeye ulaşıyor, sadece desenin değişiminden söz etmiyorum, ardışıklık gelişiyor. Hangi sahneyi nasıl istifleyeceğini, o sahneden sonra hangisinin geleceğini daha kolay hissediyorsunuz. Kuyucaklı Yusuf, roman olarak dağınık, kimi yerleri de mutlaka yeniden yazılması gereken arızalar içerir. Örneğin Yusuf parmağındaki-elindeki sakatlık nedeniyle askere alınmaz ama romanın finalinde o sakatlığına rağmen "kötüleri" kırbaçlar, silahla çat çat indirir. Erverdi, bu sorunu bilerek kurmuş finalini... O bakımdan ayrıca takdir ettim. 

Pazarola Hasan Bey, erken yaşta aramızdan ayrılan Yavuz Selim Karakışla'nın bir çalışması. Geçen yüzyılın başında İstanbul hayatının sembollerinden biri olan özürlü, o günlerin deyişiyle kocakafalı ufak tefek adamın etrafında gelişen popüler edebiyat örneklerini derlemiş. Kitap için çok derinlikli diyemem, güzel bir makale -iktibaslarla- çok uzatılmış gibi duruyor, diğer yandan örneğin mizah dünyasında Hasan Bey ne/nasıl anlatılmış, o faslı pek çalışmamış Hoca... Popüler tarih kitabı yapmak istemiş, yeterli görmüş, öyle anlaşılıyor. 

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails