Perşembe, Nisan 22, 2021

Yeşilçam ve ben

Senaryosunu yazdığım son iş, iki yıl önce mayıs ayında yayımlandı. O günden bu yana üç ayrı sözleşme yaptım, yazmaya devam ediyorum ama kısmet böyleymiş bu akşama kaldık... akademisyenlik, editörlük gibi başka işlerle uğraştım ama hayalini kurduğum senaristliği "yaşayabildiğim" için kendimi şanslı sayıyorum. Lütuf demek daha doğru...

Senaryo bir kılavuzdur, ortaya çıkan dizide çok ama çok insanın emeği olur. Haksızlık ediyor gibi görünmek istemem, ben sadece çok kişisel bir iki not düşeceğim, kendi tarafımdan, kendi dünyamdan bir tını, bir ses paylaşmak gibi düşünün... Nasıl hatırlayacağım Yeşilçam'ı diye düşündüm...Onu yazmak istedim. 

Yeşilçam'ı yazarken zor dönemler geçirdim, babam hastalandı, kanserden vefat etti, annem covid oldu, ondan bana bulaştı... bir daha "asla" demem gereken tatsızlıklar yaşadım, bir his olarak affetmeyeceğim şeylerle karşılaştım... Eskilerin ağzıyla kan, ter, ıstırap ve gözyaşı dolu günler geçti. Teşekkür edeceğim insanlar da var elbette ama onlar zaten yanımda yamacımdalar ve çok değiller... İstediğim an konuşuyorum onlarla.

Yeşilçam'ı daha yazmadan şey demiştim, "bu benim yazdığım en iyi iş olacak", bu hissi halen taşıyorum. Genel olarak yaptığı işlerin tadını çıkarabilen, kutlamasını yapabilen, "oh be" diyebilen biri olamadım. Hep sonraki maçlara geçerim. 

Yine öyle olacak...

Bakalım, derler ya.. Geçtiğimiz pazartesi iki film hikayem Los Angeles'tan okeylendi, bindim bir alamete gidiyorum. 

 

2 yorum:

Tipsiz dedi ki...

Tebrikler.Bir senarist olarak keyifle izledim.Yolunuz açık olsun.

Adsız dedi ki...

Çok mutlu oldum, kutluyorum.
İletişim'deyken Türk Edebiyatına bir çok yazar kazandırdınız.
Şimdi de yurt dışı için yol açıyorsunuz.
Bol şans.

Ağa bir iz düşmüş peşinden gitmek gerekir...
FMY

Related Posts with Thumbnails