Salı, Mayıs 26, 2026

Solak

Evvelsi gün Agah Özgüç’ün “Şiirlerle Sinema” kitabında (Habora, 1966) rastladım. Özgüç, anladığım kadarıyla Yalnızlar Rıhtımı filmini beğenmemiş, şöyle diyor: “Y.R. (1959) şiirsel anlatımı olan filmlerdendir, örneğin yağmurlu sokaklar, ıslak rıhtımlar, bir pavyonda akordiyonistin (Yavuz Yalınkılıç) öldürülüşü… Ne var ki bütün bu ustaca düzenlenmiş şiirli mizansenlere karşılık, filmdeki hikâye solak, kişiler de gerçek dışıdır, olumsuzdur.”

Yerli bulmamış Özgüç, gerçekçi saymamış. Biraz da küçümseyerek üstünü çizmiş gibi geliyor bana. Ben o fasılda değilim. Yağmurlu sokaklar, rıhtımlar, akordeon sesi, pavyonlar… Rekin (Teksoy) abi, kendiyle de tatlı tatlı gırgır geçerek o yıllardaki “Fransız filmi”, “sanat filmi” klişelerini anlatırken hepsini sıralamıştı bir akşam sofrasında. Genç insanlar hepsi, arıyorlar, taklit ediyorlar, başka türlüsünü bilemiyorlar. Üstelik Attila İlhan’ın yazdığı bir senaryodan söz ediyoruz; epey poz, biraz şiir, biraz karanlık romantizm olmayacak da ne olacak? Adam okuduğu dizeyi bitirince kırmızı atkısını geriye savuruyormuş…

Ben başka bir yere takıldım. Alıntıladığım paragrafta “hikâye solak” diyor. Şaşırdım. Muhtemelen “soluk” yazacaktı, dizgi hatası oldu diye düşündüm önce. Sonra durdum. Acaba dedim, gerçekten “solak” mı yazılmıştı? “Solcu”, “fazla sol”, “sakıncalı” gibi imalı bir dil mi kuruluyordu? 1960’ların Türkiyesi’nde insanın aklına her şey geliyor.

Sonra kendi kendime “saçmalama, soluk o soluk” diye gülerek güne devam ettim.

Bazı dönemlerde bazı sözcükler, zamanın ruhunu fazlasıyla taşır. “Cringe”, “cool, “sömürgecilik,”, “yapı”, “patolojik narsist” şimdiki zamanın sözcükleri mesela… Ne olduklarını biliyor, çoğu zaman tartışmıyoruz bile. Altmışlı yıllarda ise “sol” başka türlü yankılanıyordu. Vedat Türkali’nin, Attila İlhan’ın Yeşilçam’da dolaştığı; “sol” kelimesinin bile insanı tedirgin etmeye yettiği zamanlardı bunlar.

Belki gerçekten basit bir matbaa hatasıydı. Belki de değildi. Her iki halde de dizgiyi yapan matbaa işçisini bile endişelendirebilirdi. Maazallah, karakola çekilebilirdi. İnsan bazen eski bir sinema kitabındaki tek bir kelimeden bile memleketin ruh halini sezebiliyor. Hımm.

Böyleyken böyle Romalılar.

Not: Bu yazıyı daha önce yazdığımda şöyle yorumlar yapıldı. Tashih olmadığı, "solak" sözcüğünün gündelik dilde bizatihi olumsuz anlamda kullanıldığı söylendi. Benzer olmasa yakın bir düzlemde soyut denmek istendiği, yanlış yazıldığı da eklendi. Solak sözcüğünün apolitik bir yerden konuşarak "ters" anlamında kullanıldığını sanmıyorum. Külhani ve erkek bir tonla konuşan bir yazarın bağlamı bildiğinden kendimce eminim. Soyut sözcüğünün ise gazetelerde kullanılacak kadar yaygınlaşmasının 1970'lerde yaşandığını düşünüyorum. 

1 yorum:

Sade'Ce dedi ki...

Solak kelimesini "ters" anlamında kullanıyor bazı insanlar.. Solaklığı yanlış bulup düzeltme eğilimi çok fazlaydı o yıllarda. Ondan da olabilir mi acaba?

Related Posts with Thumbnails