![]() |
Birinin başına acı bir şey geldiğinde üzülmekle birlikte
içten içe sevindiğimiz de olur. Başkasının acısı bize kendi durumumuzu
hatırlatır, acımayla birlikte bir üstünlük hissi de verebilir. O üstünlüğün
içinde gülme de vardır, mizah da. Yaşıyoruzdur, rezil olmamışızdır. Hele
trajedi, güçlü ve başına geleni hak ettiğini düşündüğümüz birinin başına
gelmişse haz daha da artar. Hem trajedi sürsün isteriz hem de insani olarak bu
acıyı paylaşırız.
Aldığımız eğitim ve bize doğru diye belletilen iyilik
inancı, başkasının acısından keyif almayı ayıplar. Ama o eğitime ve iyilik
inancına nanik yapmak da içimizden geçer. Üzüntümüzün sahte olması gerekmez;
insan aynı acıya hem üzülüp hem sevinebilir. Trajikomik olan biraz da
hissettiklerimizdir. Birinin düştüğü durumdan gözümüzü alamıyoruzdur ama
kendimizi yalnızca onun için üzülüyor gibi gösteririz, kendimizi de kandırırız.
Sosyal medyada “linç” filan deniyor ya… Trajik kimi
olayları konuşmak için fırsat kollandığını, şehvetle konuşulup kıs kıs da
gülündüğünü, trajedinin mizahileştirildiğini galiba hepimiz fark ediyoruz.
Bazen espri yapmaya bile gerek kalmıyor; acının ayrıntılarını tekrar tekrar
anlatmak, yeni bir ayrıntı bulup dolaşıma sokmak yetiyor. Keder ortaklığı,
revanşizm ve tahkir, garip bir karışım olarak konuşmalarımıza bulaşıyor.
Birinin acısını paylaşıyoruz ama o acının gündemden düşmesini de pek
istemiyoruz.

1 yorum:
Birinin başına acı bir şey gelir ve bir anlığına sevinirsin. Sonra insanlığına söversin. Hani iyi bir insansın? N'oldu? Şu linç denen akım da bir an önce bitsin diye bekliyorum.
Yorum Gönder