Cuma, Temmuz 10, 2020

Güzel Ankara



İnsan doğduğu yeri seçemiyor, bir yerde doğuyor, büyüyoruz, el ekmek tuttuktan, akıl baliğ olduktan sonra bile isteye olabilir, şartlar gereği olabilir, başka yerlere gidiyor, oralarda yaşıyoruz, tercih de ediyoruz diyelim... 

12 yaşımda gördüğüm Sinop, 17 yaşımda gördüğüm Hatay ve İskenderun şehir olarak beni çok etkilemişti... Sonradan anlıyorum ki ikisinde de -orada bulunurken- ruhen büyümüştüm, o yüzden bana farklı gelmişlerdi. Galiba diyorum, esrarlı halleriyle Bursa ya da Eskişehir'de de yaşayabilirdim...
Londra'da, Frankfurt'ta da olabilirdim...Güzel hatırlıyorum oraları. 

Doğma büyüme Ankaralıyım, yaptığım işler nedeniyle ara sıra İstanbul'a gidip gelirim, orada yaşamayı istemedim, ne ki, garip bir tesadüf, soyadı kanunu sırasında Dedem'in bulunduğu yer itibarıyla nüfustaki kütüğüm İstanbul Büyükada...

Ankaralı olduğum için insanlar -hele İstanbul'da- benimle Ankara'yı ve İstanbul'u konuşmak, çekiştirmek isterler...Kütüğümü öğrendiklerinde -hele İstanbullular buna çok şaşırarak-  "bir de Büyükada ha" diye bir tepki verirler... Şehirleri övmenin ve yermenin çok sıkıcı olduğunu söylemem gerekiyor, nereye gitsem bu lakırdı hakkında bir hararet yapmam bekleniyor...Ankara'yı savunmam, İstanbul'u yermem...Of ki of...Bir vaiz gibi aynı meseleyi konuşan insanlara sahiden imreniyorum, aynı oyunu binlerce kez oynayan tiyatro oyuncuları gibiler...

Bunları yazıyorum ama çok değişmeyecek, bu sorular yinelenecek, ben de, aynı cevapları bazen nezaketen, bazen kibirli görünmemek adına tekrarlamaya devam edeceğim. [2017]

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails